31 Eki 2015

Bebekler İçin El Yapımı Örgü Battaniye Örnekleri

    Örgü battaniyeler kışların vazgeçilmez aksesuarlarından bir tanesi olmaktadır. Örgü bebek battaniyeleri, bebeklerin kışın ısınması için yapılması amacı dışında bir de bebek yataklarına örtü olması amacı ile hazırlanmaktadır. Bu anlamda birçok çeşitten oluşan battaniye modeli tasarlanmaktadır. Bebek battaniye örnekleri küçük boyutlarda yapıldığı için sıklıkla tercih edilmektedir. Her örnekte olduğu gibi bebek battaniyelerinde de farklı model bulunuyor. Bu modellere göre de işin zorluk derecesi belirlenebiliyor. 
                Tığ işi bebek battaniyeleri, motifli örneklerden oluşmaktadır. Çiçek ve geometrik motifler, bu tasarımlar için en çok kullanılan örnekler arasında yer alıyor. Zikzaklı desenler, yuvarlaklar, kareli desenler, delikli desenler ve çiçekli motifler, tığ işi ile yapılan örneklerden bazıları olmaktadır. Tığ ile yapılan motifler, genellikle çok küçük parçalar şeklinde yapılır. Bu parçalar bitirildikçe birleştirilir. Tığ yardımı ile birbirine eklenerek büyütülen battaniye, bebek büyüdükçe yine büyütülebilir. Bu alanda yapılan kolay şekiller de bulunuyor. Altıgen ve kare şekiller basit tekniklerden sadece ikisidir.

              El yapımı  Bebek battaniye modelleri bir de örgü ile yapılıyor. Örgü yapan kişiler de battaniyeler içerisine desenler ekleyebilir. Bu sayede çok daha renkli ve keyifli bir tasarım oluşturulmuş olacaktır. Desen koymayı bilmeyenler ise kendinden desenli ipleri tercih ederek, keyifli battaniyeler yapabilirler. Bunun dışında bir de hayvan figürlü battaniyeler vardır. Bebek ve çocuklar için genellikle bu tarz battaniyeler daha çok hazırlanmaktadır. Balık, kuş ve kelebek, en kolay tasarlanan modellerdendir. Bunların yapılması için öncelikle bir kağıda şablon çıkarılması gerekir. Daha sonra şişin ve ipin kalınlığı ayarlanarak güzel örnekler çıkarılabilir.
Tunus İşi Bebek Battaniyeleri

Bebek Battaniyesi Yapılışı

                Battaniye denilince akla kare örtüler geliyor. Fakat bebekler için hazırlanan battaniyelerde çok fazla şekil çeşidi de kullanılabiliyor. Özellikle yıldız ve altıgen şekiller, daha farlı modelle ile hazırlanabiliyor. Bunlar dışında birde kapüşonlu battaniye modelleri yapılmaktadır. Bu battaniyeler bebekler için oldukça kullanışlı olmaktadır. Özellikle soğuk havada dışarı çıkması gereken bebek, bere kullanmıyor ise, bu tür battaniyeler sayesinde soğuktan da kolayca korunabilecektir. Örgü ve tığ işi battaniye modellerini, bu alanda becerisi olan her bayan kolaylıkla hazırlayabilir.


devamı »

27 Eki 2015

Çocuklar Neden SIKILIR


çocukların canı neden sıkılır

 10 yıldır anneyim ve çocuklarımın ağzından "anneee" kelimesinden sonra en çok duyduğum sözcük "SIKILDIM".

 Hafta sonu arabaya bindik herkes koltuğuna bağlandı daha otoparktan yeni çıkıyoruz. Ela "anne ben sıkıldım" dedi. Nasıl ya?

 Pazar günü evde keyif yapmak varken kahvaltıdan sonra "nolurrr dışarı çıkalım" diyen çocukları dinleyip sırf onlar eve kapalı kalmasın eğlensin diye apar topar evden çıkıyoruz ama küçük hanım daha arabaya bindiğimiz an "sıkıldım" diyor. Kızım parka gidiyoruz al kitabınla oyna desem de yol boyu takılmış plak gibi "sıkıldım" dedi.

 Yağız Ela bu kadar sıkıldım dediği için sanırım eskisi kadar sık kullanmıyor bu kelimeyi ama onun da sıkıldığını evdeyken sakin sakin dibime yanaşmasından anlıyorum. Tabii büyük olduğu için git odanda kitap okuyup özet yap dediğim de bir nebze de olsa sıkılma süresini aza indirebiliyoruz. Ya da ver eline tablet bak bakalım tüm gün sıkılıyormu? Ama işte mükemmel ebeveyn olma çabamız var ya tv ve tabletten uzak tutuyoruz.

 Yağız daha kontrol edilebilir durum da ama Ela maalesef hep bir etkinlik peşinde. Saklambaç oynayalım, puzzle yapalım, hamur oynayalım derken yine de sıkılacak mutlaka zaman bulabiliyor.

 Hele ki çocuksuz misafir gelsin aman Allah'ım sıkılıp nasıl dikkat çekmeye çalıştığını anlatacak kelime yok. Sonuç misafirim Ela ile oynuyor ben yalnız takılıyorum.

 Ben çocukluğumu hatırlıyorum da misafir gelince mum gibi olurduk. Hatta bir gün önceden annem temizlik yaptığı için evde olağanüstü hal ilan edilir kimse gıkını çıkaramaz eline ekmek alamazdı. Binbir tembihle de misafir geldiği zaman sessizce bir köşede oyun oynardık. Yine de hiç sıkıldığımı hatırlamıyorum.

 Ama bizim annelerimizin bu dönemde ki gibi hadi gel kızım birlikte vakit geçirelim, sinemaya gidelim, evde o kaseden bu kaseye montessori etkinliği yapalım, tel süzgeçe çubuk makarna batıralım diye kendini paraladığını hiç hatırlamıyorum. Yani hiç mükemmel olma çabaları yoktu. Şimdi ki anneler olarak biz yeni nesile ayak uydurmaya çalışıp hep bir tık üste çıkma derdindeyiz. İyi giyinsin, güzel vakit geçirsin, yüzü gülsün, aman ağlamasın derken ipin ucunu kaçırıyor gibiyiz.

 Hele ki benim gibi çalışan anneler aşırı yüklenilen vicdan azaplarını rahatlatmak için hadi bir oyuncak alayım sevinsin ya da o kadar yorgunluğa rağmen yatana kadar oynayım da kaliteli vakit geçirmiş olayım stresine çok fazla giriyoruz.

 Düşününce ne gerek var bu kadar kasmaya diyor insan ama maalesef uygulaması yani annem gibi anne olabilmem bu şartlar altında mümkün değil. Çünkü zamane çocukları da benim çocukluğum gibi değil.

 Şöyle bir düşünüyorum da kızdığım da bir terlik fırlatsam mazallah psikolojisi bozulur gururu zedelenir ileri ki yaşlarına kalacak hasar kalır. Seçme hakkını elinden alsam ben önüne ne koyarsam yiceksin, ne alırsam giyeceksin falan desem öz güveni kaybolur. Öyle insan içinde "sen büyüklerin işine karışma" desem birey olduğunun farkına varmaz hopp yine psikolojisi bozulur. Yeni nesili biz mi böyle yaptık yoksa 21.yüzyıl mı bizi bu hale getirdi pek emin değilim.

 Tek bildiğim özgüveni tavan yapmış evlat yetiştirmek hepimizin boynunun borcu olmuş durumda :) Hal böyle olunca da "çocuklar neden sıkılır" diye düşünmeyi bırakıp sıkılan çocuğu acaba daha nasıl oyalarım diye çözüm bulmakta fayda var lakin bu zamane çocuklarını başka türlü susturmak çok zor.

 Büyüklerin deyimiyle "çak ağzına 2 tane" diyerek öneri de bulunamıyorum çünkü ağza çakmak büyük bir şiddettir :)

 Sevgiler,





devamı »

26 Eki 2015

Pril Bursa Etkinliği


Pril, marka yüzü sevgili Açelya Akkoyun ile cumartesi günü Bursa da blogger arkadaşlarımla güzel bir buluşma ayarladı. Koruparl La Luz cafe de sohbet eşliğinde hepimiz güzel bir öğlen yemeği yedik.

Pril gerçekten çocukluğumuzun markası. Annem bulaşık deterjanı al gel demez direk PRİL al gel derdi. Çocukken biz baloncuklarımızı da suya Pril katarak yapardık. Gözlük camı sildiğimizi bile çok iyi hatırlıyorum.

Açelya Hanım gerçekten çok cana yakın ve içten biri hepimizle tek tek sohbet etti ve bloglarımız hakkında bilgi aldı.


