23 Şub 2017

Çocuk Büyütürken Yapılabilecek 5 YANLIŞ

Kirlenmek güzeldir ;)

Lohusa dönemimden itibaren çocuk büyütürken yaptığım yanlışları düşündüğümde (hepsini artık unutmak üzere olduğumdan sanırım) hiç hata yapmamışım gibi hissediyorum.

Tamamen unutmadan aklıma gelen ilk 5 tanesini hemen yazmak istiyorum;

1 -  Yatarak Emzirmek

   Genellikle ikinci çocuk da tembellikten olsa gerek başvurulan bir yöntem. İlk çocukta acemilik, korku, endişe kavramları oldukça fazla olduğu için çoğu annenin cesaret edemediği bir yol diyebilirim. Fakat ikinci çocukta "amannn bir şey olmaz. Zaten iki çocuk için gece 6 kere kalkıyorum emzirmeyi de yatarak yapsam ne olacak" mantığıyla ortaya çıkıyor. Ve bel, sırt, kol gibi bir çok ağrının vücuda yerleşmesiyle akıl başa geliyor. Neyse ki bu hatam ikinci çocuk da kısa bir denemeden sonra ilerlemeden son buldu.

2 - Çocuğu Baba ile Paylaşmamak

  Bu da genelde ilk çocuk da yaşanan benden başka kimsecikler çocuğuma iyi bakamaz. Hele baba aslaaa mantığının ortaya çıkardığı bir hatadır. Çocuğu babaya ASLA emanet etmeyen anne 1.yılın sonunda tükenmişlik sendromunun kıyısına gelir. Çünkü yapışık ikiz gibi gezdiği çocuğundan dolayı kendine hiç vakit ayıramaz. "Sen beceremezsin" diye ikna edilen baba ise yardım teklifinde bulunmaz. Çünkü beceremeyeceği konusunda daha en başında anne tarafından ikna edilmiştir. Fakat ikinci çocuk da tecrübeli anne ( yani ben) daha doğumun ilk saatlerinde bebeği babanın kucağına tutturup "eminim babası ile çok iyi anlaşacaktır. Bak babası senin omuzunda nasıl güzel uyuyor, sanki senin kucağındayken daha kolay gaz çıkarıyor ve biliyor musun benden daha iyi alt değiştiriyorsun" moduna kolayca geçebiliyor. Ve bu uygulama çocuğu sadece anne değil baba ile el birliği içinde büyütme konusunda büyük bir adım oluyor.
Not: Ela doğduğundan beri çok rahat babasına bırakıp dışarı çıkabildim. Yeri geldi gece iki çocukla tek başına kalıp benden iyi idare edebildi 😉 Uykuya benimle hazırlanıp babası ile uyuması ise bir anne için büyük bir nimet.

3 - Tek Yatakta 3 Kişi Uyumak

    Bu konu için ilk çocuk veya ikinci çocuk diye ayrım yapamayacağım. Çünkü burada çocuğun karakteri, uykuyu sevmesi ve anne/babanın tutumu önemli. Burada ki en büyük hata "nasılsa büyüdüğünde istesem de yanımda yatmayacak doya doya tadını çıkarayım" mantığına kapılıp yatağı 3 bölmektir. Kimi çocuk büyüdükçe kendiliğinden ayrı odaya alışabilir ama bu bir risktir.
Ela'da yaptığımız bir hataydı "aman ne olacak elbet abisi gibi zamanla odasına alışır" dedik. 4 yaşına geldi hala odasında uyutmak için mücadele ediyoruz. Sabahları üçümüzde kalitesiz uykunun sersemliği ile güne adapte olmaya çalışıyoruz. Neyse ki bu konu da iyi bir ilerleme kaydettik. (daim olur inşallah)
Kimi anne, babayı başka odaya gönderip çocuğuyla uyuyor. Bu daha da büyük hatadır. Karı kocanın zamanla arası açılacağı gibi çocuk da aşırıya kaçan bir anne bağı oluşacaktır. Bu dediğimi, bu uygulamayı yapan anneler ancak çocuk büyüdüğünde anlayabilirler. O yüzden şimdi çok da yorum yapmayım.

