31 Ara 2019

Çocuklar Süt Sevmiyor mu?



Dün bir arkadaşıma çaya davetliydim. Öğleden sonra olduğu için çocukları evdeydi. Ben de giderken onların sevebileceği ‘zararsız’ ve lezzetli bir şeyler almak istedim. Ufak tefek atıştırmalık yiyeceklerin yanında marketten en sevdiğim markanın ambalajlı sütünü aldım. Bizim evde çok tüketildiği için sütü artık otomatik alıyorum hiç düşünmeden.

Evlerine gittiğimde arkadaşım torbaları boşaltırken sütleri kendime aldığımı sanınca bayağı şaşırdım. Meğer çocukları süt “sevmezmiş”. Bu aslında onun dediği tabii ama orada bir şey demeden, evde bal, kakao gibi tatlandırıcı bir şeyler olup olmadığını sordum. Kakao poşetini elime aldım ve annemin hazırladığı kakaolu sütü hazırlamaya giriştim.

Benim düşünceme göre, çocuklar bir gıdayı, bir yiyeceği sevmediğinde bu gerçek fikir değil, bir etkilenme veya zorlanma sonucu oluyor. Yani çocuğu yemesi veya içmesi için zorlarsan o çocuk o gıdayı bir daha tüketmeyebiliyor. O yüzden çocukları serbest bırakmak, sıkmamak, o gıdayı farklı türde onlara sevdirmek lazım.

Kakaolu sütlerini ve atıştırmalıklarını hazırlayınca onları çağırdım ve sütle ilgili bir hikaye uydurdum hemen. Sonuç belli; sütlerini bayılarak içtiler. Konu neyi yaptığınızdan çok nasıl yaptığınız. Pazarlamanın önemini buradan anlıyor insan. Arkadaşım şaşkın tabii.
Sohbet ettiğimizde ise çekinerek ambalajlı sütleri pek kullanmak istemediğini söyledi. Nedenini sorduğumda ise besin değeri düşük olduğunu söyledi. Bunu da araştırmadığını, tamamen kendi fikri olduğunu söyledi. Gel bakalım o zaman dedim. Dedikodu yapacağımıza, magazin konuşacağımıza bunu araştıralım dedim. 1-2 saat gezindik yerli ve yabancı sitelerde. Çıkan sonuçlar ise onu şaşırttığı kadar beni de şaşırttı zira bilmediğim bir sürü şey öğrendim. Bu vesileyle arkadaşıma da teşekkür ederim yeni şeyler öğrenmemi sağladığı için.

İlk olarak ambalajlı sütler, şu an ortalıkta gezen çiğ sütlere göre denetimli ve kontrollü olduğu için kesinlikle ama kesinlikle daha güvenli ve sağlıklıymış. Ambalajlı sütler, ısıl İşlem Görmüş İçme Sütleri Tebliği’ne uygun ısıl işlem geçirirler ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından onaylanan tesislerde üretilirmiş.


Isıl işlem, dünya çapında tüm sütlere uygulanan bir yöntemmiş meğer. Bunun amacı, insanlarda ciddi hastalık riski oluşturabilecek etkenlerin tamamen uzaklaştırılmasıymış. Ayrıca besleyiciliğinden ve içeriğindeki vitaminlerinden de herhangi bir kayba uğramazmış. Yani arkadaşımın fikri yanlışmış. Araştırmasak, sorgulamasak yanlış bir fikre inanmaya devam edecekti.

Bu arada aranızda çiğ süt kullanan varsa diye çok ama çok önemli bir bilgi eklemek istiyorum. Çiğ olarak tüketime sunulan açıkta satılan sütler biliyorsunuz sokakta, dükkan önlerinde, mağaza kapılarında filan satılıyor. E tabii soğuk zincir de hak getire! Bu sütlerde soğuk zincir sağlanamadığından, tüketiciye ulaşana kadar geçen taşıma sürecinde toplam bakteri yükü artıyor. Bu zararlı mikroorganizmaların uzaklaştırılması amacıyla evlerde kontrolsüz bir şekilde uzun süre kaynatılıyor ve bu yüzden vitamin-mineral kayıpları ambalajlı sütlere göre daha fazla oluyor.
Aman diyeyim her yerden süt almayın, çiğ süt almayın, denetimden geçmeyen sütü doğal sözüne kanıp eve sokmayın. Çocuklarınızı da onu sevmiyor, bunu sevmiyor diye şartlandırmayın. Sadece neyi nasıl sunacağınızı bilin ve çocuğunuza, yeni şeyler denemesi ve sevmesi için her zaman şans verin. Hepimize örnek ve ders olsun bu deneyim.