Daha sonra Korupark'ta Bursa nın en hamarat bayanını seçmek için yarışma düzenlendi. Evde bekleyen çocukları düşününce ben maalesef katıladım.


Pril ve Henkel ailesine bu güzel buluşma ve misafirperverlikleri için çok ederim.
İnstagram da #enhamaratbenim etiketiyle tüm fotoğraflarımızı paylaştık.

Cuma günü hafta sonu için isyan yazısı yazıp ( TIK TIK) cumartesi çocukları babaya satıp etkinliğe katılmam pek hoş oldu. Valla ne yalan söyleyim çok da iyi geldi.

Sevgiler,
                                                                      @gulsahonen

devamı »

23 Eki 2015

Çalışan Annenin Haftasonu Klasiği

haftasonu hayali

Cuma günlerini özellikle çalışan anneler olarak pek severiz.

Sabah erken kalması, giyinip koştur koştur evden çıkması yok. Geç saatte uyanıp kahvaltı edecek, sonra kahvesini alıp tv karşısına kurulup zapping yapma hayalleri kurarız. Şahsen ben böyle hayallerle bitiriyorum cuma gününü :)

Sonra ne oluyor?

 Cumartesi sabahın 7 sinde Ela kalkıyor "kalk uykumuz bitti" diyerek başlıyor ağlamaya. Sen içeri gidebilirsin benim daha uykum var desem de ikna olmuyor. Önce beni ve babasını sonra da abisini çıkardığı bin bir türlü arızalarla uyandırıyor sabah 8 de herkes cin gibi oturur vaziyette oluyoruz.

 Bazen babası ben alır içeri giderim sen yat uyu diyor keyifle çekiyorum yorganı üzerime tam gözümü kapatıyorum işte o anda Ela yine tepeme dikiliyor "uykun yok kalk anne" diyor. Uykumun olduğunu ve buna benim karar verebileceğimi açıklamaya çalışırken zaten uyku falan kalmıyor. Bazen inadına yine arkamı dönüp uyumaya çalışıyorum bu seferde "bak çişimi yatağa yaparım çabuk tuvalate götür" diye tehdit ediyor. Tehdide pabuç bırakmam diye artistlik yapıp bir keresinde "yaparsan yap dedim" ve o dakika altına yaptı şimdi sıkıyorsa kalkma. Bu arada ben bakarım diyerek içeri götüren baba çoktannnn koltuk üzerinde 2.uykusuna dalmış oluyor. Beyime laf yok suç Ela da :)) Bazen özenle hazırlanmış kahvaltı masası süprizi de olabiliyor. Hak yememek lazım :)

  Velhasıl böyle başlayan bir hafta sonu tabii ki erken kahvaltı, çamaşır, eşya toplama vs gibi ev koşturmasıyla geçiyor. Ela öğlen uykusu uyur bende işime bakarım desem de öyle olmuyor maalesef hafta sonları Ela ya öğlen uykusu uyutmak deveye hendek atlatmaktan çok daha zor. Yağız kendi kendine oyalanan bir çocuktu ama Ela öyle değil illa oturup oynaman gerekiyor yoksa dikkat çekmek için evde ne varsa dağıtıyor ve huysuzluk çıkarıyor. Mecburen 1 iş yapıp 1 oyun oynuyoruz. Pazar günleri bu koşturmaya birde çocukların yıkanması ve  hafta içi için yapılacak yemek telaşı ekleniyor. Sıkılıyorlar diye de illa dışarı çıkıp hava almaya gidiyoruz.

 Silip süpürme işini mümkün oldukça cuma akşamından yapıyorum ki hafta sonuna biraz bana da vakit kalsın. Buna rağmen yine de hayalimde ki gibi kahvemi alıp koltukta uzanma keyfi süremeden pazartesi geliveriyor.

 Yine de biraz olsun kafa dinlemek için (cumartesi günleri)evde sesli ne kadar alet varsa kapatıp 1 saat kitap okuma molası verdiriyorum. Bende onlarda elinde kitapla 20 dk oyalansalar bana da kar oluyor.

 Çok şükür babamız bayağı destekçi zaten o olmasa bu kadar uzun süre çalışamazdım ya da tımarhaneye kapatılırdım. Artık eskisi kadar tahammül sınırlarım yüksek değil. Çünkü her şeye yetişme kaygısı, çalışıyorum çocuklarımla her anı değerlendirmeliyim vicdanı, dağınıklık önemli değil ama temiz bir ev telaşı benim kadar diğer annelerin de vazgeçemedikleri en önemli huyları diye düşünüyorum. Bu yüzden evde sorumluluk paylaşımı ve babanın desteği her şeyden çok daha önemli.

 Başka türlü cuma günü kurulan hayallerin hafta sonu koşturmaya dönüşmesi çekilmez olurdu. O yüzden ben yarın daha çok yorulacağımı bilsem de bugün kurduğum hafta sonu hayallerimi seviyorum.

Hepinize mutlu bir hafta sonu dilerim.
sevgiler,
                                                                instagram: @gulsahonen

devamı »

21 Eki 2015

Tiyatro ve Çocuk


çocuk tiyatro oyunları

 Tiyatronun çocuk gelişimine katkıları kulak arkası edemeyecek kadar çok güçlü. Ama maalesef kalite zaman geçirme, çocukları eğlendirme, gezmeye götürme denildiğinde aklımıza ilk avm içindeki şişme oyun alanları geliyor.

 Yağız 3 yaşında anaokuluna başladığında sevemediği tek ders DRAMA ydı. Çok şaşırmıştım bir çocuk neden hayal kurduğu, bol bol oyunların oynandığı bir dersi sevmez ki? O dönemde internette bir kaç yazı okumuştum ve sonuç tiyatroya götürmem gerektiğine çıktı. Ne yalan söyleyim o güne kadar tiyatroya bende gitmemiştim. Ve sonra biz belli hafta sonları Bursa devlet tiyatrosunun çocuk oyunlarının sıkı takipçisi olduk. Hiç sıkılıp gidelim dediği olmadı. Bir dönem izlediği oyunları evde de gerçekleştirmeye çalıştı. Oyuncaklarını dizip onlara aynı oyunu sergilemeye çalıştığını da gördüm.

 Bu vesile ile Yağız drama dersine bayağı alışmış oldu :) Yıl sonunda da özgüveni tavan yapmış şekilde sahnede gösteriler yaptı.

 Sonra ne oldu biliyor musunuz? Anaokulun da yapılan sinema günleri nedeniyle tiyatroya değil sinemaya gitmek istemeye başladı. Tiyatrodan da bayağı uzaklaştık. Okulların yaklaşımı bu konu da çok ama çok önemli ama maalesef her okul ve her anne baba tiyatrolara gerekli önemi göstermiyor. Buna bende dahilim katkısına fazlasıyla inandığım halde hafta sonları bir türlü fırsat yaratamıyorum.

 Dün bir mail aldım. Tiyatro alkış ailesi yeni sezon programını ve çocuk tiyatrosu ile ilgili sosyal projelerinin tanıtım videosunu paylaşmışlar. Şahane çocuk oyunları var ama maalesef Atacan Kültür Merkezinde yani İstanbul da. Saat ve oyun bilgileri için sitelerine göz gezdirebilirsiniz. www.tiyatroalkis.com

 Bu vesile ile bende hemen Bursa daki çocuk oyunlarına baktım. Pazar günü Bursa Devlet Tiyatrosunda Sihirli Kapı oyunu var. Ela'yı da bu pazar tiyatro ile tanıştıralım bakalım :)

 Bana tekrar tiyatroyu hatırlattıkları ve gündemime almamı sağladıkları için kendilerine çok teşekkür ediyorum. Onlar bana bende size hatırlatmış olayım :)

 Sizde hemen bu hafta sonu şehrinizde hangi çocuk oyunları sergileniyor bir göz atın belki hep beraber gaza geliriz ve çocuk tiyatrolarının önemini bir kez daha hatırlamış oluruz.

 Videolarını da paylaşmak isterim.


sevgiler,



devamı »

20 Eki 2015

Veli - Öğretmen Sanal Ortamda Buluşuyor

Classloom: Öğretmen ve Velinin
Yeni Sosyal Paylaşım Platformu
classloom
Yoğun ve tempolu kent yaşamının önemli sıkıntılarından biri olan Veli - Öğretmen buluşması sorun olmaktan çıkıyor.
Öğrencilerin okul gelişimlerini düzenli takip etmeyi sağlayan sosyal paylaşım platformu Classloom artık öğretmenlere ve velilere rahat bir nefes aldıracak. Classloom, sosyal medya platformlarının paylaşım konforunu ücretsiz sunmanın yanı sıra, öğrencinin eğitim gündemini ve gelişimini takip etmeye yönelik özellikleriyle farkını ortaya koyuyor.