4 - Önlerine Seçenek Koymak

   İki çocuğumda da yaşadığım bir sorun giyim konusudur. Kendilerini bildikleri andan itibaren onları birey olarak görüp hep fikirlerini almaya çalıştım. Giyimlerini seçmeleri için fırsat tanıdım. Tanımaz olaydım 😊 Şaka bir yana iki seçenek sunun diyen uzmanlara inat ben istediğinizi giyebilirsiniz dedim. Hatam burada başlıyor. İlk başlarda seçimlerine bende dahil oluyor birlikte karar veriyorduk. Fakat büyüdükçe iş çığırından çıktı ve "ben kendi kararlarımı verebilirim sen karışma anne" denilmeye başlandı. Ve krizlerimiz böylece başlamış oldu. Biri 10 yaşında diğeri 4 yaşında hala en büyük tartışmalarımız kıyafet konusunda çıkıyor. Aldıklarımı beğenmiyorlar alırken yanımda olmak istiyorlar. Hele Ela'yı bıraksam abartısız 7/24 tütü ve gelinlikle gezer. Pijamalarının üstüne de tütü giyip, prenses tacını takıp yatıyor instagramdan (@gulsahonen) takip edenler bilir. Kısaca iki seçenekle sınırlandırmak iyidir. Yine seçimi onlar yapsın ama önlerinde inat edebilecekleri başka seçenekler olmasın.

5- Salonda Çocuğa Yer Ayırmak

   Hamilelikte bütçeleri zorlayarak heyecanla hazırlanan çocuk odaları varken. "gözümün önünde oynasın" mantığı çok yersiz bir davranışmış bunu Ela da anladım. Yağız'da daha sıkı kurallarımız vardı ve sağ olsun ev kurallarına uyardı. Yapısından kaynaklı da olabilir, küçüklükten alıştığı içinde olabilir. Odasında oynar ve odasını kendi toplardı. Fakat Ela hanıma 1 yaşından beri salonda yer verdiğimizden dolayı hala ipin ucunu toplayamadık. Evet artık salonda bir yeri yok kaldırdık. Fakat odasını toplama sorumluluğunu ve oyuncaklarını başka odalara taşımaması gerektiğini kabullendiremedik. Odasında ki dağınıklıktan çok rahatsız olursa eşyalarını ya Yağız'a toplatıyor yada yatağın altına her şeyi tıkıp odasını mis gibi topladığını savunuyor. ( topladım diyorsa toplamıştır asla ikna edemezsiniz) Kendim ettim kendim buldum diyerek Ela'nın odasına girdiğimde
3 maymunu oynayarak girip çıkıyorum.

Bunlar aklımda kalan ve hala beni zorlayan konulardı. Tüm bu yazdıklarımı yapan arkadaşlarımı görünce içimden çocuklar büyüsünde görürsünüz siz demeden geçemiyorum 😊 Biraz tecrübe, biraz deneme yanılma yöntemi ile çocuk büyütmenin yollarını kendimizde buluyoruz işte ;)

Peki sizin "keşke bunu yapmasaydım" dediğiniz hatalarınız var mı?

 





devamı »

21 Şub 2017

Fan Sayfalarındaki Çocuklar

fan sayfaları

Geçen hafta instagram da çok saygı duyduğum bir avukatın bir blogger anne ile tartışmasına şahit oldum. Beni onlar değil de en çok paylaşımların altında ki ufak yaş grubunun yorumları şaşırttı.

Fan gruplarıymış.

Bazılarının profillerine baktım 13-14 yaşlarında ama yaptıkları yorumlar yaşlarında oldukça büyük laflar içeriyor.

Dün yine iki blogger anne arasında tartışma varmış detayları birisi anlattı. Çocuklarının fotoğrafları altına yine fan grupları dediğimiz çocuklar koca koca laflar sıralıyorlar. Hatta bu annelerin bu fan sayfalarında ki çocuklarla whatshap grupları varmış. Bu gruplarda diğer blogger anneler konuşulabiliyor. Ya da bizlerin bilemeyeceği kim bilir neler dönüyor. Aldığı gazla 17 yaşındaki bir kızın diğer fan grubundan 15 yaşında ki bir kızı tehdit ettiğine şahit oldum.