Bir boomads advertorial içeriğidir.
devamı »

19 Ara 2019

Altın Hesabı Nasıl Açılır?



Çok sayıda kişi yatırım aracı olarak altını tercih ediyor. Zor günler için birikim yapmanın bir yolu olan altınların evde tutulması ise hırsızlık olayları nedeniyle sakıncalı! Ayrıca evde tutulan altınların zamanla değer kaybetmesi riski de bulunuyor. Bu nedenle altın hesabı açmak hemen herkes için oldukça cazip bir seçeneğe dönüşüyor. Bu noktada altın hesabı açtırmak için hangi banka tercih edilmeli ya da ne yapmak gerekir gibi sorular giriyor.

Altın hesabı açmak için Kuveyttürk Bankası tercih edilebilir. Pek çok kişinin orak tercihi olan bu bankanın birkaç farklı altın hesap türü sunduğunu belirtebiliriz. Bu nedenle herkesin kendi gelir durumunda ya da beklentilerine uygun bir hesap türünü tercih ederek altınlarını değerlendirmesi mümkün olabiliyor. Ayrıca hesap açmak için çok sayıda farklı prosedür ile uğraşılmasına gerek olmuyor. Gayet kolay ve hızlı bir şekilde hesap açılmasını sağlayabilirsiniz.

Altın Hesap Türlerini İnceleyin!

Kuveyttürk bankası internet sitesine tıklamanız durumunda altın hesap türlerini inceleyebilirsiniz. Altın cari hesabı en çok tercih edilenlerden biri oluyor. Bu hesabı açmanız durumunda dilediğiniz zaman altın alım satımı yapabiliyorsunuz. Aynı zamanda minimum işlem limitinin sadece 0.01 gram olması da bu hesap türünün cazip özelliklerinden biridir. Bu hesap bankanın herhangi bir şubesinden açılabildiği gibi mobil şubeden ya da internet şubesinden de açılabiliyor.

Altına altın katılma hesabı bankanın bir diğer hesap türü! Bu hesabı açanlar bir yandan tasarruf elde ederken diğer yandan da kazanç sağlayabiliyor. 1 ay vadeli olarak bu hesabı açmak isteyenler 100 gr altın ile açabiliyor. Bu arada 3 ay ila 1 yıl vade seçeneklerinin olduğunu da belirtelim. Stopaj oranı ise her vade için % 15 düzeyinde…

Kuveyttürk Bankası internet sitesini incelemeniz durumunda bankanın diğer altın hesap türlerine dair detaylı bilgi alabiliyorsunuz. Hangi hesap türünün sizin için çok daha cazip bir seçenek olduğunu kolaylıkla tespit etmek için mutlaka bankanın internet sitesine uğrayın. Altınlarınızın değer kaybetmesini engellemek için harika bir seçenek olan altın hesabı güvenli bir şekilde birikim yapmanızı da sağlıyor.

devamı »

10 Ara 2019

Adet Sancısına Ne İyi Gelir?



Adet kanamaları üreme dönemindeki kadınların yaşadığı doğal ve normal bir olaydır ve yumurtlamanın, gebe kalabilme yetisinin de göstergesidir. Adet dönemleri bazı kadınların hafif ve sorunsuz geçerken, bazıları çoğu kez ağrılı, sancılı birkaç gün geçirir. Genellikle de hafif ağrı kesiciler veya dinlenme ile geçer.

Adet sancısı neden olur?