Ekim 2015, İstanbul – Veli-öğretmen iletişimine verdiği destek ile eğitimde çıta yükseltmeyi hedefleyen Classloom, ücretsiz katılım sistemi ve teknoloji altyapısı ile eğitim sektörüne özel, benzersiz bir sosyal medya platformu olarak üye sayısını hızla artırıyor. Eğitimde kaliteyi hedefleyen öğretmenler ve velilerin vazgeçilmez paylaşım ortamı Classloom beta yayınına Nisan 2015’te başladı. Yeni okul dönemine Beta yayın sürecini tamamlayarak giren Classloom’a beta yayın sürecinde kayıt olan kullanıcı sayısı 3 bine ulaştı.
Classloom’un etkili paylaşım özellikleri ve internetten erişim avantajı, öğretmen ve velilerin yanı sıra okul yönetimleri için de kurum ile veliler arasında güçlü bir köprü oluşturma avantajı sunuyor.
Classloom Kurucusu  Özlem Açıkel Turhan, “Classloom olarak misyonumuz öğretmenlerimizin hayatını kolaylaştırmak, velilerimizi ise okul hayatının bir parçası haline getirmek” dedi. Özlem Turhan, Classloom hakkında şunları söyledi:
“Eğitim dünyasının ayrılmaz ikilisi öğretmen ve veli arasındaki iletişimin, öğrencilerimizin okul başarısında ve geleceğinde pozitif bir rol oynadığına inanıyoruz. Classloom Veli-Öğretmen Bilgi Paylaşım Platformu’nu da bu topluluğa hizmet verebilmek amacıyla hayata geçirdik.

Ülkemizde ilk ve orta öğrenimde yaklaşık 900 bin öğretmenimiz, 16 milyonu aşkın öğrencinin eğitim sorumluluğunu taşıyor. Son derece yoğun ajandası olan bu öğretmenlerimizin ve tabii ki, velilerimizin, öğrencinin gelişimini ve takibini destekleyen performanslı bir platforma gereksinimleri olduğunu gördük. Classloom’u bu doğrultuda tasarladık. Geldiğimiz noktada öğretmen ve velilerimizin Classloom’a yoğun ilgisi ile ev ve okul arasındaki mesafenin öğrenci lehine azaldığını görüyor, bundan büyük memnuniyet duyuyoruz. Bundan sonra Classloom’un eğitim hayatımızın ayrılmaz bir parçası olmasını diliyor, veli ve öğretmenlerimizin katkısıyla eğitimin ortak aklı haline gelmesini arzu ediyoruz.”
Classloom Veli-Öğretmen Bilgi Paylaşım Platformu’nda, üyeler, kreşten 12. sınıfa kadar tüm seviyelerde gruplar kurabiliyor; öğretmenler ve veliler birbirleriyle etkinlik, duyuru, ödev, doküman ve fotoğraf paylaşabiliyor.  Bir kişinin birden fazla grup kurabildiği veya üye olabildiği Classloom’da ayrıca dil kursları, etüt merkezleri veya meslek kursları gibi eğitim odaklı tüm kurumlar için de gruplar açılabilmesi mümkün.
Ayrıca Classloom Blog çocuk ergen gelişimi, eğitimi konusunda birçok öğretmenin ve velinin sorularına yanıt bulabileceği zengin bir bilgi kaynağı olarak uzman görüşleriyle her geçen gün derinleşiyor.

 Sınıfa özel paylaşım platformu
Öğretmenlerin velileri ile sınıflarındaki gündemi paylaşmaları için özel olarak geliştirilmiş fonksiyonlara sahip olan Classloom ile öğretmenler, sınıflarına özel veli grupları kurabiliyor, sınıflarındaki tüm velileri bu gruplara kolayca davet ederek hemen iletişim başlatabiliyor.
Grup içinde paylaşılan her bilgiye sadece grup üyeleri tarafından erişim sağlanıyor. Gruba üye olmayanlar hiçbir içeriği göremiyor.  Öğretmenler gruplarında sınıfları ile ilgili tüm etkinlik, ödev, duyuru, sınav takvimi, belge ve fotoğrafı kaydedebiliyor ve tüm bunları gruba katılan velileri ile paylaşabiliyor.
Paylaşılan etkinlik ödev ve sınav kayıtları grup ajandasına otomatik olarak ekleniyor ve velilerin aylık veya haftalık olarak çocuklarının okul gündemlerini kolaylıkla takip etmeleri sağlanıyor. Birebir çevrimiçi mesajlaşma özelliğine sahip Classloom ile öğretmen velileri ile veya veliler birbirleriyle birebir mesajlaşıp sohbet de edebiliyorlar. Tipik bir sosyal medya duvarı gibi tasarlanan grup duvarına öğretmen ve veliler ileti gönderebiliyor, video link, fotoğraf paylaşabiliyor, kaydedilen iletilere yorum yapıp, beğenebiliyorlar.

 Sosyal medyadan farkı
Classloom’un özel olarak eğitim odaklı tasarlanmış olan uygulama altyapısı onu Facebook ve Whatsup gibi günümüzün popüler paylaşım araçlarından farklı kılıyor.  Veliler, Classloom'un gönderdiği anlık ve haftalık e-postalar ile çocuklarının okulunda olandan bitenden ve gelecek haftanın gündeminden anında haberdar oluyorlar. Buna karşılık ücretsiz bir internet hizmeti olan Classloom, kullanan öğretmen ve velilerin cihazlarına ek herhangi bir yük de getirmiyor. Öğretmenlerin paylaştığı bilgi, belge ve görsel malzeme, Classloom’da, düzenli ve güvenli bir şekilde yedekleniyor. Böylece öğrenciye özel iletişim, belge ve fotoğraf arşivi de tarih ve anahtar kelime bazlı arama fonksiyonları sayesinde gerektiğinde öğretmen ve velinin hızlı erişimine açık oluyor.
Öğretmenler kurdukları grubu “salt okunur” moda getirdiklerinde gruba davet ettikleri veliler herhangi bir kayıt, değişiklik veya silme işlemi yapamıyor. Buna karşılık öğretmenin girdiği her türlü bilgiyi, duyuruyu, sınav, ödev ve etkinlik kaydını görüp, ilişkili belgeleri bilgisayarlarına indirebiliyorlar ve sistem tarafından gönderilen otomatik e-postalarla girilen her türlü kayıttan haberdar olabiliyorlar.
Bir internet uygulaması olan Classloom’a 7/24 erişmek için sadece internet bağlantısına sahip bir bilgisayara veya mobil cihaza sahip olmak yeterli. Classloom bu özelliği ile öğretmene istediği zaman ve istediği ortamda çalışma fırsatı verirken, veliye de çocuğunun okuldaki gelişimini takip etme ve katkıda bulunma olanağı sunuyor.

Ayrıntılı bilgi ve basın ile ilgili her türlü destek için lütfen iletişime geçiniz.
Satiye Ketenci
Classloom İçerik ve İletişim Koordinatörü

Classloom Hakkında ayrıntılı bilgi alabileceğiniz sosyal medya adreslerimiz ve tanıtım videomuza aşağıdan ulaşabilirsiniz.
https://www.youtube.com/watch?v=N2naGlUwy-I

classloom |  blog |  yardım facebook |  twitter |  google+ |  linkedin |  youtube

Basın bültenidir.
devamı »

Çocuklarımızla Cinsellik Hakkında Nasıl Konuşalım?

prof.dr.bengi semerci


Yağız artık 9 yaşında ve merak ettiği şeyler var.Bazen çocuklar soru sorduğunda ne cevap vereceğini nasıl açıklanması gerektiğini bilemeyiz.

Hele ki cinsellik konusu bizim toplumumuzda hep ayıp olarak algılanır.Ben annemle babamla oturup bu konuları konuşmayı bırakın merak ettiğim birşeyi bile sormaya utanırdım.Gerçi şimdiki çocuklar kadar da herşeyi merak etmezdim oda ayrı bir konu :)

Ama zamane çocukları herşeyi açıkça sorabiliyorlar.Ve ayıp sorulmaz öyle şey dediğiniz anda da bunu dışardan yada internetten araştırma yoluna gidecektir.Yağız ın bir kaç araştırmalarına şahit olunca dedim bu böyle olmayacak.Yağız gelip sormuyorsa ben gidip anlatırım.Ama neyi nerden başalyıp anlatırım bilmediğim için araştırma yaparken Prof.Dr.Bengi Semerci nin kitabına denk geldim.Güzel yorumları da okuyunca hemen aldım.

