4 Tem 2017

Sünnet Cemiyetimiz


abiye elbise modeli
Elbisem Burak Kaynar Wedding House
Babamızın takımı KARACA 
Evet çok şükür kazasız belasız sünnet cemiyetimizi atlattık.

 Çalıştığım için bir çok şeyim son günlere kalmış olsa da eksiksiz, sorunsuz bitirdik. Sadece son gün kuaförün gazabına uğradık. Sağolsun aynı saate bende dahil 4 gelin saçı almış. Ve 2 de girdiğimiz kuaförden zorla 6 da çıkabildik. Herkese saat 4-5 gibi evin orda olun sünnet gezmesi yapacağız dedik. Herkes de geldi ama biz kuaförden çıkamadığımız için insanları bekletmek zorunda kaldık.

 Benimle birlikte orada bekleyen bir gelin fotoğraf çekimini iptal ettirdi bir tanesi de gelin almasına geç kaldı. Gerçekten rezil bir durumdu gelin olsaydım heralde daha büyük cıngar çıkartırdım. Kızların en güzel günlerini zehir ettiler. Neyse ki onun dışın da sorunumuz olmadı.

 Bu strestli, bu telaşlı günlerde kocayı da boşamadıysam bi daha boşamam :) sağolsun kendisi kuaförde bile ben cebelleşirken sanki benim suçummuş gibi bana kızıp duruyordu.

 Düğün mekanımız hotel gold majesty queen salondaydı. Mekandan, ilgiden ve yemeklerden memnun kaldık. Kuaför sıkıntımızı ayrıca belirttik.

 Takı töreni yapmayacağımdan bahsediyordum. Bu konuda çok tereddütlerimiz vardı ama onu da sorunsuz atlattık kilitli bir sandık koyduk. Yanında zarf ve kalem vardı. Herkes zarfa hediyesini koyup üzerine de isim yazarak sandığa attılar. Kimse de arıza çıkarmadı :) Umarım herkese ön ayak oluruz da bu gereksiz saatler süren takı merasiminden tüm gelin ve sünnet çocuklarını kurtarmış oluruz. Bizler fazlasıyla rahat ettik. Özellikle Yağız'ı herkesi öpmesi ve herkesle fotoğraf çekinmemesi konusunda zorlamamış olduk. Takı ile geçen vakitte bol bol bize kaldı ve oynadık.

takı sandığı


 Daha öncede yazmıştım bu konuda en büyük tavsiyem yine tekrarlıyorum 7 yaşını geçmeden düğün kısmını bile yapın bitirin. Çocuk 10 yaşında olunca karışmadığı konu kalmadı. Güneş gözlükleriyle sahneye çıktı diyeyim gerisini siz anlayın :)

 Bir de bir arkadaşınızdan özellikle rica edin sizin telefonunuzdan bol bol foto çeksin böyle benim gibi açıkta kalmayın :) sağ olsun çeken dostlarımız bir kaç foto ve video yolladı gerisi artık otel den gelecek.

 Hiç ummadığımız insanlar yanımız da oldu, olmasını beklediğimiz insanlar ise gelmedi. En çok sevdiğim amcam bile gelmedi neyse konuya girmeyeyim ama çok üzüldüm onu belirteyim. Böyle özel günler bazı değerlerin daha iyi anlaşılmasını sağlıyor. Onu bir kere daha anlamış oldum. Ne diyelim hepsinin canı sağ olsun.

Bu arada belirtmeden geçemeyeceğim eğer düğünüzü otel değil salonda yapacaksanız profosyonel bir organizasyon şirketi arıyorsanız sunnetdugunleri sitesini mutlaka inceleyin. Ben maalesef düğünden sonra kendilerini keşfettim. Asır organizasyon bu konuda gerçekten çok başarılı. Sünnet cemiyetinizde Mehter takımından, sünnet çocuğu tahtına kadar ve daha bir çok seçenek ile sizlere yardımcı olacaklardır.

Ve son olarak o gece yanımız da olan herkese tek tek teşekkür ederim. Bizi inanılmaz mutlu ettiler. Böyle özel günler insanların sevdiklerinin yanında olmasıyla güzel geçiyor. Antalya dan gelen aile dostlarımız bile bize şahane moral oldular.