Adet sancılarının nedeni, her ay rahim içi tabakalarının yenilenmesi ve bir sonraki yumurtalama dönemine hazırlanmasıdır. Yumurtlama döneminde gerçekleşen olası bir döllenme ile oluşan embriyonun rahim içi duvarına tutunabilmesi için rahim duvarı kalınlaşır. Gebelik olmadığı aylarda ise “prostagladin” adlı madde salgılanır ve rahim kasılır ve şiddetli sancılar yaşanır.

Adet sancıları hafifletilebilir!

Adet dönemi ağrıları, sancıları pek çok tıbbi ve doğal yöntemle giderilebilir. Adet ağrılarının giderilmesinde ağrı kesiciler çok etkilidir ve kısa süre içinde de sonuç verir. Bu sorunun ilaçlarla değil de, doğal yöntemlerle hafifletilmesi çok daha doğru olur. Doğal yöntemler genellikle adet sancılarının geçmesine, hafiflemesine yardımcı olabilirken, çok şiddetli ağrılarda tıbbi tedavi için bir sağlık kurumuna başvurmak önerilir.

Adet sancısını hafifleten doğal ve yan etkisiz öneriler

·         Isı
Adet sancılarının kısa sürede doğal olarak geçirmek için ısı, yani sıcaklık önerilir. Bu sebeple de adet döneminde ütü ile ısıtılmış bir havluyu alt karın bölgesine koyup o şekilde beklemek rahatlatır. Isı sayesinde kasılmalar ve sancılar yavaş yavaş azalmaya başlar. Adet dönemi boyunca karın bölgesini olabildiğince sıcak tutmak, kışın kalın giyinmek bu konuda çok işe yarar.

·         Ilık çay
Adet dönemlerinde ılık bitki çayı, sıcak içecekler adet sancısını hafifletici etki gösterir. Bu sebeple de bitki çayı içerek ağrılardan kurtulmak önerilir.

·         Dinlenmek
Dinlenmek, adet sancılarında hafifletici etki gösterir. Adet dönemlerinde fiziksel açıdan zorlayıcı, yorucu etkinlikler sancılarını artırır. Bu nedenle adet dönemi başlamadan birkaç gün önceden adet kanaması bitinceye kadar ağır fiziksel egzersizler,  güce dayalı işlerden uzak durmalı daha çok dinlenmeye zaman ayrılmalıdır.

·         Uzun süre aynı pozisyonda kalmamak
Bir kişinin gün içinde uzun saatler boyunca aynı pozisyonda kalması vücutta ağrı yapar, var olan ağrıları da artırır. Adet dönemlerinde bu etki çok daha yüksek olur. Tüm gün bilgisayar başında oturarak çalışan, ayakta aynı pozisyonda kalarak çalışan kadınların adet dönemleri daha yüksek ağrılı olur. Adet döneminde uzun süre ayakta kalmak ya da uzun süre oturmak yerine gün içinde kısa süreli de olsa uzanarak dinlenmek ve otururken ayakların altına yastık koyarak uzatmak, biraz kalkıp yürümek, hareket etmek sancıları hafifletmeye yardımcı olur.

·         Dengeli ve hafif beslenmek
Tüm vücut sağlığı için her dönemde ve her yaşta sağlıklı, doğal ve dengeli beslenmek önerilir. Çünkü aşırı miktarda yemek, fazla yağlı, tuzlu, şekerli beslenmek vücut sağlığı için zararlıdır ve mideyi çok fazla doldurmak ağrıları, sancıları arttırıcı etki gösterir. Bu bakımdan adet döneminde öğünleri normalden daha hafif tutmak, gün içinde azar azar ve sık sık yemek karın bölgesinde baskı oluşmasını ve ağrıları önleyebilir.

·         E vitamini almak
E vitaminin kasları gevşetici ve sancıları azaltıcı etkisi olduğundan adet döneminde yaşanan sancıları hafifletmek için de E vitamini deposu olan ay çekirdeği, badem, ayçiçek yağı, buğday tohumu, aspir yağı, fındık ve fıstık tüketmek önerilir.