Çocuklar için bir sürü kitap okudum ama bu kitap bambaşka aradığım herşeyi buldum içinde.Çoğu kitap genel olarak bilgi verir ama bu kitapta ben resmen çocukla nasıl konuşulması gerektiğine dair paragraflar buldum.

Çocukların ilk önce "çocuk nasıl doğar "merakını giderdikten sonraki evrede sizi neler beklediğini, nasıl açıklamak gerektiğini detaylı anlatıyor.Kız çocuklarına vücutlarının nasıl gelişeceğini ,adet dönemlerinde neler olacağını ve tüm bunları çocuğunuza nasıl ve ne zaman açıklamanız gerektiğini aklınızda soru kalmadan bu kitaptan öğrenebilirsiniz.

Bununlada bitmiyor ergenlik döneminde karşılaşılacak sorunları açıklamalarıyla anlatılmış.Koruma yöntemlerine kadar her bilgi var.Ve kitabın sonunda Yağız yaşındaki bir çocuğa çizimle anlatılabilincek insan vücudunun evreleri var.

Kısaca ben bu kitaptan çok şey öğrendim.Ve mutlaka her ebeveynin okuması için elimden geldiğince çevremde yayacağım.Benim için zamanın da ve doğru bilgilerle çocuk yetiştirmek herşeyden çok önemli.

Not:Kitap der ki erkek çocuğuyla babası kız çocuğu ile annesi konuşup bilgi vermeli.Kocam nasıl konuşur Yağız la hiç bilemiyorum endişeliyim bu konuda :)

sevgiler,
kitapçıanne



devamı »

ÇATLAYAN DUDAKLAR İÇİN

blistex

Bu resimde gördüğünüz minicik kutu var yaaa süper birşey demedi demeyin :)

Dudaklarım inanılmaz kuruyup çatlıyor ve bendede yolma huyum var yoluncada yara oluyor nefret ediyorum o görüntüden acısı da cabası...Babam küçüklüğümden beri yolma dudaklarını kesecekler yoksa diyerek beni korkuturdu ama asla vazgeçemedim bu pis huyumdan.

Bir arkadaşım çantasından çıkarıp vermişti bu kremi çok işe yarayacağını düşünmemiştim ama inanılmaz iyi geldi baştan yakıyor sanırsın ki dudakların şişiyor ama sonrasında pürüzsüz bir hal alıyor ne yara kalıyor ne kabuk ne iz. Bu ürün whatsons mağazasından 10tl gibi br rakama aldım çokda bereketli çabuk bitmesi mümkün değil.Aynı ürünün başka modelleride varmış onlara da bakılabilinir.

Birde benden pazarlamacı olmaz derim hiçte bile olurmuş valla az daha çalışsam kıvırırım şuan farkettim :)

sevgiler..
devamı »

19 Eki 2015

Ela 31 Aylık


profosyenel fotoğraf çekimi
Fotoğraf: Ali Rıza Özer
 Uzun zamandır Ela'nın ay dönemleri yazısını yazmıyordum. 30 aylıktan sonrası bana çok garip geldi sanki birden büyümüş gibi.

 20 li aylar iyidi halbu ki :) 2 yaş sendromlarının tavan yaptığı bir döneme girince neyi nasıl yapacağını bilemiyor bazen insan.

 Bizde tam öyle bir dönemdeyiz. İstediği olmayınca direk yere kapanıp ağlıyor. İstediği şeyi neden yapamadığımı gözlerinin içine bakarak açıklıyor sonra ağlamaya devam ediyorsa bırakıyorum tek başına. Bir kaç dk sonra gelip "tamam anne ağladım bitti" diyor. Eskiden daha uzun süre ağlardı en azından o süre biraz kısaldı ona şükrediyorum.

 Dil gelişimi hakkında tek yazabileceğim şey hiç susmuyor :)"bence", "özür dilerim", "teşekkür ederim","verirmisin","alırmısın","oynayabilirmiyim" gibi kelimeleri çok güzel yerlerine göre kullanabiliyor.

 Çok güzel kalem tutup resim yapmaya başladı. Kalemi Yağız gibi tutuyor ve karalama değil resim çizmeye çalışıyor. Harf öğretmiyorum ama abisinden gördüğü için adının harflerini yazabiliyor.

çocuklar nasıl kalem tutar

Evcilik oynama merakı iyice arttı. Tüm aileye zorla evcilik oynatıyor. En sevdiğimiz oyuncağımız ise bayram harçlıkları ile aldığı barbie ve tuvaleti :)

oyuncak bebek

Her şeyi kendi yapmak istediği bir dönemdeyiz. Ayakkabının ipini bağlamak için bile kriz yaratabiliyor. Mümkün olduğunca müdahale etmemeye çalışıyorum ama sabahları sabır sınırlarımız bayağı zorlanabiliyor :)

Sürekli bir iş yaparken "başarabiliyorum" cümlesini kullanıyor. O bu kadar hevesli iken elinden hiç bir şey almadan ya da müdahale etmeden desteklemeye çalışıyorum. 

Hala uyku problemimiz var. İstediği bir oyuncağı alarak odasında uyumasını sağladık sayılır. Ama hala gece 1 itibariyle yanımıza geliyor. Bu konu da yoğun çaba içerisindeyim. Sonuçlandığın da "yatağımı nasıl kurtardım" diye bir yazı yazacağım :)) Kısmet olur inşallah :)

Abisi ile çok güzel oynuyor. Yağız bebekliğinde bukadar oynanamıştır ufak bir çocukla ama Ela nın eline düşünce mecbur oynuyor. Yağız a bu konu da "kardeşine bak" gibi bir sorumluluk çok zorda kalmadığım sürece yüklemiyorum. Çünkü ileri de biliyorum ki "hep kardeşimi bana baktırıyorsunuz" diyecek bizzat bunu yaşamış biriyim :)

Boy gelişimi iyi ama maalesef kg hala almıyor evet sağlıklı o yüzden çok problem etmiyorum. Ama bu kadar yemek yemeğe nasıl kg almıyor merak ediyorum.

Yoğun bir taklit dönemi içinde; durduk yere gelip gözlerimin alına kapatıcı sürermisin diyor. Muhtemelen makyaj yaparken dikkat ediyor. Bebeklerine sürekli "söz dinleyin" diyerek fırça atıyor. "Söz dinler misin" kelimesini çok kullanıyorum sanırım onu fark ediyorum. Kızdığın da "ağzına burnuna çarparım" diyor valla bunu kimden duydu bilmiyorum :)

İnternetten topladığım 31 aylık bebek gelişimi bilgileri aşağıdadır;

·         Bebeğiniz gün içinde yapılan rutin işleri anlar, başkalarına nasıl davranması gerektiğini de sizden öğrenir. Ev işlerine yardım etmek ister.
·         Bebeğiniz bu aylarda duyguları idrak etmeye başlar. Annesinin neden kızgın, babasının neden üzgün olduğunu merak eder. Hissetmenin doğal olduğunu ve bunu herkesin yaptığını ona açıklayın. Yaşıtı bir çocuk ağlıyorsa, bunun neden olabileceğini ona basit şekilde açıklayın.
·         Empati duygusunun gelişmesi için bebeğinize örnek olun. Ona güven verin, koruyup sevdiğinizi belli edin. Birine yardım etmeyi, nazik olmayı, güler yüzlü olmayı, teşekkür etmeyi, lütfen demeyi sizden öğrenir. Sizi taklit etmeye devam edecektir.
·         Ona sevgi göstermeniz, güven vermeniz, emniyete almanız temelde iyi ve mutlu bir çocuk olmasını sağlar. Bunları yaptıysanız, aile üyelerinin onu koruyup sevdiğini anlar, bilir. Sevgi ve güveni anlar.
Sesler ve Konuşma
·         Bebeğiniz artık çoğul sözcükler kullanmaya başlamıştır.
·         Bebeğiniz yaklaşık (fazla ya da az) 300 sözcük bilir.
·         Bebeğiniz olayları sırasıyla anlatabilir, yaşını ve cinsiyetini bilir.
Sosyal Yetenekler
·         Bebeğinizin ağlama krizleri ve yabancılara soğukluğu azalır.
·         Gözlüğünüz ya da çantanız, onun gözünde yetişkin olmayı simgeler ve çok hoşlanır. Bu tür oyunlar hayatı anlamasına yardımcı olur. Oyuncaklarıyla sizi ve ev işlerini taklit eder. Rol yapmayı sever ve dener. Bunun için ona kendi eşyalarınızı ödünç verebilirsiniz.
·         Ev işlerini taklit almak en sevdiği rol model oyunlardan biri olduğu için erişkin biri gibi yemek yapmayı, temizlik yapmayı ister. Oyun, onun dünyayı anlamasının en iyi yoludur. Herhangi bir oyun grubunda ya da oyun merkezinde, evcilik köşesi daima en gözde olandır.
·         Bebeğinizin yetişkinleri taklit ederek rol yapması, kendini başkasının yerine koyması, en önemli oyunlardan biridir. Gözlemlediği hemen herkesin rollerini deneyecektir. Yetişkin rollerine bürünmek hoşuna gider, ama çeşitli meslek gruplarının kimliklerine bürünmek, örneğin asker ya da hostes olmakla ilgilenmezler. Bunu yerine eski bir çantanızı, gözlüğünüzü, ayakkabınızı ona verebilirsiniz. Bu tür roller hayatı keşfetmesine ve hayal gücünün doğru biçimde gelişmesine olanak sağlar.
·         Bu aylarda bebeğiniz suçluluk duygusu geliştirir, suçunu sahiplenir.
·         Yine bu aylarda oyun grubu içinde, sevdiği bir arkadaş edinmesi normaldir. Oyun oynarken işbirliği yapabilir, oyuncaklarını paylaşır. Buna rağmen kıskançlık belirtileri de fazla olabilir.