 Her ayrıntıyla bizzat kendimiz ilgilendiğimiz için kendi düğünümüzden daha özel bir geceydi. Oğlum her detaydan mutlu kaldı o bizim için en güzeliydi. Ve gecenin yıldızı biz değil Yağız ve Ela ydı. ( Ela nın düğünde bize yaptığı eziyetleri daha sonra yazacağım pek dertliyim o konuda :) )

gold hotel majesty
Yağız ın kıyafeti SARAR
Ela nın elbisesi @murdumkids
Ela nın tokaları PUİKO

 Sosyal ağlardan takip edip güzel dileklerini de ileten herkese teşekkür ederim. Allah hepimizin evlatlarına güzel bir gelecek nasip etsin.

 Bu vesile ile kurban bayramınızı da en içten dileklerimle kutlamak isterim.
 İnstagram takip için @gulsahonen

sünnet annesi abiye

 iyi bayramlar...
Not. Geçmiş tarihli yazı...

devamı »

23 Haz 2017

Çocuk O Bir şey OLMAZ Demeyin


Başlıkta ki cümleyi hayatınızdan söküp atın.

Özellikle bu hafta avm lerde bayram alışverişleri sırasında mağazaların kalabalık olması nedeniyle çocukları kabin sırasında bekletmeyip tezgah aralarında giydiren ailelerle denk geldim. Çocuk utana sıkıla etrafına bakıyor ama anne acele bir şekilde çocuğun üstündekileri çıkarıp aldıklarını denetiyor.

Evet mağaza kalabalık aceleyle alıp çıkmak istiyorsunuz ama etraf ufacık çocuklara göz koyan pisliklerle dolu bunu unutuyorsunuz. Tezgah aralarında yani mağaza içinde kameralar 7/24 çekim yapıyor bunu hiç düşünmüyorsunuz. 8 yaşında ki bir erkek çocuğunu ulu orta giydiren anneyi dayanamadım uyardım ve tek sözü "aman ne olacak çocuk o bir şey olmaz" dedi. Çok güvendiği karşı komşusuna su içmeye giden ve öldürülen Ceylin de bir çocuktu diyemedim. O sıra da yanıma mağaza çalışanı gelip anneye etrafta kamera olduğunu hatırlattı ama azimli anne utanan çocuğuna inat denenmesi gerekenleri denetti ve çekti gitti.

Bayram alışverişlerinizi kalabalık ve son günlere bırakmayın. Maaş zamanını bekliyor olabilirsiniz o zaman da alın olmazsa getirin değiştirin. Hiç biri olmasa da mağaza içinde çocuğunuzu soyacağınıza bayramlık almayın daha iyi.

Belki çok sert düşünüyor olabilirim. Fakat okuduklarımız, duyduklarımız ve şahit olduklarımız o kadar kötü ki elimde değil çocuklara yapılanlara kayıtsız kalamıyorum. Bizler çocuklarımız için her türlü tedbirimizi almak zorundayız. Bir şey olmaz lafıyla geçiştirilecek dönemler maalesef bitti. Artık özellikle de çocuklara bir şeyler oluyor. Ve yapanlar cezasız kalıp tekrar aramıza dönebiliyor. Bu sebepten bu konularda fazla hassasım ve her annenin de böyle olması gerektiğine inanıyorum.

Bir diğer konu da avm lerde kapı açık bir şekilde çocuğa tuvaletini yaptırmak. Kapıyı kapatmıyor çünkü içerisi dar(mış), gelip geçende bakmasın(mış). Bence de bakmasın ama engel olabilecek misin bugüne kadar hangi çocuğun tacize uğramasına engel olabildik?? Olamıyoruz o yüzden tedbir almak zorundayız.

Bursa'da bir avm de 10 yaşında ki çocuğunu tek başına erkekler tuvaletine gönderen anne bir süre sonra çocuğu çıkmayınca merak edip içeri dalıyor ve şok oluyor. Çocuk tuvalette bayıltılmış ve tecavüz edilmiş baygın halde yerde buluyorlar. Bunu bende yapıyorum 11 yaşında oğlumu mecburen tek başına erkekler tuvaletine yolluyorum. Bu haberden sonra avm lere çocukla gidemez oldum. Evde yapın çocuğum tuvaletinizi diye nasihat ediyorum. Çocukları ister istemez korku içinde büyütüyoruz. Çünkü mecburuz. Çünkü çocuklara göz koymuş bir sürü pedofili etrafta başı boş geziyor.

