8 Kas 2016

YETİŞEMEMEK Hissi

Geçen gün bir arkadaşım sordu; "gerçekten her şeye nasıl yetişiyorsun?" Bir gün sonrada bir takipçim bana özelden yazmış "ben tek çocukla ev hanımı olmama rağmen yetişemiyorum merak ediyorum siz nasıl yetişiyorsunuz" demiş. Ve bugün bir mail aldım hiçbir şeye yetişemiyorum başlığı altında bir annenin isyanı diyebilirim. Ve sonuna eklemiş siz nasıl yetişiyorsunuz? Yetişememek ya da yetişmeye çalışmak özellikle kadınlar arasında psikolojik bir sorun gibi algılanmaya başlandı.

Kendi adıma şöyle söyleyeyim; karşıdan nasıl görünüyor bilmiyorum ama konu sadece yetişmek ise bende sizler gibi hiçbir şeye yetişemiyorum. Daha doğrusu yetiştirmeye de çalışmıyorum. Evin dağınık, mutfağım bal dök yala kıvamında değil. Dolaplarımın içi öyle renklerine, modellerine göre ayrılmış derli toplu değil. Koridorda yürürken her an ayağınız bir oyuncağa takılabilir. Salona oyuncak getirilmemeli kuralına uyan çocuklarım yok. Getirdikleri gibi toplamak onların görevi o ayrı dağınık bırakıp yattılar ise arkalarından ben toplamam sonraki gün kalktıklarında mecbur kendileri toplar.

Çat kapı biri gelir korkum yok gelirse de göreceği manzarayı yadırgamayan insanlar var etrafımda. (en azından ben öyle sanıyorum)

Kitap okuyorum diye boş vaktim varmış gibi görünebilir. Fakat kitaplarımın çoğunu serviste işe giderken, ocak başında yemeğim pişerken ya da yatarken gözlerim kapanmadan önce okumaya çalışıyorum. Yani kitap okumak benim için boş zaman etkinliğinden çok daha önemlidir. Çocuklarla etkinlik yaparken gördüğünüz karelerin arkasında çoğu zaman toplanmamış bir yemek masası var.

Sabahları bazen instagrama Ela fotoğrafı yüklüyorum okula gitmeden önce poz veriyor. Fotoğraf çekmeye vaktin nasıl oluyor dedi geçen gün bir arkadaşım :) o fotoğraftan sonra dört nala giyinip servise yetişiyorum kimsenin haberi yok. Gönlünü alarak giyinmesini sağlayıp kapı önüne Ela'yı koymak çok zor o kadar süslenmiş çocuk poz vermek istemekte haklı :)

Her sabah beni görenlerde soruyor; sabah makyaj yapacak vakti nasıl buluyorsun? Valla o biraz derin bir konu 33 yaşındayım kendime yaptığım tek iyilik iyi görünmek. Saçım makyajım önemli gerekirse sabah 6 da kalkar saçımı fönler makyajımı yaparım. Aynaya baktığımda gördüğüm yüz bütün günümü etkiler kendi kendime enerji vermek benim görevim. Bu yüzden bu konuda tavizim hiç olmadı.

Tabii ki çok isyanlarım var bir kaç gündür resmen kendimi mutlu etmeye çalışıyorum. Ev işi, çalışmak gibi söylemler değil beni yoran çocukların bu zor dönemleri. Geçecek diye kendimi oyalıyorum. Biri 4 yaş sendromunda diğeri ergenlik girişimi nedir bilmem öyle bir dönemde. İkisinin de sesleri yüksek ikisi ile de özel olarak iletişim kurmak gerekiyor. Öyle etrafıma toplayayım göz hizalarına ineyim konuşayım bir dönemde değil. Yağız'ı anlamaya çalışmak Ela yı ise yaptığı hareketin yanlış olduğuna, bağırarak istediğinin olmayacağına ikna etmek zor iş. Kendilerini değersiz hissetmesinler diye elimden geleni yapmaya çalışmak daha bir zor. Acaba doğrumu davranıyorum hatalarım var mı diye kendimi sorgulamak daha yorucu.

Okuldan çocukları toplayıp eve getiren baba o aradaki 1 saat ayrı streste, işten eve gelince uğraşan ben ayrı bir stresteyiz. Doğal olarak bizde geriliyoruz.

Evet yıpranıyoruz, evet bu dönem geçecek.

Dün daha kötüydüm kimseyle konuşmak dahi istemiyordum ama bugün daha iyiyim. Yarın nasıl olacağım meçhul ;)

Annelik; inişli çıkışlı, duygu yüklü, birazda engebeli bir yol ama yolun sonu hep aydınlık bunu bilmek bile yeter bir anneye ;)

Annelere verilen sihirli bir değnek yok ama evlat sevgisi insana sabrın en büyüğünü öğretiyor. Yeter ki önceliklerimizi iyi belirleyelim ve halimize şükretmesini unutmayalım.

Bu yazıdan çıkan sonuç şudur ki; yazının başında da belirttiğim gibi bende hiçbir şeye yetişemiyorum. Önceliğim ailem ev, iş sonra geliyor ;) Şunun çok iyi farkındayım temiz ev, derli toplu bir düzen kuracağım diye kendimi yıpratırsam ZAMANla savaşmaktan başka bir şey yapamamış olacağım. Ve o ZAMAN dediğimiz kavram benden çocuklarımın en güzel zamanlarını alıp götürecek. Yetişememek hissi sadece bir duygudur. Ve neye yetişmek istediğimizi iyi düşünmek sadece bizim elimizdedir.