NOT: Çocukları birbiriyle kıyaslamaya gerek yok. Çünkü her çocuğun gelişimi farklıdır. 

Sevgiler,

Bizi takip edin ;)












devamı »

16 Eki 2015

Lütfen Benimle Alay Etme ! (Konuk Yazar)

Bu hafta ki konuk yazarım siyahanne
Çocukların birbiri ile alay etme konusu Yağız ile en sık konuştumuz konulardan birisidir.
Nagihan da bu durumu çok güzel kaleme almış. 
keyifli okumalar ;)

siyahanne

 Çocukların gerçek hayatla yüzleşmeye başladığı yer okuldur. Orada ailesinden uzak, sadece arkadaşlarıyla baş başa kalır ve bazen çocuklar arasında hoş olmayan davranışlar olur.

 Aslında hepimiz okul döneminde yaşamışızdır. Çalışkan olana ‘inek’, dersleri kötü olana ‘tembel teneke’, gözlüklü olana ‘dörtgöz’ lakapları hemen yapıştırılır. Belki biz de bu kelimeleri kullanarak arkadaşlarımızla dalga geçtik belki de dalga geçildik…

 Kendimden örnek vermem gerekirse; Ben, dişlerim yüzünden dalga geçilen kısımdaydım. Gece uyurken dilimi dişlerimin arkasına koyarak ileri itilmesine sebep olmuştum. Zamanla daha belirgin hale getirip böylelikle ‘Dişlek’ grubuna girmiştim.

 Okulda ayrı, mahallede ayrı dalga geçiliyordum. Bakkala gittiğimde bütün çocuklar etrafımı sarar ‘dişlek tavşan’ gibi cümleler kurar, devamlı tekrarlayıp gülerlerdi. Taki ben bakkaldan eve dönene kadar. Ne kadar üzülürdüm, eve gidince hıçkıra hıçkıra ağlardım annemde bu halime üzülür kimler benimle dalga geçtiyse tek tek annelerine gider konuşurdu.

 Daha sonra annem ve babam bu halime üzülerek bana ‘tel tedavisi’ uygulatmaya karar verdiler. Bu kararı bana söylediklerinde bu seferde dişlerim de tel var diye benimle dalga geçecekler diye ağladığımı çok iyi hatırlıyorum.  Sonra tam 7 yıl boyunca tel kullandım ve dümdüz dişlere sahip oldum. Benim şansım da buydu, en azından düzeltilebilir bir kusurum vardı.

Tam tersi de olabilirdi…

 Çocuklarımıza insanlarla dalga geçmenin ne kadar kötü bir şey olduğunu, onlara acı verdiğini ve eğer birinin kusuru varsa onu yüzüne vurmaması gerektiğini anlatmalıyız. Daha doğrusu dalga geçilen ne ise onun kusur değil o insanın bir özelliği olarak kabul etmesini benimsetmeliyiz.

 Eğer dalga geçilen çocuğunuz ise, ‘Boşver, seni kıskanıyorlar ondan seninle uğraşıyorlar’ demenin  de yanlış bir şey olduğunu okumuştum. Bence de bu cümle çocuğunuzu baştan savdığınızı gösteren bir cümledir. Eğer öyle bir durum varsa çocuğunuzla oturup dalga geçilen konunun ne olduğunu? Eğer telafi olabilecek bir şey varsa, elinizden geleni yapacağınızı anlatıp çocuğunuza güven sağlayabilirsiniz. Okul içindeyse öğretmeniyle konuşarak. Çocuğunuzu hedef göstermeden, genel olarak sınıftaki çocukları bilgilendirmesini sağlayabilirsiniz.

 Böyle durumlarda lütfen ‘çocuk onlar, olur öyle’ , ‘büyüyünce yapmazlar’ gibi yanlış yanılgılara kapılmayın ve unutmayın ki yetişkinliğin temelleri, çocukluk döneminde atılır.


Sevgiler…
Siyahanne

devamı »

15 Eki 2015

Niyet


Allah niyetine göre verir

Allah bütün hazinelerinin anahtarını eline verdi. Dilediğin zaman kapılarını dua anahtarı ile açarsın. Dilediğin zaman semanın kapılarını açar, ölü toprağa hayat veren yağmurları indirirsin. Fakat istediğin şeyin hemen yerine gelmemesinden endişe edip umutsuzluğa düşme. Allah sorundan önce çözümü hazırlar.

Bazen hayat hayallerini alır elinden… Demek ki Allah sesini duymak istedi. Kalbini ve elini açarsın hemen ve sığınırsın seni yoktan var eden Hâlik'e. İşte bu buluşma ne güzel bir buluşmadır… Kalbin gerçek aşkına kavuştuğu andır.
O'nun vermesi senin niyetine göredir.

Biten bir şey için üzülme, kader sana daha iyisini hazırlamıştır; sadece zihnin geçmişe takılı bırakmak ister seni. Artık her şeyin farkındasın. Şükret ve yoluna aşk ile devam et…
(tanıtım bülteninden)


 Kitap okumak başlı başına bana huzur veriyorken bu kitap beni daha başka bir huzurla buluşturdu.
İlk kitabını da tesadüf almıştım. Yazarı kimdir, necidir araştırmadan okumaya başladım. Her sayfa ayrı bir huzur verdi. Hatta okuduktan sonra başka bir arkadaşıma verdim onun da annesi habersiz başka birine vermiş ve kitap ceza evinde ki bir mahkuma kadar ulaşmış. İyi dilekleri, güzel duaları ulaştı bana şaşırdım.
İkinci kitabı geçtiğimiz hafta içim sıkılırken yemek paydosun da gittim aldım. Kitabı bitirdiğim de içimde ki sıkıntının yerinde ayrı bir huzur vardı. Bunun tarifi yok sanırım. Biri karşımda bunları okusa anlatsa bu kadar etkilenir miyim bilmiyorum.


Tek bildiğim bana apayrı bir huzur verdiği. Kitabın öyle konusu falan yok. Sıkıntında, bir şeyi çok istediğin de, üzüldüğün de, haksızlığa uğradığın da "Allah de Ötesini Bırak" diyor. Dua etmenin nasıl iç rahatlattığını hatırlatıyor. Ve insanın kalbinde ki "niyet" her şey den önemli diyor.

Güzel dualara, dileklere ihtiyacımız olan bu zor günlerde bu kitabı okumak hepinize iyi gelebilir.

Sevgiler,

devamı »

13 Eki 2015

Doğru Yok Her şey Karışık


türk bayrağı

 Bir sürü şey yazasım var. Ama içimden de çok gelmiyor bir şey yapmak. Ülkenin halinimi yazayım. Dağılmış düşüncelerimi mi?

 Haberleri izlemekten nasıl yorulduğumu mu? Her ağlayan cenaze yakınıyla ağladığımı mı?

 Israrla da izliyorum haberleri moralim bozulmasın diye kanalı değiştirmiyorum. Kaçmıyorum ülkem de yaşananları izlemekten.