Kaldı ki 15 yaşında ki bir çocuk 3 yaşında ya da daha ufak bir bebeğin neden fanı olur ki? Amaç ne? Korkutucu bir sevgi değil mi bu? Tabii ki sevsinler Ela'yı da sevenler var. Ela için seni takip ediyoruz diyenlerde var. Ama fanı olmak aşırıya kaçmak çok ayrı bir şey. Fan sayfalarının açılmasına izin vermek de çok ayrı bir şey.

Şimdi bu anneler yaptıkları yanlışlara rağmen beni ilgilendirmiyor. Ben sadece şunu belirtmek istiyorum. Beni takip eden, bloğumu okuyan çok sayıda anne veya anne adayı var. Bu yüzden özellikle fikrimi yazmak istiyorum.

Benimde 11 yaşında oğlum var.

Oğlumun takip ettiği youtuber var onu bile araştırıyorum. Elinde akıllı telefon yok. Daha doğrusu 1 ay önce vardı baktık elinden düşürmüyor abartıyor geçici süreliğine elinden aldık. Tableti var ne oyun oynuyor kontrol ediyoruz. Facebook hesabı var kimlerle arkadaş sürekli takip ediyoruz. Arkadaşlarıyla bazı yazışmalarını özellikle okuyorum. Hitap şekilleri, üslubu benim için oldukça önemli.

Özenip instagram hesabı açmıştı açtığı gibi erken daha diyerek kapattırdım. Tüm bu kontrollerime rağmen bu tarz işlere de bulaşabilir. Yapacağım diyen gençlerin önünde durmak artık çok zor. Fakat oturup yanlışları konuşmak, sanal alemin göründüğü gibi olmadığını anlatmak, tanımadığı birine aşırı sevgi veya aşırı öfke beslemenin normal olmadığını açıklamak gerekli diye düşünüyorum.

Tanımadığı insanların çocuklarına, ailelerine ağır laflar söylemenin ya da orada burada yazmanın ağır bedelleri olabileceğini anlatmak zorundayız. Bunları tanımadan o çok güvendiği bloggerların whatshap gruplarından öğrenmemeli. Buna müsaade edilmemeli. Bunun da ucu aile ile olan iletişimden geçiyor. Gizli gizli takip etmeye bile gerek yok. Oturup her şeyi konuşabilen bir ailenin çocuklarında böyle bir sorun olacağını sanmıyorum. Hadi diyelim oldu sağlam aile iletişimi ile büyüyen çocuklar kökleri sağlam ağaca benzer yaprakları zamanla dökülür ama gövdesine hiçbir şey olmaz.

Akıl vermek gibi bir niyetim yok. Geceden beri bu konuya çok takıldım. Blog emek isteyen bir iş. Yazdıkların, yaptıkların kalıcı oluyor. Bu farkı anlamayanlar ile hiç bir zaman uğraşmadım. Fakat instagram gibi mecralar gelip geçici şeyler ve çocukların bu akıma kapılıp gitmelerine içim el vermiyor. Çünkü bu mecralara kapılıp gitmek eğitim döneminde ki çocukların geleceklerini fazlasıyla etkiliyor.

Ben özellikle gördüğüm tüm küçük yaş profillerini şikayet ediyorum. Bir tanesi kapansa o çocuk için kardır. Sanane diyebilirsiniz ama buda benim için bir tür iç rahatlatma diyelim 😊











devamı »

20 Şub 2017

My Little Pony Oyuncakları

My little pony

Ela ile odasında uyuması için anlaşma yaptığımızda; anlaşmaya uyarsa ona istediği bir oyuncağı hediye olarak alabileceğimi söyledim.

Ela benden My Little Pony oyuncakları arasında olan konuşan Cadance prensesini istedi. Bir çok sitede araştırma yaptım ve çok değişken fiyatlar olduğunu gördüğüm bu oyuncağın alımını ertelemiştim.