Sevgiler;



Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

14 yorum:

  1. yetişemiyoruz gülşahcım. "miş" gibi yapıyoruz. olay bu...

    YanıtlayınSil
  2. oğlum doğduktan sonra 2 yıl çalışmayıp kendim bakmak istedim evdeyken nasıl olsa evdeyim diye daha düzensiz bir hayatım vardı hiçbir şeye yetişemiyordum. 24 saat çocukla kaliteli vakit geçiremediğim için (böyle birşey mümkün değil) tv karşısında pineklediğim zamanlarda oldu. ne zaman iş hayatına geri döndüm zaman kısıtı olduğu için hayatım daha düzenli oldu. en azından benim için durum böyle. annem bize geldiğinde sizin evde dağınıklık başımı döndürüyor hiç rahat edemiyorum diyor benim gözüm görmüyor vallahi o dağınıklığı :) benim için evin bal dök yala olması ölüm kalım meselesi değil. dediğiniz gibi malum istanbul trafiğinide göz önünde bulundurunca servis kitap okumak için harika bir yer. oğlum her akşam mutlaka azda olsa bir etkinlik yapmak benim için daha önemli. zaman çabuk geçiyor. ünv. çağına geldiğinde düzenli ama bomboş evin duvarlarını seyredeceğim o yüzden bende diyorum ki bırakın dağınık kalsın :)

    YanıtlayınSil
  3. En iyisi yapıyorsun Gülşah'cığım, ev temizliği takıntıya dönüşüyor sonra (bende olduğu gibi)ve bu daha kötü. Bırak dağınık kalsın:)))Beğenmeyen küçük oğluna almasın:)))

    YanıtlayınSil
  4. Süperrr bir yazı olmuş,ellerine yüreğine sağlık.Ben Egemen doğduğunda bu yetişememe,yetememe sendromuna kapılmıştım.Ama zararı hep kendime oldu.Derin'den sonra bıraktım yetişmeyi,yetememeyi.Kime yetişiyoruz,kim için yetmiyoruz.İnsanız yahu...Robot değil ki bu ruh,beden.Yazıda bizim iki çocuklu ev yaşantımıza benzer o kadar güzel örnek kullanmışsın ki.İçtenliğin ve samimiyetin de ayrı güzellik katmış yazıya.

    YanıtlayınSil
  5. Performansınız gayet iyi. Her şeye vakit ayırmak mümkün bence. Elbette öncelikler, aileye, işe, kitap okumaya ayrılan zamanlar önemli. Ama az ama çok. Önemli olan sağlık ve mutluluk.

    YanıtlayınSil
  6. Çocuk sayısı arttıkça ev içi dengeleri koruyabilmek zorlaşıyor. Kardeşler hem birbirlerini çok seviyorlar hem de her fırsatta bir rekabet yaratıyorlar. İş, ev, okul, sosyal hayat, evlilik konusunda herşeyin mükemmel olması zaten çok ütopik. Öncelikleri belirlemek gerekiyor. Yani yetişiyorum diyebilen çok azdır zaten :)

    YanıtlayınSil
  7. Duygularıma tercüman bir yazı olmuş Gülşahcım kalemine sağlık...

    YanıtlayınSil
  8. Yazın benim için terapi gibi oldu canım,bir kızım 9yasında biri 3aylik zor dönemlerden geçiyoruz ailecek..
    Ama biliyorum ki geçecek..
    Sevgiler..

    YanıtlayınSil
  9. Hahahaaa :))
    İçi beni, dışı seni yakar diyorsun yani :)
    Al benden de o kadar ;)

    YanıtlayınSil
  10. Aynen size katiliyorum,bende sizin durumunuzdayim.Cok hareketli oldugumu söyleyip sasiranlar var ama bilmiyorlarki ben ev islerimi yapmadan ciktim kosturup duruyorum:))

    YanıtlayınSil
  11. Sizlerede kolay gelsin ailecek demeyi unutmusum:))sevgiler.

    YanıtlayınSil
  12. Çok güzel anlatmissin canim birçok kadinin ortak durumu. Ben de ev illa fistik gibi olsun diye ugrasmam kendim esim ve cocuklarimla gecirecegim zaman daha önemli.

    YanıtlayınSil
  13. Çok beğendim yazını. Kendimden çok şey buldum.2 çocuk, iş, ev... Benimkilerin yaşları yakın, kıskançlık krizleri fena... Bir de temizlik takıntım var ki... Offf... En doğrusu önceliklerimizi çocuklarımız, eşimiz olarak belirlemek bence de. Ama yapabiliyor muyum? Hayır :((

    YanıtlayınSil
  14. Ne güzel yazmış ne güzel netleştirmişsiniz. Yalnız olmadıgımızı bilmek daha da güç veriyor bu kosturmacalı hayatımızda. Harika yazı olmuş tekrar teşekkürler

    YanıtlayınSil

Okuduysan ses ver ;)

Bumerang - Yazarkafe