·         A vitamini almak
A vitamininin de vücutta rahatlatıcı etkisi, adet sancılarını hafifletici özelliği vardır. Bu sebeple de adet döneminde sancıları hafifletmek için A vitamini bakımından zengin gıdalar; tatlı patates, havuç, ıspanak, karalahana, bal kabağı, marul, kavun, dolmalık biber, domates, kırmızı biber, pırasa, greyfurt, bezelye, kuşkonmaz, taze fasulye, brüksellahanası, kayısı, maydanoz, nane ve brokoli tüketilmesi önerilir.

Kaynak:

devamı »

22 Eki 2019

Elektrik Süpürgesi Seçimi Nasıl Yapılmalı?


Her evde en sık kullanılan küçük ev aletlerinin başında elektrik süpürgeleri geliyor. Çok sayıda kişinin hemen her gün kullandığı elektrik süpürgelerinin titiz bir şekilde seçilmesi kullanım konforu bakımından büyük önem taşıyor.  Oyuncak elektrik süpürgesi satın alırken nelere dikkat edilmesi gerektiği konusunda pek fikir sahibi olduğumuzdan söz edemeyiz. Bu nedenle sizlere bazı önerilerde bulunacağız.

Öncelikle elektrik süpürgesinin watt gücüne dikkat etmelisiniz. Ancak bu noktada gözden kaçırılan bir detay olduğunu belirtelim. Yüksek watt  gücüne sahip olan elektrik süpürgelerinin performansının da çok yüksek olduğu düşünülüyor. Oysa bu bilginin elektrik süpürgesinin performansı ile ilgili ya da toz alım gücü ile alakalı olmadığını bilmenizde fayda var. Bu değer kullanılan elektrik miktarı ile alakalıdır.

Elektrik Süpürgesi Alırken Bunlara Dikkat!

En çok dikkat etmeniz gereken unsur kullanırken sizi yormayacak olan ve manevra gücü yüksek bir elektrik süpürgesini tercih etmenizdir.  Özellikle her gün elektrik süpürgesi kullananlar için bu detayların çok daha fazla önem taşıdığını belirtelim. Mobilyaların etrafını süpürmekte zorlanmayacağınız bir başlık dizayna sahip olması  ve aynı zamanda farklı başlık seçeneklerini de sizlere sunması ölen taşıyan kriterler arasında yer alıyor. Yenilenen modelleri artık perdelerin üzerindeki tozu almanız için bile ayrı bir başlık seçeneğini sizlere sunabiliyor. Dolayısıyla tercihinizi olabildiğince yeni nesil elektrik süpürgesi modellerinden yana yapmaya özen gösterin.

Süpürgenin sessiz olması da bir diğer önemli özellik olarak karşımıza çıkıyor. Desibeli yüksek bir elektrik süpürgesi kullanırken sizi ve ailenin diğer üyelerini rahatsız edebilir. Tüm bunlarla birlikte seçtiğiniz tasarımın kaç yıl garantili olduğunu da gözden geçirmelisiniz. Garanti süresi en az 2 yıl olan elektrik süpürgesi modellerini tercih etmeye çalışın.  Markanın teknik servis alanının geniş olup olmaması da önem taşıyan bir diğer unsur!

Ekonomik fiyat görmek isteyenler uygun elektrikli süpürge fiyatları için hemen MediaMarkt internet sitesine tıklayabilir. Seçkin markalar tarafından en son teknolojiler kullanılarak geliştirilen elektrik süpürgesi modelleri bu sitede geniş bir seçenek yelpazesi eşliğinde beğeniye sunuluyor. Ürünlerin teknik özellikleri hakkında bilgi sahibi olabileceğiniz sitede kıyaslama yapabilir ve size en uygun olan ürün modelini pratik bir şekilde tespit edebilirsiniz. Ayrıca indirimli olarak satışa sunulan süpürge modellerinin de bulunduğu bilgisini sizlere aktaralım.

devamı »

8 Eki 2019

Beden ve Beyin Dengesi


Eğer ki stres içinde yaşıyorsan bedenin iç ortamının güven ve dengede olduğunu asla söyleyemezsin. Beden stres içinde yaşıyorsa uyumla çalışma halini kaybetmiştir.
Bedenin kendisini eski düzen ve dengesine kavuşturmak için verdiği bir tepki olan stres üç türlüdür:

İlki fiziksel strestir. Bunu örnek kazalar, yaralanmalar olabilir.