Ve tekrar altını çizmek istiyorum lütfen "ÇOCUK O BİR ŞEY OLMAZ" demeyin. Çocuklara yapılanlara engel olmak zorundayız. Onlarla her şeyi konuşmalı ve anlatmalıyız. Kabin dışında soyunmak istemeyen çocukları zorlamamalıyız. Bunu yapmaya zorlarsanız o çocuğa anlattığınız güvenlik kuralları hiç bir işe yaramaz.

Şimdiden bayramınızı da canı gönülden kutlarım.
Sevgiler










devamı »

21 Haz 2017

Çocuklar İçin YOUTUBE Tehlikesi


Haberlerde okudum 7-10 yaş arası bir grup çocuk youtube dan bomba yapımı izliyorlar ve izledikleri şekilde plastik damacana içine aseton ve çatapat atarak kibritle ateşliyorlar. Sonrası vahim bidon alev alıp çocuğun birinin yüzüne geliyor ve vücudunda ciddi yanıklar oluşuyor. Daha da kötüsü gözünün korneasında yanık var. Çocuk hastanede tedavi altında umarım hasar kalmadan iyileşir.

Sadece bu yaş grubunda mı bilmiyorum ama benimde etrafımda gördüğüm hatta Yağız da dahil bir çok çocuk youtube videolarına fena halde sarmış durumdalar. İzledikleri tüm deneyleri evde yapmaya çalışıyorlar. En son geçen yıl Yağız türk kahvesi ve limon karışımın üzerine 7 tane domates yeme deneyi yapmış ve gece boyu istifra etmişti. Bu ona ders oldu şimdi en azından izlediklerini denemiyor. Umarımda yaşadıklarını unutup tekrar cesaretlenmez.

Youtube tabletlerden silsekte google aramalarından youtube videoları çocuklar tarafından çok rahat izleniyor. Ela'nın da arada canavar şekline girmiş elsa bebeklerin birbirlerini korkutmalarını izlediğine şahit oldum. Çakal yazma bilmiyor ama arama butonunda mikrofona konuşarak istediği videolara ulaşıyor. Şimdilik eline başında oturacaksam telefon ve tablet veriyorum.

Ama bu da çözüm değil !!!

Hangisinden nereye kadar telefon ve tablet kaçırabilirim bilmiyorum. Süre kısıtlaması da bu konuya çözüm değil izleyecek olan çocuk 5dk içinde de izler. Başında otursak hiç birimizin o kadar vakti yok. Ela daha bir kontrol edilebilir ama Yağız gibi 11 yaşında ki bir çocuğun başında oturmam çok zor.

Bu tür videolar yayınlanmaya devam ettikçe ve birileri bu akıma engel olmadıkça çocuklar her zaman risk altındalar.

İşin riskli kısmı haricinde bir de sürekli video çekme hevesleri var. Şu acılı cips uğruna kamera karşısında kime acı gelecek acaba derken çocuklar resmen cipse alıştı. Yeni bir şey aldıklarında hemen açmıyorlar. Çünkü kamera karşısında video çekerek açıp tanıtım yapıp öyle açıyorlar. Bacak kadar çocuklar ürün tanıtımı yapıyorlar yani :)

Video çekme kısmında çektikleri şeyleri takip ettiğimiz sürece bir sıkıntı görmüyorum. Fakat izledikleri konusunda engel olmadığım noktada denedikleri şeylerin başlarına açacakları sıkıntıları konuşmaktan, detaylı anlatmaktan başka elimden bir şey gelmiyor. 6 yaş altına ciddi bir tablet/telefon kısıtlaması tehlikeyi bir nebze olsa azaltır. Fakat büyük yaş grubunda ki çocuklara katı kurallar koymak yerine sürekli konuşmak gerekli. Özellikle izledikleri konusunda gün içerisinde mutlaka sohbet etmeye çalışın ve google arama geçmişinden hangi sitelere ve hangi kanallara girdiklerini çaktırmadan kontrol edin.

Keşke elimizden gelse hukuk yoluyla bu tarz riskli videoların kaldırılmasında payımız olsa...