 Haberleri izlerken çok üzülüyorum yazık günah diyorum sonra bir bakıyorum cenazeler de tabutlar pkk bayraklarına sarılmış. "E bu kız barış için ölmemişmiydi yaaa" demeden alamıyorum kendimi. İyi olmuş demiyorum tabii ki de barış mitinginde neden hiç türk bayrağı yok ona takılıyorum.
Sonra patlama olan alana bakıyorum o kadar işlek bir alanda nasıl güvenlik sağlanamaz şaşırıyorum.
Kızıyorum sonra artık hepimizin kafasını bulandırdılar.
Neye üzülüp neye sevineceğimizi şaşırdık.
Kim neyi hak ediyor göremez bilemez olduk.
İki parti sürekli birbirini suçluyor. Daha dün bunlar elele kol kola değilmiydiler ben mi yanlış hatırlıyorum?
Kim doğru kim yanlış seçemez olduk. Daha doğrusu seçebiliyoruz da bir halt yapamıyoruz.
Bu rant kavgası için daha ne kadar kan akacak bilen yok.
1 Kasım da görüşeceğiz diyor herkes bu kadar akıl oyunları oynanan bir ülkede ne göreceğiz bakalım merak ediyorum.
Ama her şey den çok bu topraklar da çocuklarımın geleceği var mı onu merak ediyorum.

Sevmem ben beddua etmeyi ama haberleri izlerken ağzımdan kaçıveriyor. Biz bu dünya da adaleti sağlayamıyoruz ya öteki dünya da inşallah hak eden hak ettiğini bulacak.

 En yakın arkadaşım da evlendi hafta sonu çünkü hayat her şeye rağmen devam ediyor. Mutlu olsunlar inşallah 3 te çocuk yapsınlar. Devlet 3. çocuğa 900tl veriyormuş. Bu para hayat kurtarır.

 Ela nın da yüzü gözü şişti. Bize göre böcek ya da sinek ısırması büyüklere göre "nazar değdi" çocuğa. İnstagram da çok video paylaştığım için olmuş meğer öyle dediler. Hiç te inanmam ama neysee. Kendiliğinden indi geçti şükür.

 Yağız da ateşli soğuk algınlığı başlangıcı sanırım. Daha yeni yazmıştım halbuki hastalanmasın diye taktiklerimi ama sökmedi demek. İyileşir ne olacak. Allah yeter ki yokluğunu göstermesin.

 Öyle karışık işte kafam.

 Bir tarafım normal hayatına devam ediyor diğer tarafım olan biteni algılamaya çalışıyor.

 Pkk paçavrası sarılı tabutların içindekilere üzülmüyorum. Masum olanlar için ise içim kan ağlıyor.

Kimse kimseyi üzülüyor üzülmüyor diye de yargılamasın artık. Bir bak bakalım senin kafan net mi her şey göründüğü gibi mi? Kim kimi kandırıyor önce bir idrak etmek gerekli diye düşünüyorum.

 Sahi barış mitinginde neden hiç TÜRK BAYRAĞI yok ya da ben mi görmedim?

 Suçsuz yere şehit olduklarından tek emin olduğum askerlerimize de Allah tan rahmet diliyorum.

sevgiler diyeyim ben yine belki evrene küçükte olsa sevgi msjı vermiş olurum.

Gülşah
devamı »

9 Eki 2015

Çocuğuma Nasıl Uyku Eğitimi Vermeliyim? ( Konuk Yazar)

 Bu hafta ki konuk yazarımız anneansiklopedisi bloğunun yazarı Seval Aksu Demir.

 Seval; uyku eğitimi yazısını çok güzel detaylı bir şekilde yazmış. 2.çocukta sınıfta kaldığım tek konu bu sanırım :) 
 anneansiklopedisi konuk yazar

  Uyku eğitimindeki asıl amaç, bebeğin ayakta sallanmadan veya kucakta yatırılmadan yatağında kendi kendine uyumasını sağlamaktır.  Uyku eğitimine 4. aydan itibaren başlayabilirsiniz!

Bebeğinizin 4. ayından itibaren uyku eğitimi verebilirsiniz. Ne kadar küçük yaşta eğitim verilirse o kadar çabuk atlatabilirsiniz bu dönemi, aksi halde 2 yaşından sonra uyku eğitimi vermek zor olabilir.
 
Uyku eğitimi vermeden önce bebeğinizin herhangi bir rahatsızlığı olmamasına dikkat etmelisiniz. Bunun için çocuğunuzu bir doktor kontrolünden geçirmenizi öneririm. Örneğin, yeni diş çıkarma döneminde olan bir bebeğe uyku eğitimi vermeniz, hem sizin hem de onun açısından zor olabilir.
 
Uyku eğitiminde de çeşitli yollar vardır
 Farklı uzmanların anlatımıyla çeşit çeşit uyku eğitimi mevcut fakat asıl önemli olan sizin kararlılığınız ve bebeğinizin hazır olmasıdır. Her çocuk farklı yapıya sahip olduğu için, her yöntem her çocuğa uygulanamaz.
 
 Yukarıda da bahsettiğim gibi işe önce doktora danışarak başlamalısınız. Eğer doktorunuz da uygun görürse ve herhangi bir rahatsızlık söz konusu değilse önce kararlı olup ilk geceden başlayabilirsiniz.
 
 Kesin kararlı olmanız ilk kural. Sabırlı davranmak da işinizi kolaylaştırabilir. Belli bir rutini sürdürmek faydalı olabilir. Her gece aynı saatte odasına götürebilir, pijamalarını giydirip dişlerini fırçaladıktan sonra onunla konuşabilirsiniz. Yaşı kaç olursa olsun sizi anladığını unutmayın ve onunla her şeyi konuşun. Yatağına yatırdıktan sonra asla odadan çıkmayın, gözle temas etmeden uyumasını bekleyebilirsiniz. Eğer yatmayıp ağlıyorsa kucağınıza almadan saçını okşayabilir onu sakinleştirebilirsiniz. 1 hafta içinde bu rutine alıştığını göreceksiniz.
Yatağının yanında oturup uyumasını bekleyebilirsiniz. Artık iyice sakinleştiğine ve reddetmeden uykuya geçtiğine emin olduktan sonra oturma yerinizi günden güne yatağından uzaklaştırın ve en sonunda yatağına yatırdıktan sonra odadan çıkın. İlk günden odasına götürüp çıkarsanız ve onu ağlarken bırakırsanız güven kaybı, korku yaşarsınız bu da daha eğitimin ilk gününden başarısızlığa yol açar. Dediğim gibi annenin tutumudur aslında burada işe yarayacak olan. Ve yine sabır en büyük göstergedir. Sabırla ve kararlılıklara doğru adımları atarak uyku eğitimi sürecini başarıyla tamamlayabilirsiniz.

Uyku eğitimi verirken yapmamanız gerekenler;
 Asla sert bir tavırla yaklaşmayın, bu durum bebeğinizi korkutabilir. İlk zamanlar odasında tek başına bırakmayın. Kendisini güvende hissetmesi onun kendi kendine uyumasını kolaylaştıracaktır. Kendinizden uzaklaştırmayın! Bazı ebeveynler uyku eğitimi görevini babaya devrediyor, bu durum bebeğinizin size olan güvenini sarsabilir. Annesinin yanında olduğunu ve ona destek olduğunu anlayan bebek bu duruma daha kolay alışabilir.
 
Emin adımlar ve doğru bilgilerle bu dönemi çok rahat atlatabilirsiniz.
 
Mutlu anneler, mutlu bebekler!

Sevgiler!

Seval Aksu Demir
anneansiklopedisi@gmail.com


devamı »

8 Eki 2015

Şirinler İstanbul'da Şirinliyor!



 22-25 Ekim tarihlerindeZorlu Performans Sanatları Merkezi’nde gerçekleşecek dünyaca ünlü Şirinler Live On Stage Müzikali biletleri Biletix’te.
Evrim Akın’ın Şirine’yi, Aydın Kurtoğlu’nun Somurtkan Şirin’i seslendirdiği Şirinler Live on Stagedekorasyonu ve muhteşem müzikleriyle İstanbullulara özel bir deneyim yaşatacak.