Ikincisi kimyasaldır. Bakteriyel, viral hormonal dengesizlikler ya da alkol alımı sonucu vücut dengesinin bozulması gibi...

Üçüncüsü ise psikolojik streslerdir. Anne baba ayrılığı, ailede kayıplar, borçlar, trafik ve internet erişiminden uzak kalmak (hele son dönemlerde) gibi...

Bu gibi durumlarda beden ve beyin dengesini kaybeder.
Sadece düşünmek suretiyle bedeninde stres modunu açabilirsin.
Bir tehlike anında olaydan korunmanın sağlayan stres böyle bir durumda ise tamamen bedensel uyumunu bozar hale gelir. Bedenin stres tepkisini vücudunda açtın/aktive ettiğin andan itibaren onu kapatamazsan , hastalık kapında demektir.

Neden mi?
Çünkü; doğada hiçbir organizma acil durum modunda belirli bir sürenin üzerinde kalamaz.

Insan ise geçmişte canını sıkmış bir hafızasına işlenmiş bir meseleyi sadece "düşündüğü an itibariyle o olay gerçekleşiyor gibi tepki verebilen" bir beyin ve bedenle yaşamaktadır. Kişi, zamanında kendisinde stres tepkisi oluşturmuş olayı sadece düşündüğü anda!! Olay beyninde birdenbire hayat bulur ve o noktada beyni ve bedeni adeta o anı yeniden yaşıyormuş gibi aynı kimyasal tepkiyi verir.
Ne İlginç değil mi; bedenini geçmişi şartlandırıyorsun ve bedenin sadece düşünmenle dengeden çıkıyor!

Insan stres altında ;hayatta kalma durumundayken sahip olduğu büyük korteks yüzünden, sürekli manada olumsuz duygu ve düşünceler oluşturmaya başlar. Duygu ve düşüncelerse hormonal karşılıkları ile insanın kanına karışarak beden kimyasını değiştirirler.
Stres modunu açmanla oluşturduğun kimyaya bağımlı hale gelmen, bu kimyayı oluşturan düşüncelerine bağımlı hale gelmen demektir!

"Nasıl yani, ben duygu ve düşüncelerimi bağımlısı mıyım?" diye düşünebilirsin.

Aynen öyle. Beden mahallinde alıştığım ve bağımlısı haline geldiğim bu kimyayı oluşturan senin duygu ve düşüncelerindir.
Değişme zamanı geldiğinde değişemem en de işte bu bağımlılıklarındandır!!!
Alıntıdır...

Stresin, öfkenin zararlarını aslında hepimiz biliyor ve bize verdiği zararları gözlemleyebiliyoruz. Fakat öfke kontrolü sağlamakta zorluk çektiğimizinde farkındayız. Bu konuda çok fazla türden kitap ve araştırma yazısı okuyorum. Ve hepsinin sonu olumsuz düşüncelerimizin yerine olumlu, pozitif düşünceleri koymak şartına çıkıyor.

Ben bunun çözümünü her duygumu yazmaya başlayarak buldum. Yazdıklarımı okudukça ne gereksiz şeylere öfkeleniyormuşum dediğim bir çok konu oldu. Yazarak sakinleşmekte bana büyük bir artı sağladı. Duygularımı olduğu gibi kabul etmeyi ama en önemlisi de her duygunun gelip geçici olduğu gerçeğini yazarak daha iyi anladım diyebilirim. Beden ve beyin dengesini sağlamak sandığımızdan çok daha önemli diyebilirim. Önce ruhunu iyi et ;)

Bu konuda okuduğum kitapları instagram hesabımda paylaşıyorum fakat bloğumda da mutlaka tavsiye olarak sizlerle paylaşacağım.

instagram: @gulsahonen

sevgiler..



devamı »
Bumerang - Yazarkafe