Not: Bir insan Elsa gibi sevilen bir karaktere, doğum yaparken canavarlaştığı bir şekile sokup neden çocukların izlemesine sebep olacak video çekip yayınlar aklım gerçekten almıyor.

Siz ne gibi önlemler alıyorsunuz?





devamı »

20 Haz 2017

Çocuklar Sizin Çocuklarınız Değil!



ÇOCUKLAR SİZİN ÇOCUKLARINIZ DEĞİL

Çocuklar sizin çocuklarınız değil,
Onlar kendi yolunu izleyen Hayatın oğulları ve kızları.
Sizin aracılığınızla geldiler ama sizden gelmediler
Ve sizinle birlikte olsalar da, sizin değiller.
Onlara sevginizi verebilirsiniz, düşüncelerinizi değil.
Çünkü onların da kendi düşünceleri vardır.
Bedenlerini tutabilirsiniz, ruhlarını değil.
Çünkü ruhlar yarındadır.
Siz ise yarını düşlerinizde bile göremezsiniz.
Siz onlar gibi olmaya çalışabilirsiniz ama sakın onları 

Kendiniz gibi olmaya zorlamayın.
Çünkü hayat geriye dönmez,
Dünle de bir alışverişi yoktur.

Siz yaysınız, çocuklarınız ise,
Sizden çok ilerilere atılmış oklar.
Okçu, sonsuzluk yolundaki hedefi görür.
Ve o yüce gücü ile yayı eğerek,
Okun uzaklara uçmasını sağlar.
Okçunun önünde kıvançla eğilin.
Çünkü okçu, uzaklara giden oku sevdiği kadar,
Başını dimdik tutarak kalan yayı da sever.
KHALİL CİBRAN

Çocuklara kendileri olabilmeyi hediye edin. Bundan daha güzel hediye olmadığını büyüdüklerinde çok iyi anlayacağız. Önyargıdan uzak, bolca sevgi ve merhamet dolu çocuklar için bunu yapmak zorundayız.

Sevgiler,

devamı »

16 Haz 2017

Bayramlık


Çocukken en mutlu olduğum anlardan biri çarşıya çıkıp bayramlık alma telaşıydı. Alınan kıyafete asla karışmaz beğendinmi derlerse anında kafa sallardım annem ne beğenirse büyük mutlulukta alır giyerdim. Çünkü bilirdim ki annem benim için en güzelini, en yakışanını, en uygununu seçerdi. Ederi, değeri önemli değildi yeni olması bana özel alınması içimde bambaşka mutluluklar yaratırdı.

Şimdi öyle değil,
Çünkü günümüzde çocukların çoğu sürekli yeni bir şeylere sahip oldukları için, doyumsuz olmuş durumdalar. Yeni kavramı onları sadece bir kaç saat mutlu ediyor sonra hop başka istekleri ortaya çıkıyor.

Yıl içerisinde de sık sık kıyafet, oyuncak gibi alışverişler yapıldığı için en şahsen bayramlarda eskisi gibi özen gösterip kıyafet almıyorum. Kaldı ki çocuklarımın biri 11 diğeri 4 yaşında olmasına rağmen benim aldıklarımı beğenmiyorlar. Ben ihtiyaca göre alıyorum beğenen giyiyor beğenmeyen dolabında ne varsa onunla idare ediyor. Özellikle bizim evde kıyafet seçimleri başlı başına büyük bir sorundur.

Onlar alınan kıyafetlere burun kıvırdıkça ben kendime daha çok kızıyorum. Yok indirim, yok yazlık, yok tatillik derken abartı derece de kıyafet alır duruma geldik. Yeri geliyor kendimize almayıp onlara alıyoruz. Çoğu zaman kendim için bir şeyler almaya gittiğim her mağazanın çocuk reyonunda kendimi buluyorum.

Çalışan annelerin vicdanını rahatlattığı için çocuklarına bolca kıyafet ve oyuncak aldığı söylenir. Başkalarını bilmem ama benim böyle bir vicdanlık durumum yok yani kendimi böyle teselli etmiyorum daha fazla zaman geçirerek kendimi rahatlatmak bana daha iyi geliyor. Alışverişin yeri her bayanda olduğu gibi bende de ayrı bir şeyleri almak ya da sahip olmak arzusu yaratılışımızda var.