Bu dönemde karakter dükkanı sitesinin sahibi Burçin Hanım ile tanıştım ve sitesi hakkında detaylı bilgi aldım. Sitenin ismini daha önce duymuştum. Şuan popüler olan tüm çizgi film karakterlerinin ürünlerini karakter dükkanında bulmak mümkün.

Malum çizgi film karakterlerinin ürünleri çok yüksek rakamlara satılıyor. Piyasaya göre ürünler karakter dükkanında biraz daha uygun ve çeşitlilik çok fazla. Mesela Ela için aradığım My Little Pony oyuncağını karakter dükkanında diğer mağazalara göre daha uygun fiyata buldum.
Ücretsiz iade ve kapıda ödeme kolaylığının olması da alışveriş konusunda fazlaca cezbedici geldi.

Karakter dükkanına göz gezdirirken yanımda Ela'da vardı ve Elsa ürünlerini görünce resmen çıldırdı. O ısrarla Elsa çantası istese de ben özellikle Mart ayında doğum günü için parti setlerine baktım.

Siteyi incelerseniz sadece oyuncak değil, nevresim takımları, parti setleri, kostüm gibi bir çok çizgi film karakterine ait ürünleri bulabilirsiniz. Tüm ürünlerin güvenli ve sadece orjinal lisanslı olduğunun da özellikle altını çizmek isterim.

Anneliğimin ilk yılların da çocukların bu kadar karakter hayranlığı yaşamasına çok karşı çıkardım. Oğlum da bu kadar karakter bağımlılığı yoktu sorun yaşamadık fakat Ela Mickey Mouse ile başlayıp sırayla sofia, hello kitty, pony ve elsa gibi karakterlerin hepsiyle resmen iç içe yaşıyor. Mesela Elsa ya hayranlığı 1,5 yıldır var ve daha filmini bu hafta izledi. Etrafında ki ablalarından duyduğu kadarıyla takmış durumdaydı. Yani izlemeden, tanımadan hayran olanlardan 😊 Onun bu karakterler ile bu kadar mutlu oyunlar oynadığını gördükçe benimde düşüncelerim değişmeye başladı.

Kaldı ki Ela kadar benim de inanılmaz derece de barbie bebeklerine hayranlığım var. Babama bir bebek aldırmak için ne taklalar attığımı hala hatırlarım. Bu tutkum geçmedi neyse ki kızım var da oynamaktan geri kalmıyorum.

Tabii yine de abartmadan elimden geldiğince orantıda tutmaya çalışıyorum. Bazı uzmanlar karakter bağımlılığının hayal dünyalarını bitirdiğini söylüyor fakat ben Ela' yı gördükçe buna katılmıyor hayal dünyasının bu karakterler sayesinde en üst seviyeye çıktığını görüyorum 😊

Her şeye rağmen ayarı kaçırmadan ilgisinin olduğu ve sevdiği karakterleri (şiddet içermediği sürece) temin etmekte zarar yok diyerek oyuncak ve ürün seçimlerine elimden geldiğince dikkat etmeye devam edeceğim.

Sevgiler,

Karakter Dükkanı




devamı »

17 Şub 2017

Şafağın Dünyası Davet / Sponsorlar

Cumartesi katıldığım Şafağın Dünyası Etkinliğinden daha önce bahsetmiştim.( TIK TIK)
Bu yazımda da sizlere o gün bizlerle olan değerli sponsorlardan ve ürünlerinden bahsetmek istiyorum. Yanımda Ela olduğu için özellikle kozmetik ürünlerini elinden zor kurtardım. Kalan sağlar bizim diyerek paylaşımlarıma başlayabilirim :)

Pakmaya dan çok güzel bir kutu içerisinde çeşitli pudingler geldi. Çocuklar için hazır puding yerine evde toz pudingleri kullanıyorum ve bu seriden de çikolatalı tarçınlı olana hepimiz bayıldık.


OMO sıvı deterjana geçeli tam 2 ay oldu. Toz deterjanların kumaşların dokularında yapışıp kaldığını duyduğumdan beri sıvı deterjan kullanıyorum. Güzel bir hediye oldu.
Domestos ve Cif ise annemden bana geçen alışkanlık yaptığım ürünlerin başında geliyor.