“Eğer iyi bir çocuk olursanız siz de Şirinler'i görebilirsiniz”

Şirinler’in yaratıcısı Peyo’nun kızı,IMPS’in Başkanı ve CEO’su VéroniqueCulliford yaptığı açıklamada; "Şirinler Live on Stage'in İstanbul'da sahnelenecek olması müthiş bir haber. Dubai'deki Premiere gerçekten inanılmazdı, oyuncuların yeteneklerinden ve tümüyle Show'un kalitesinden çok etkinlendim. İzleyiciler hikâyenin büyüsüne kendilerini kaptırıp gidecekler, bu da tam babamın küçük Şirinleri’ni görmek istediği yer." dedi.
Show ile ilgili bilgi veren Vitamin Marketing Yönetici Ortağı Merve Berker, Şirinler Live On StageMüzikali’nin dünya turu kapsamında Singapur’dan sonraki durağının Türkiye olacağını belirterek müzikalin muhteşem sahne şovları ve eğlenceli müzikleriyle İstanbullu çocuklara ve çocukluğunda iyi çocuk olup Şirinler’i görebilen herkese unutulmaz anlar yaşatacağını söyledi.
Berker; “Her Şirin karakterinin içinde kendinizden bir parça bulabileceğiniz 7’den 70’e herkese hitap eden; Şirinler Live On Stage’de; Şirin Baba, Şirine, Somurtkan Şirin, Güçlü Şirin, Süslü Şirin ve Gözlüklü Şirin karakterleriyle siz de çocuklarınızla çocuk olacaksınız” dedi.

7’den 70’e neşe dolu bir gün!

Her yaştan izleyicisine neşe dolu bir gün vaat eden Şirinler Live On Stage; heyecan dolu maceraları dünya turu kapsamında Türkiye'ye gelecek 28 kişiden oluşan profesyonel bir ekip ile sahneye konuluyor. Şovun en önemli özelliği ise seyircisine interaktif bir deneyim sağlayacak sahne düzeni.
Şirinler’in heyecan, macera ve eğlence dolu dünyası 22-25 Ekim tarihlerinde Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nde sahne alacak. Performans biletleri Biletix’te satışa sunuluyor.
Şirinler Live On Stage ile ilgili detaylı bilgi için Facebook ve Instagram sayfalarını takip edebilirsiniz.

Şirinler Live On Stage reklam filmi için tıklayınız.
devamı »

Hastalıklara DUR De


grip

 Havaların hızlıca soğuması üzerine birde okulların açılmasını eklersek hastalık dönemine girmiş bulunduğumuzu kabul etmekte fayda var.

 Pastırma sıcakları falan gelir umuduyla hala kışlıkları çıkarmamış olsam da :) çocuklara bal, pekmez gibi ürünleri kakalamaya başladığımı itiraf edeyim. Eminim aranız da benim gibileri de çoktur :)

 Yağız tam gün okul sisteminden dolayı evden kahvaltı ederek çıkmak zorunda ama sabah sabah çocuğa bir şeyler yedirmek deveye hendek atlatmaktan beter desem yalan olmaz. Aç karnına pekmez, sonra yumurta, sonra salça ve sonra bal (doğal olanı tabii) yiyerek üzerine de süt içerse o gün kendimi resmen çok iyi hissediyorum. Yağız a yemek verme asla açıktım demez tüm gün aç gezdiği için bu endişem yoksa yemek konusun da zorlayıcı bir anne değilim.

 Tabii Yağız bu duruma 1 hafta dayanabildi ve "yeter artık psikolojimi bozdun" dedi. ( bu sıra neye kızsa psikolojimi bozduna getiriyor lafı) Şimdi bir gün arayla yumurta veriyorum. Süt her gün :) ve pekmez de aç karnına her günnnn :)

 Pekmez i her kış aksatmadan iki çocuğumda da kullanırım. Genel de üzüm pekmezi kullanıyorum ve Antalya da ki arkadaşıma getirttiriyorum. Doktorlar süte katılmaması gerektiğini özellikle söylüyor. Bende bir kaşık olarak ya da çay bardağın da su ile karıştırarak veriyorum. Faydalarını da gördüğüme inanıyorum.

 Üzüm Pekmezinin Faydaları;


*Vücudunuzdaki kan miktarını arttırır.
*Doğal bir enerji deposudur.
*İştah açıcıdır.
*Hamilelik döneminde ve bebek gelişiminde çok etkilidir. Uzmanlar bu dönemlerde kullanılması önermektedirler.
*Midenizi, bağırsaklarınızı ve böbreklerinizi kuvvetlendirir.
*Damar sertliğine karşı ön koruyucudur.
*Kan dolaşımınızı rahatlatır. Stresinizi azaltır.
kaynak

 Tahin pekmez karışımını da bu aylar da ailecek başlıyoruz.

Tahin Pekmez karışımının faydaları;

*Tıpkı tahinde olduğu gibi tahin pekmezi hücrelerin yenilenmesi için gerekli olan bir çok mineral ve vitamin içermektedir. Ayrıca etkili bir antioksidan olan tahin serbest radikallerin neden olduğu hasraların ortadan kalması için hücreleri desteklediği düşünülmektedir.
*Özellkle çocukların gelişimi sürecinde en fazla ihtiyaç duyulan kaynaklardan bir tanesi de proteindir. Tahin pekmezi ise protein açısından bir çok besin kaynağından daha zengindir. Bu yüzden çocukların sağlıklı gelişmesi açısından tahin pekmezi tüketme alışkanlığı kazanmaları önemlidir.
*Tahin pekmezi aynı zamanda vücuda enerji sağlayan besinler içerir bu özelliği sayesinde bünyenin dinç kalmasını sağladığı gibi kaybedilen enerjinin yerine gelmesine yardımcı olabilir. Ayrıca bu özelliği cinsel gücün artmasına yardımcı olabilmektedir.
*Bir çok sağlık uzmanı tahin pekmezinin kalp ve damar hastalıklarına yakalanma riskini azalttığını savunmaktadır.
*Tahin pekmezinin sindirim sistemi için çok etkili bir besin olduğunu belirten sağlık uzmanları tahin pekmezinin çok iyi bir idrar söktürücü olduğunu belirtmektedirler. Ayrıca tahin pekmezinin başırsak sağlığına iyi geldiği ve kabızlık sorunlarından koruduğu düşünülür.
*Tahin pekmezinin etkili bir antioksidan olduğuna inanıldığı için genel anlamda sağlıımıza ciddi katkılarda bulunduğunu söylemek mümkün. Bir çok hastalığın nedeni olan serbest radikallerin hareket kabiliyetini kısıtlayan besinler içeren tahin pekmezi, böylece sayısız hastalığa yakalanma riskini de azaltmış olur.


 Bu hafta balık yağı takviyesine de başlarım. Maalesef haftada 2 gün balık tüketemiyoruz. Bu şekilde açığı kapatmaya çalışıyorum.

 Birde geçen sene de yazmıştım ( kış hastalıkları ) UMCA favori bağışıklık ürünüm sık sık değil ama hafif bi hastalık başlangıcı hissettiğim anlar da ılık süte katarak kullanmaya başlıyorum.

 Hastalıklardan uzak bir kış geçiririz inşallah :)

 Sevgiler,





devamı »

6 Eki 2015

Cinsiyet Ayrımı


cinsiyet ayrımı

 Sorunsal bir konu gibi yazıyorum çünküüü bizim ülkemizde cinsiyet maalesef büyük bir sorun.

 3 kızı olana ya da 3 oğlu olana acıyarak bakan insan topluluğunu bizim ülkemiz de bolca görebilirsiniz. 1 kız 1 oğlun varsa Türkiye şartlarında halk dilinden kurtulmuş, şanslı insan grubuna girmiş olursun. ( ben yırttım) Yine de "keşke 2 kızın" ya da"keşke 2 oğlun" olsaydı diyende olacaktır.

  Tamam itiraf edeyim 22 yaşında hamile kaldığımda bir kızım olmasını çok istedim. Ama öyle bilinçli bir şey değil sadece süs püs kısımlarını sevdiğim için böyle bir hevesim vardı. Ama bilmiyordum meğer bir kadın doğum sırasında evladını kucağına aldığında bebeğinin yüzüne kız ya da erkek olmuş düşünceleriyle bakmıyormuş. Hatırlıyorum da ilk düşüncem sağlıklımı acaba diyerek nedenseee el parmaklarını saymıştım :) İkinci çocuğu istediğim de de Allah ım bana kız evlat ver diye dua etmedim hiç. Daha bilinçlisin ve her şeyin başının sağlık olduğunu kabul ediyorsun ve sadece sağlıklı bir evlat diliyorsun. Yani ben en azından öyle yaptım.

 Sadece etraf lakırtıları da değil çocuk isteyen bazı kadınlarda da var bu takıntı. 3 kızdan sonra hala oğlum olsun diye dualar ederek hamile kalan kadın da gördüm sonuç yine kızı oldu :)

  Büyüklerimizin enginnnn yorumlarına zaten laf yok bizim ülkemizde. Yağız doğduğu gibi bebek görmeye gelenler başladı "hadi inşallah 2.kız olur" demeye. Lohusayım ayol ne 2.si ne kızı :)

 Kızı olmalıymış her kadının ya hayırsız bir kız olursa diye düşünen yok. Kız olacak kız çocuk ya büyünce anasına bakacak :) Yeni nesil için bu beklentileri bir kenara atın. Vicdanlı, ahlak sahibi, saygılı, başarılı evlatlar dileyin. Kızınıza ya da oğlunuza merhamet aşılayın.