Durum böyle olunca da çocukları ister istemez doyum noktasına bizler ulaştırıyoruz. Siz almasanız da etrafında gördüklerine özenen bir çocuğa da çoğumuz kayıtsız kalamıyoruz. Tüm bunların toplamında da çocuk için BAYRAMLIK alışverişinin pek bir anlamı kalmıyor. Anneleri için indirim anlamında çok anlamlı olabilir o ayrı 😊

Peki sizde durum nasıl evlerinizde hala bayramlık heyecanı yaşanıyor mu?













devamı »

12 Haz 2017

Çocuklara İkramlıklar


Geçtiğimiz hafta iftar için gittiğim iki mekanda osmanlı şerbeti ve osmanlı macunu ikram eden arabalardan gördüm.

Özellikle osmanlı macununa bayılırım direk aklıma özellikle ramazanlarda çocukları sevindirmek için mahallemize gelen macuncular gelir. Annemin yememelisin dişlerine zarar verir demesine rağmen gizli saklı aldığım günleri çok iyi hatırlarım.

Bu araçlarıda mekanlarda görünce işletmeden detaylı bilgi aldım. Meğer bu araçların kiralanmasını sağlayan www.ikramarabalari.com diye bir site varmış. Sitelerini incelediğimde osmanlı şerbeti ve osmanlı macunu arabalarının yanında, pamuk şeker ve popcorn arabası kiralama da yardımcı olduklarını gördüm. Aklıma direk çocuk etkinliklerinde güzel bir tercih olabileceği geldi. Sünnet düğünleri için de çocuklara güzel bir alternatif olabilir. Bizim sünnet düğününde sadece şişme oyun alanı kurdurabilmiştik. Böyle bir şeyi daha önce keşfetseydim asla kaçırmazdım :)

Biz geç kaldık fakat sizlerin düğün telaşı varsa ikramarabalari sitesini mutlaka incelemenizi tavsiye ederim. Pamuk şekeri, elma şekeri, popcorn ikramlarıyla düğünlerde çocukları oldukça eğlendirebilirsiniz. Eminim benim gibi büyüklerde kayıtsız kalmayacaktır ;)

İkram arabaları seçenekleri de şurada belirtmiş olayım;

Pamuk Şekeri Arabası, Popcorn Arabası Kiralama, Maraş Dondurması Kiralama, Osmanlı Macunu Hizmeti, Osmanlı Şerbeti Kiralama, Kahveci Güzeli, Patlamış Mısır Arabası, Salepçi, Bozacı Kiralama, Kağıt Helva, Elma Şekeri, Lokmacı Kiralama, Simitçi Arabası Kiralama, Köfte Arabası Kiralama, Pilav Arabası, Bardak Mısır Arabası, Kestane Arabası, Çaycı Standı Kiralama gibi...

Gerisi sizin tercihinize kalmış...


Mutlu günler

devamı »

9 Haz 2017

HADİ Çocuğum

Hadi

En sevmediğim şeylerden birinin bana müdahale edilip HADİ demesidir.

Peki benim çocuklara en çok kullandığım cümle hangisi tabii ki HADİ, HADİ Çocuğum, HADİ evladım...

Her huyumu değiştirebilir, her şekilde kendimi geliştirip eğitebilirim fakat bu koşturmalı hayat tarzı  içinde HADİ kelimesini hayatımdan söküp atmam şimdilik çok zor gibi görünüyor.

Sabah servise yetişmeye çalışırsın çocuklardan biri telaşınızı fark eder ve hareketlerini iyice yavaşlatır. Diğeri sabahın köründe merdivenleri tek tek sayma telaşına düşer HADİ dersen inatlaşır kriz yaratır. Sen buna rağmen hadilere başlarsın.

Akşam eve girip acil yemek/sofra işlerine girişmen gerekir çocuklardan biri eve girmeyeceğim diye ortamı gerer. Hadi kızım, hadi evladımlar ardı ardına sıralanır.

Hadi ellerini yıka,
Hadi yemeğini ye,
Hadi odanı topla,
Hadi duşa gir,
Hadi yatağına yat,

Bunun gibi bir sürü örnek verebilirim.

