1 Ara 2016

Kaliteli Zaman Kavramı

Anne olduktan sonra okuduğum, duyduğum en sık karşıma çıkan; çocukla kaliteli zaman geçirmen gerek cümlesi oldu.

Bunu kabullenerek çocuk büyütür hale geldik. Okuduğum kitaplardan yada tecrübemden mi kaynaklı bilmiyorum ama kaliteli zamanın çocukla oturup tüm gün kesip, biçip etkinlik yapmaktan daha farklı bir şey olduğunu bilerek ilerledim. Hamileliğim boyunca o kadar çok kitap okudum ve tecrübeli anneler dinledim ki oğlumu kucağıma aldığımda aklıma ilk " ben ufacık çocukla nasıl kaliteli zaman geçireceğim?" sorusu geldi. Bilinç altıma nasıl yer ettiyse artık doğru çocuk büyütmenin yolu kaliteli zaman geçirmekten başladığına iyice inanmışım.

Tabii oğlum büyüdükçe, ben işe gitmek zorunda oldukça ve kendime de zaman ayırmam gerektiğini fark ettikçe kaliteli zaman kavramı bende farklı şekilde boyutlanmaya başladı. O saatten sonra çocukla 10 dakika baş başa kalmak, hiç konuşmadan sımsıkı sarılmak, kucaklaşmak, gözlerinin içine bakarak çocuğa onu önemsediğimi hissettirdiğim her an benim için kaliteli zaman içerisinde yer aldı. Her sorusuna önem vererek cevaplandırmak, onu sevdiğimi hissettirmek, desteğe ihtiyacı olduğunda yanında olmak bizim için her zaman kalite zaman oldu. Kaliteli zamanın son şekillenmiş hali bende şu şekilde; kendini değerli hissettiğin ve hissettirdiğin her an her saniye kaliteli zamandır. 

Ayrıca kaliteli zaman diye diye benimde kendimle kaliteli zaman geçirme gereksinimlerim doğmaya başladı. Sadece anne değiliz. Sadece ev işlerimiz, toplumsal olarak üstümüze yüklenen görevlerimiz dışında da bizimde isteklerimiz, beklentilerimiz var. Bunun içinde kaliteli zaman gerekiyor.

Çocuklarımıza onları değerli hissettirdiğimiz de kendimizi iyi hissediyor isek aynı uygulamayı kendimize de yapmamız gerekiyor. Fakat zaman yok değil mi?

Tüm gün her kesim insanla uğraşıp eve gidip yemek, ev işi derken çocuğumla da iletişim kurmalıyım telaşı ve hatta vicdanı diyelim bizi daha çok yoruyor. Görev haline gelen bu uygulamaların tümünü sevmiyorum. Zorlama iş yapıyor gibi oluyoruz. Akışına bırakılması gereken çok hareketimiz var. Olmuyor olduğu kadar diyoruz.

Olduğu kadar diyebiliyorsak yine de şanslıyız. En azından bunu takıntı haline getirmiyoruz. Fakat ben bu sıra kendimle kaliteli zaman geçirme fikrini takıntı haline getirmek üzereyim. Resmen bulunduğum ortamı değiştirip kendimle baş başa kalasım var. Kendi sesimi duyasım var. Bütün gün o kadar çok konuşuyorum ki saatlerce sessiz kalmaya ihtiyacım var.

Yalnız dikkat edin çocukla konuya girip olayı kendime bağladım düşünün halimi :)

Neyse ya böyle olmayacak hafta sonu sinemaya gideyim ben en iyisi bu 😉

Peki bu kadar koşturma arasında siz kendiniz için neler yapıyorsunuz? Yada yapabiliyor musunuz?

Sevgiler,




13 yorum:

  1. Eğer gün içinde kendimle başbaşa kalamazsam hasta gibi oluyorum. Çocuklar küçükken erkenden yatırdığım için yapabiliyordum ama mesela bu yaz bayağı yoruldum. Şimdi okula gittiklerinde sabahın ilk saatlerini sessizce geçirmeye çalışıyorum. Bazen on beş dakika bile yetiyor.

    YanıtlayınSil
  2. Çok bunaldigim anlar oluyor neyse ki bahce var kaciyorum arada. Çalistigim zaman daha zordu hersey haklisin canim.

    YanıtlayınSil
  3. Hafta sonları birkaç saatcik baba ve çocuklar saati ayarla Gülşah'cım :))Allah yardımcınız olsun canım her şeye yetişebilmek zor gerçekten.