 Çünkü bu zamanda anasına babasına bakan değil cinnet geçirmeyen, adam öldürmeyen, gördüğü her kadına cinsel obje olarak bakmayan, sosyal ağlarda erkeklere kanıp kötü yollara düşmeyen evlatlar makbul. Daha detaya girmeyim işte anlayın. Eskisi gibi değil hiçbir şey. Kapı önünden çocuk kaçırılan günlerdeyiz. Kız mı erkek mi diye ayırmadan yaşına başına bakmadan tacize uğranılan dönemdeyiz.

 Büyüklerin düşünceleri yerleşmiş değişmez ama orta yaş grubu bir silkelensin artık. Hele ki anneliği yaşamış birinin hamile bir kadına "aa tüh oğlun mı" ya da "aa tüh keşke kızın olaydı" diye yorum yapmalarını vallahi aklım almıyor. Ayak üstü doğmamış çocuğa kader bile çizenler var.

 Bizim buralarda kız erkek ayrımı değil de iki aynı cinsiyet daha bir tutulur. İleride 2 erkek çocuğunun ya da iki kız çocuğunun daha iyi bir iletişim kuracağına inanılır. Benim erkek kardeşim var halimden memnunum keşke kız kardeşim olsa dediğimi hatırlamıyorum :) olsa iyi olur muydu ondan da emin değilim :)

 Neyse konuyu dağıtmadan bitireyim.

 Evlatları kız ya da erkek olarak ayıran kadınlara son sözüm; cinsiyet ayrımı yaparken anne olmak için mücadele eden insanları düşünüp Allah tan sadece sağlıklı evlat dileyin.

Sevgiler,



devamı »

5 Eki 2015

Çocuklarda Tırnak Yeme Alışkanlıkları

  
çocuklarda tırnak yeme alışkanlığı


 Bu konu da Yağız ile değil Ela ile çok sorun yaşadık. Doktorlar 3-4 yaştan önce pek görünmez diyorlar ama Ela tırnak yemeğe 17-18 aylıkken başladı. Sebebini de çok düşünmeye gerek yok emzik bırakma ( TIK TIK ve TIK TIK) savaşımız etken oldu. En yoğun sinir, kaygı, öfke, ağlama krizlerini o dönemde yaşadık. Sonrasın da da uyku düzenimiz alt üst oldu ve tırnak yeme alışkanlığı edindi. 

 Uyku düzenimiz hala yok. Ama son 1 aydır tırnak yeme alışkanlığını da bıraktı. Nasıl oldu derseniz çok fazla müdahale etmedik. Zaten çocuklar yapma dediğin de inadına yapan varlıklar olduğu için çok müdahale şansımız olmadı. Ama yalan değil minicik tırnaklarını yerken gördükçe içim gitti. Son zamanlar da baktım ayak tırnaklarını yemeğe çalışıyor hemen aklıma sakız geldi ve sakız verdim ikna oldu ve dikkati dağıldı. Sonuç artık tırnak yemiyoruz ama bulsa 1 günde 2 kutu sakız çiğneyecek duruma geldik :) 

İnternetten topladığım bilgiler kadarıyla;

Tırnak Yeme Alışkanlığının Nedenleri:
Tırnak yeme davranışı incelendiğinde, daha çok belirli bir grup sebepten kaynaklandığı gözlemlenmektedir. Bu sebepler aşağıdaki maddelerde gruplandırılmıştır.
- Üzüntü ve sıkıntı duyguları
- Gerilim ve kaygı duyguları
- Öfke ve saldırganlık duyguları
- Korku
- Değersizlik ve güvensizlik duyguları
- Aile içi iletişim sorunları


Tırnak Yeme Konusunda Aileye Öneriler:
1-3–4 yaşına kadar görmezlikten gelin görmezden gelerek çocuğu alışkanlığında vazgeçirebilirsiniz. Çünkü bu tip alışkanlıklara bir bakıma ailenin dikkatini çekmek için başlanabiliyor. Çocuğunuz bu tür bir hareketin sizin tepkinizi çekeceğini biliyordur.
2-Çocuğunuza gerekli sevgi ve şefkati gösterin. Çünkü eğer çocuk yeterince ilgi ve sevgi görmüyorsa bunun yarattığı üzüntüyü tırnak yiyerek dışa vurabilir
3-Çocuğunuzun hangi durumlarda tırnak yediğini belirlemeye çalışın. Ör: Gergin olduğunda veya korktuğunda tırnaklarını yiyorsa sakinleştirme yoluna giderek tırnak yemesini engelleyebilirsiniz.
4-Bu davranışı söndürmek için alternatifler üretin. Tırnak yemeye başladığı anda yiyecek verilerek meşgul edilmeli ya da heyecanlı anlarında(Ör: Televizyon izlerken) sakız çiğnetmek tırnak yemesini önleyebilir
5-Çocuğunuza ellerini meşgul edecek uğraşlar verin. Sık sık "tırnağını yeme, çek elini" şeklinde yapılan ikazlar onu tedirgin eder. Çocuğun ilgisini çeken özellikle elleriyle uğraşacağı bir etkinliğe yöneltmek gerekir
6-Çocuğunuzun tırnaklarını düzgün kesin, törpüleyin, kremleyin, el bakım seansları düzenleyin (özellikle kız çocukları için çocuğun gururunu okşayarak, tırnak yemenin onu ne denli çirkin yapabileceği yenmemiş tırnağın güzel olduğu fazla üzerinde durmadan telaşsız biçimde anlatılmalıdır.  )
7-Çocuğunuza karşı baskıcı ve eleştirel yaklaşmayın. Çocuğunuza azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemler uygulamayın. Çünkü çocuğu azarlamak, korkutmak, ceza vermek gibi zorlayıcı yöntemler kimi zaman daha ağır duygusal problemlerin çıkmasına neden olabilir
8-Çocuğunuzun kendisine olan güvenini pekiştirin. Başarılı olduğu alanlara dikkatini çekin.
9-Çocuğunuzu bu alışkanlığın üstesinden gelebileceğine inandırın. Çocukla konuşarak kendi kendine bu alışkanlığı bırakabileceği söylenerek ya da çeşitli ödüller verilerek tırnak yemesi önlenebilir Ancak bunun kısıtlı ve uygun şekilde kullanılması gerekir. Aksi takdirde çocuk yeni ödüller almak için bunu kullanabilir.
10-Çocuk ile konuşarak parmak ve tırnağa acı fakat zararsız bir sıvı sürülebilir. Bu hem hatırlatıcı ve hem de tırnağını ağzına götürdüğü zaman acı ile birleştiğinde bu alışkanlığı terk etmeye yardımcı olabilir. (Oje kullanmaya, çocuğunuzun tırnak yediğini fark ettiğiniz anda başlamalısınız. Eğer tırnak yeme alışkanlık haline geldi ise bu defacı oje tek başına yeterli olmayabilir.)
11-Çocuğunuzu korku, kaygı yaratacak durumlardan uzak tutun. Küçük çocukların kaygı, korku verici televizyon filmlerini izlemeleri, kavgalı olaylarda bulunmaları çocuğu heyecanlandıracağı için sakıncalıdır.
12-Çocuğa zaman verilmeli fazla zorlanmamalı Önemli olan sizin ona sabırla yaklaşmanız ve vazgeçirme süreci zamana yaymanız Sabırlı, kararlı olun.

Son söz ve bir önlem olarak tırnak yemenin ve ısırmanın çok kötü bir alışkanlık olmadığı ve bunu isteyenlerin kolaylıkla terk edebilecekleri çocuklara anlatılmalıdır. Çocuk buna inandırıldığı zaman bu alışkanlıktan vazgeçmek için çaba gösterecektir. Çünkü dış etkenler çocuğun bu alışkanlıktan vazgeçmesine fazla etkili olmamakla bazı hallerde alışkanlığın kökleşmesine ve başkalarını kızdırmak ve huzursuz etmek için bir araç olarak kullanılmasına neden olmaktadır.
En etkili tedavi yöntemi,  Çocuğun gerginlik ve uyumsuzluk nedenleri iyice araştırılmalı ve bunlar saptanarak çözüm getirilmeli.


 Çocukları edindiği alışkanlıktan vazgeçirmek için önce anne baba olarak bizim sakin kalıp geçici bir durum olduğuna inanmamız gerekiyor.

Sevgiler,

devamı »
Bumerang - Yazarkafe