Gratis paketinden wet n wild rujların 4 renk mat ruj çıktı. Her gün birini sürüyorum kalıcılığı çok iyi ve diğer mat rujlar gibi dudaklarımı aşırı kurutmadı.


Otacı miss gibi meyve kokulu şampuanlar çıkarmış. Saçta kalan kokuya hayran kalacaksınız. Şampuan yanında da bir çok numune ürün vardı. Özellikle el kremine bayıldım.


Bu ürünleri toplu göstermek istedim. Hazır paketli ürünleri önermem mümkün değil. Özellikle hazır çorbaları evde kullanmıyoruz. Fakat Knorr köfte harcı ve tavuk suyu tabletlerini de çok tavsiye etmesem de bende evimde kullanıyorum.
Hazır meyve suyu konusunda da diş hekimimizden ciddi uyarı almıştık fakat Yağız okula giderken ya da yola çıkıldığında kutu veya şişe meyve suyu olarak özellikle Dimes meyve sularını önerebilirim.
Kuyulu Kahve seve seve önerebilirim damak tadınıza renk katacaktır.
"Eskiden şairlerin şiirlerini yazdığı, yazarların romanları için çalışmalar yaptığı , o zaman ki mebuslar Meclisine yakınlığı nedeniyle milletvekillerinin uğrak yeri olan, Ankara'da bulunan ve kahvesi ile meşhur Kuyulu Kahvede içilen kahveler yeniden bizlerle."
Lipton çaylarına da sözüm yok bitki çaylarına kadar hepsini evimde severek kullanıyorum.
Uneller markası ile etkinlik için gönderdikleri hediyeler vasıtasıyla tanıştım. Bu fotoğrafta üzümlü kurabiyede olması gerekiyordu ama dayanamadım bayıla bayıla yedim 😊 hazır kurabiyeler arasında bir kaç marka denemişliğim var ama Uneller in tazeliği beni benden aldı.

Catrice ürünlerini renkli dükkan ve rossmann mağazalarından temin edebilirsiniz. Ruj ve ojesi denediğim kadarıyla gayet başarılı.



SVR ürünlerini yonca kozmetik ten temin edebilirsiniz. Özellikle renkli güneş kremini ilk defa yüzümde denedim oldukça doğal durdu.



Amway markası bizlere glister diş macunu, fırçası, eyeliner, bb krem, vitamin takviyesi ve lipgloss göndermiş. Sadece temizlik ürünlerini denediğim bir markaydı diğer ürünlerini de bu vesile ile denemiş olacağım.


Bal konusunda ciddi derecede hassasım marketlerde satılan ballar yerine bu iş ile uğraşan tanıdıklarımızdan getirtiyorum. Fakat balparmak öyle bir ambalaj hazırlamış ki Ela'nın elinden almam mümkün değil. Elsa karakterli minik tüplerde ki bu balları daha yolda yedi bitirdi.
Günlük kullanıma uygun Apitera zen bal 7'li paket halinde hazırlanmış propolis, zencefil, tarçın, karanfil, karabiber, limon dan oluşuyor ıhlamur içerisinde denedim gayet lezzetli oldu.


Minval yayınları  ve Bebak firmalarına da ayrıca teşekkür ederim.

Ve gelelim Ela'nın yanından ayırmadığı pinkylola çantasına 😊 içine minik tokalar, bilezikler yerleştirmiş yanından ayırmıyor. Artık bütün etkinliklere katılıp onu da blogger yapmak gibi bir niyetim var.

Bu güzel etkinlik için katılan tüm sponsorlara ve Şafak a bir kez daha teşekkür ederim.