Bizler koşturdukça çocukları da peşimizden HADİ diyerek sürüklüyoruz. Bir düşünün bakalım günde kaç kere HADİ ile başlayan cümleler kuruyor ve kaçı çocukları harekete geçiriyor? Bizim evde hiç bir hadi işe yaramıyor o kesin.

Çocuklar tabiatları gereği anı yaşayarak hareket eden, telaşı, endişeyi bilmeyen varlıklar ve uzmanlara göre çocuklara hadi demek ileride onların, telaşlı, unutkan, tembel, sorumsuz olmalarına sebep oluyormuş. Günlük telaşımızı çocuklar için yavaşlatmamız gerekiyormuş ki buna hepimiz katılıyoruz ama nasıl olacağını henüz çözebilen yok.

Belki de dengeyi gerçekten sağlamak zorundayız. Arada hiç üşünmeden kaç kere HADİ dediğimi bir kenara not ediyorum öyle yazınca ağzından çıkana daha bir dikkat edebiliryorsunuz fakat bu yöntemle de kesin bir sonuca henüz varamadım.

4 yaşında ki çocuğun anı yaşamasını bende isterim. Fakat özel sektör patronları benim işe geç kalma mazeretimi "çocuğum anı yaşıyordu acele edemedim" dediğimde çok hoş karşılamayacaklardır. Bu durumda herkes kendi çapında haklı çıkıyor.

İşin özü; HADİ demekten eminim hiç bir anne memnun değildir. Fakat günlük telaşlarımızın yanında çocuklara sorumluluklarını öğretme ya da onlara müdahale etme isteğiyle yanıp tutuşan analık tarafımızı çoğu zaman bir nebze olsun bastırmak için bir şeyler yapmalıyım gibi hissediyorum. Ben HADİ komutunu vermeyeyim oğlum yemeğini yemesin ama yemeğini yememe tercihi karşısında abur cubur yiyemeceği kuralını da öğrensin. Veya odasını toplamasın ama kaybolan bir şeyini de benim bulmayacağımı kabul etsin. En azından bunlara çözüm bulsak HADİ Çocuğum cümlesinde ciddi bir azalma olacağına inancım sonsuz.

Yazıyı tam burada bitireyim diyorum sonra şeytan dürtüyor arkadaş neden hep biz çözüm arayıp buluyoruz. Biraz da babaları çocuk gelişimine, psikolojisine falan önem verip araştırıp çözüm bulsun :) Hadi ben kaçtım...

Bu arada HADİ Çocuğum demeden çocuk büyüten varsa cidden alnından öperim.

Sevgiler,











devamı »

7 Haz 2017

Sünnet Düğünü Detayları


sünnet cemiyeti

 Düğün telaşı bitti derken kurban bayramı başladı o bitti derken okul telaşı başlamış durumda. Detaylar kafamdan silinmeden sünnet düğünü hakkında tecrübe ettiğim bazı detayları paylaşmak isterim.

* İlk tavsiyem daha önce de belirttim mutlaka 8 yaştan önce bu telaşı bitirin. Yağız 10 yaşında sünnet kıyafeti giydiremedik. Sahneye güneş gözlüğü ile çıktı. Kendilerini bir çıkışta gördük bir daha göremedik. Ve hep şartları vardı. İlk çıkışta hep birlikte çıkmakta istemedi farklı oldu gerçi hepimize tek tek ve oynayarak çıkış yaptık :) Geceye direk oynarak başladık yani düşünün gerisini :)

 * Mümkünse çocuğun sünnetini önceden yaptırın ve o hafta daha mevlütünü eviniz de okutun. Aynı mekanda önce mevlüt sonra göbek atma merasimi benim hiç bir zaman içime sinmedi. Biz evde yakın aile dostları ve akrabalarla okuttuk. Misafirlere el havlusu ve cantık - ayran ikram ettik. Hatta adettir dediler Yağız ın küçük parmağına ufak ta bir kına yaktılar. Bazı yerlerde ayrı kına gecesi yapılırmış o işlere bulaşamam dedim çıktım kenarıya. Büyüklerde adet çok.

 *  Mekan belirlemeden önce mümkünse oturup davetli listesi hazırlayın. Hem kaç kişilik mekan ayarlayacağınıza hem de davetiye sayısı için kafanızda fikir oluşur. Hemde yemekli yemeksiz olarak kişi sayısına göre fiyat almanız daha uygun olur.