    YanıtlayınSil
  4. Günün en verimli en kıymetli en kaliteli zaman dilimini kendime ayırmak bana ilaç gibi geliyor.Sabah namazından sonra bir buçuk iki saatlik kahve içme zamanım var,ev sessizdir kuzular uykudadır dışarıda bile hareket yok böylece pencereyi açıp doğayı dahi dinlemek dinlendiriyor beni bu hal günün tüm zorluklarına karşı tam bir doping etkisi oluşturur bende.

    YanıtlayınSil
  5. kendime kesin vakit ayırmam gerekir yoksa iptal oluyorum bu nedenle spor yapıyorum yoga

    YanıtlayınSil
  6. hergün kendime vakit ayıramıyorum. ama ayda en az 1 defa 1 gün kendime ayırıyorum. mesela yarın kız arkadaşlarımla sinemaya gideceğim:) buluşma saatinden birkaç saat önce gidip biraz kitapçıları karıştırmak dolaşmak istiyorum. bazen tek başıma arabayıda almıyorum minibüs, vapur yapıp sergi vs. geziyorum. tek başıma sinemaya gittiğimde oluyor. Yalnız başına sıkılmıyormusun diyorlar ama yok valla hiç sıkılmıyorum kendimi şarj edilmiş gibi hissediyorum. Tabi çok sıkıldım biraz kendim takılacağım dediğimde çocuğa ben bakarım sen çık diyen anlayışlı ve becerikli bir eşe sahibim. benim derdimde çift olarak birşey yapamamak. Bir aile, akraba vs. yanımızda olmadığımız için arada çocuğu bırakıp eşimle bir kaçamak yapamıyoruz. 1,5 ay sonra 2 çocuklu hayata geçeceğimizden artık buna hiç fırsat kalmayacak.

    YanıtlayınSil
  7. Gülşah benim de yalnızlığa ihtiyacım var. HErşeye yardımcı olan eşim, iki çocukla idare edemeyeceğini söyleyip üzerimden yük almaya çalışıyor. Oysa istediğim biraz yalnızlık.
    Yalnız farkettiysen ben de kaliteli zamana değil de kendime yorum yaptım :)

    YanıtlayınSil
  8. Kanayan bir yara bu :))) Tek başımayken vaktin nasıl geçtiğini anlamıyorum :))

    YanıtlayınSil
  9. Öğrenen Anne olarak hep bu konuda yazıyordum döne dolaşa :) Klübe hoşgeldin, bence de önce sen kendinle kaliteli zaman geçireceksin ki, çocuğa da vereceğin zamanında yorgun bitkin umutsuz olmayacaksın. Zaten sen mutluysan çocuk mutlu ve zaman otomatikman kaliteli :D Şu an iki çocukla tabii "ben" diye bişey pek kalmadı ama o da olacak, onun da zamanı gelecek yakında diyorum umutla :D

    YanıtlayınSil
  10. Bu anlamda kendimden vazgeçeli ne kadar zaman oldu bilmiyorum. Yazılarımı yazmaya fırsat buluyor olabilmek bile bana yeter hale geldi. 6 yıl önceki aktivitelerin hiç biri yok.
    Kaliteli zaman kavramı o kadar değişiyor ki algıya göre, yetiştirilme tarzı ve maddi imkanlara göre. Konu ile ilgili neler gözlemliyoruz :/

    YanıtlayınSil
  11. Çocuk sahibi olmasam da o kadar fazla sorumluluğum var ki,kendime ayırabildiğim zamanlar çok sınırlı. Kaliteli zamandan anladığım kahvemi alıp,kendimi dinleyebildiğim anlar.Bu anlamda odamı da huzura yönelik hazırladım..

    YanıtlayınSil
  12. Kaliteli vakit geçirmenin sadece etkinlik yapmak olduğunu düşünenlerle başımız belada, özellikle çalışan anneyseniz masa başı etkinlik de yapmıyorsanız etrafınızdaki kişilerce ilgisiz bir anne olarak yargılanabiliyor, ön yargı ile de karşılabiliyorsanız. Sizinde yazdığınız gibi 5 10 dakika sarılmak, gözlerinin içine bakmak, onun sevdiği oyunları oynamak (saklambaç ve koşturma en çok yaptığımız), kahkaha atabilmek bile kaliteli vakit geçiriliyor demektir. Yazınız için çok teşekkür ederiz. Emeğinize sağlık

    YanıtlayınSil
  13. Yüreğinize sağlık, emeğinize değmiş tebrikler

    YanıtlayınSil

Okuduysan ses ver ;)

Bumerang - Yazarkafe