Katılan blogger arkadaşlarım;

Arzu Göncü Hangül      www.vanilins.com
Şerife Özbilek               www.begendimpaylastim.blogspot.com
Canan Zerkinli              www.cananzerkinli.com
Duygu Nilgün Çamyar  www.dblogu.blogspot.com
Elmas Koçan                 www.elmaspiriltilari.com
Emel Akan                     www.eymininmutfagindan.blogspot.com
Fatma Doğan                 www.sosyalanneyim.com
Filiz Şahin                     www.makyajkelebegi.com
Gözde İlter                    www.pudrakokusu.com
Gülşah Önen                 www.gulsahonen.com
Gülşen Doğan                www.gulshendogan.com
Hülyanın Beşli              www.hulyaninsirlari.blogspot.com
İlknur Koyuncu Balcı    www.ilknurundunyasi.com
İrem Özker                    www.audreyinsekerleri.blogspot.com
Leyla Kılıç                    www.marindentarifler.com
Selma Mollaoğlu          www.mutfakvetatlar.blogspot.com
Sevda Göksel                www.sevdaninzillisi.blogspot.com
Sibel Yalçın                  www.sibelyalcin.com
Şafak Karadeniz           www.safagindunyasi.com
Yasemin Özer               www.biricitinyeri.blogspot.com








devamı »

14 Şub 2017

Şafağın Dünyası Davet/ Blogger Etkinliği


11 Şubat Cumartesi günü sevgili Şafak ın daveti ile Eresin Taxim Hotel de şahane bir etkinliğe katıldım. Mesafelerden dolayı genelde İstanbul'da olan etkinliklere katılamıyorum. Fakat etkinliğe katılan 20 blogger arkadaşım sosyal medyadan sıkı takip ettiğim kişilerdi ve tanışma fırsatını kaçırmak istemedim. Sağolsun eşimde kendi elleriyle götürdü. Ela'ya rağmen iyi ki gitmişim diyorum.


Masamızı Sosyopix anı kartlarımız ve deniz kokulu taş lar süslüyordu. Ve Ela hepsine sahip çıktı.


Şafak'ın açılış konuşması ile başlayan etkinliğimiz Yonca Kozmetik ten Özlem Hanım'ın bizleri SVR ve MARTIDERM markalarının serum ve diğer ürünleri ile tanıştırmasıyla devam etti.

Revox dan Gamze Hanım; at kuyruğu bitki yağı, at kuyruğu sıvı saç kremi ve kalıntı giderici şampuan hakkında bilgi verdi. Zaten kullanmakta olduğum Revox şampuanının bu ürünleri de inanılmaz hoşuma gitti.

LR iş ortağı olan Fatma Doğan diğer adıyla sosyal annem bizlere ürünlerinden ve iş ortaklığından bahsetti. Bir kadın isterse yapamayacağı iş yok diye özellikle belirtmek istiyorum.

Sunumlardan sonra gayet keyifli sohbetler gerçekleştirdik. Ela'nın üzerime yapışmasına rağmen gerçekten güzel bir gün geçirdik. Özellikle Eresin Hotel'in Taksim gibi bir merkezde olması ulaşım anlamında çok işimize yaradı.

" Eresin Otelleri grubuna bağlı olan İstanbul'un Eresin Taksim Premier otel, iş, kültür ve eğlence merkezi Taksim'de bulunuyor. İstiklal caddesi, Taksim Meydanı, metro, metrobüs ve otobüs durakları sadece 5 dk. lık yürüme mesafesinde olan otelde, zengin açık büfe kahvaltı ve fitness imkanlarını müşterilerine ücretsiz olarak sunmaktadır. Otelin 35 çift kişilik ve 32 ikiz yataklı toplamda 67 odası bulunmaktadır.
Ayrıca otelde misafirler için jakuzi havuzu, buhar odası, masaj odası ve bir spor salonun bulunduğu sağlık kulübü mevcut. Bunun yanı sıra İstanbul'un panaromik manzarasına sahip Teras Restaurant ile Türk ve Akdeniz yemeklerinin özel lezzetlerinin servis edildiği bir restaurant hizmeti de sunulmaktadır."

Otelin konaklama dışında faydalanabileceğiniz"Galata", "Pera", "Taksim" ve "Marmara" isimli 4 adet toplantı salonu bulunmaktadır.

Bu güzel etkinlik daveti için Şafak'a ve destekçisi Alp Tolga Bey'e bir kez daha teşekkürlerimi iletmek isterim.








devamı »
Bumerang - Yazarkafe