* Cemiyetin yapılacağı mekana çocukların eğlenmesi için sünnet organizasyonu yapan firmalar ile görüşülerek balon ile süsleme, sünnet tahtı, mehter takımı gibi organizasyonlar ayarlayabilirsiniz. Bu konuda özellikle arayış içindeyseniz www.sunnetdugunleri.com adresini güvenle tavsiye edebilirim.

* Ben çok istedim ama yapamadım. Davetiye yerine tema vakfına bağış yapabilirsiniz onlar sizin yerinize sade bir davetiye basıyorlar ya da davetiye yerine üzerinde isim ve mekan bilgilerinin olduğu etiketli çam fideleri dağıtabilirsiniz. Misafirleriniz çoksa çok masraflı olur derseniz bu çam fidelerini sünnete gelen çocuklara hatıra amaçlı dağıtabilirsiniz. Çocuklara da güzel bir farkındalık sağlamış olursunuz. Hemde çocuğunuzdan arkadaşlarına harika bir sünnet hatırası kalır.

* Kıyafet işini benim gibi son günlere kesinlikle bırakmayın istediğim gibi hazır elbise bulamayınca mecbur diktirdim çok şükür yetişti ama panik durumum hep yüksekti. Takılarımı bile düğünden 1 gün önce alabildim. Mümkünse tüm aile bireylerinin kıyafetleri 1 ay öncesinden hazır olsun.

* Eğer kıyafetlerinizi önceden hazırladıysanız gidip kuaförünüze saç provası yaptırın ve o gün hazır saçınız yapılmışken giyinin güzelce gidin dış mekanda fotoğraf çekimlerinizi yaptırın. Aynı gün fotoğraf çekimi çok ama çok zor. Biz çekimi sonra ki güne bıraktık. Gerçi hava bozdu hala yapamadık :) ama herşeyimiz hazır gidip güzel bir yerde çekim yapacağız hem elbisem yırtıldı pislendi derdim de olmayacak. Saçıma bir maşa yaptırıp o günün tadını çıkarmayı planlıyoruz. Not: mekanda fotoğraf çekimi oldu ama albüm için dış mekanı istediğimiz için böyle bir plan yaptık.

* Kuaförünüzle saat konusunda mutlaka teyitleşin hatta yazılı onay alın :) 4 de çıkarsınız diyen kuaförümüz sayesinde 18:00 de zor çıktık ve kapımızda bekleyen misafirlerimize çok ayıp oldu. Sünnet gezmesi planımız vardı gecikme yüzünden iptal ettik. Kocayla yaşanan gerginlikte cabası :)

* Takı sandığı fikri için sebep olan arkadaşıma ne kadar teşekkür etsem az. Çok ama çokkk rahat ettik. 500 kişi vardı takı töreni olsaydı çok uzun sürecekti ve Yağız muhtemelen bütün gece suratını asacaktı.

* Mekan girişine kocaman şişme bir oyun parkı kuruldu. Çocukların hepsi tüm gece orda oynadı. Pistte veya ayak altında hiç çocuk dolanmadı. Bu bizim değil otelin hizmetiydi ama çok güzel bir fikirdi gerçekten.

* Küçük çocuğunuz varsa Ela gibi :) mutlaka gündüzden kendiniz uyutun mümkünse konu komşuda uyusun ses olmasın. Uykusunu sağlam alsın. Ela yı kuaföre gitmeden kendim uyuttum. Düzenini bozmamakta fayda var. Düğün çıkısında falan sorun yoktu ama biz oynamaya başladığımız an Ela delirdi babasına ve bana kene gibi yapıştı. Ne dayı, ne anneanne ne de dede sakinleştiremedi. 10 dk annemin kucağında sızmış ve kalktığında inanılmaz enerji doluydu ortalarda oynadı durdu. Eve geldik herkes pertti ama o hala bana kitap okur derdindeydi. Öyle bir tuhaftı Ela o gece :) Gelinliğini çok sevdi kendi istediğim gibi diktirdim. Neden aynı giyinmediniz diye soranlar oldu bilmem kızım pembe istedi onumu kırcaktım :)

* Son olarak mutlaka yakın bir arkadaşınıza ya da kuzeninize tembihleyin sizin bol bol fotoğrafınızı çeksin :) ben sadece bir kaç video ve fotoğraf bulabildim. Mecbur mekandan gelecek olan cd leri bekleyeceğiz.

 Aklıma gelen detaylar bunlar. Kendi düğününüzde bu koşturmalarla anne babanız ilgileniyor ama konu sünnet düğünü olunca her detay karı koca olarak size düşüyor. Sağa sola kulaklarınızı tıkayın. Yemekli yaparsınız beğenmezler yemeksiz yaparsınız çok boş derler. Otel tuttuk ne gerek var dediler salon tutsak ona da kulp takarlardı. Davetiyelere 2 kişilik yazdık ona bozuldular sallamadılar da :) Ve tüm bu olumsuz yorumları da emin olun eş dost çevreniz değil yakın akrabalarınız yapar. Hepsini duymamazlıktan gelin. Önce çocukların rahatını sonra da kendi keyfinizi düşünerek her şeyi içinizden geldiği gibi yapmaktan geri kalmayın ;) Başkalarına göre değil kendi zevkinize ait bir organizasyon olsun ki geleceğe güzel anılar bırakmış olun. Şu şöyle olsaydı dediğim hiç bir şey yok her şey gönlümüze göre oldu. Sadece Ela nın da ağlaması yerine daha fazla eğlenmesini çok isterdim ama malum 2 yaş sendromu atakları olduğundan diyerek kendimi teselli ediyorum.

 Son olarak sünnete ya da sünnet düğününe karşı olan bir kesim de var. Bu tartışılacak bir konu değil herkesin neye gerek var neye gerek yok konusunda kendince aklı yetiyor diye düşünüyorum. Saygı duymak en güzeli.

Sevgiler,

30.09.2015 tarihinde yayınlanan yazımdır.



devamı »

Yüksek Ateşi Düşürmenin Yolları


Ateş Nedir? Nedenleri Nelerdir?
Ateş; enfeksiyonlara ya da enfeksiyon dışı faktörlere bağlı olarak vücut ısısının normal sınırların üzerine yükselmesidir. Çocuklarda ateşin en sık nedeni viral üst solunum yolu enfeksiyonudur.

Ateşin Yararları Nelerdir? Titreme Neden Olur?
  Ateşi başlatan pirojen maddelerin bağışıklık sistemi üzerine olumlu etki yaptığı, mikroplarla savaşan hücrelerin aktivitesini arttırdığı bilinmektedir.
  Titreyen çocuğun ateşi yükselecektir. Titreyen çocuk havale geçiren ile karıştırılmamalıdır. Ateş düşürme uygulamaları yapılırken çocuğun titremesi ne izin verilmemelidir, tekrar ateşi yükselir. Titremeye soğuk uygulama sebep olur (soğuk havada çıplak çocuk, soğuk su ile duş gibi) Çocukların ellerinin ve ayaklarının morarması titreme esnasında çoğunlukla normal bir bulgudur.

Ateş de ciddi enfeksiyon belirtileri nelerdir?
  Ciddi bir hastalığın olup olmadığının belirlenmesinde en önemli gösterge çocuğun genel durumudur. Neşesiz, rengi soluk, dudak ve parmak uçları mor, ileri derecede halsiz ve yorgun veya baygın, kalp atışları ve nefes alması hızlı ise dikkatli olunuz. Üç aylıktan küçük bebeklerde ateş acil bir durumdur.

Ateş hangi durumlarda düşürülmeli?
  38.7 derecenin üzerinde ise, huzursuzluk, halsizlik, baş ağrısı, gibi diğer fiziksel rahatsızlıklar eşlik ediyorsa, kalp akciğer hastalığı varsa, ateşe bağlı tekrarlayan nöbetleri varsa ateş düşürülmelidir. Ateşli dönemde çocukların sadece % 2-4 ünde havale görülür, bunların çoğunda kalıcı nörolojik hasar oluşmaz.

Ateşli çocukta Öncelikle neler yapılmalıdır?
  Vücutta ısı kaybına izin vermek için ateşli çocuğun giysileri sıkı olmamalı, ince bir giysi giydirilmelidir. Gerektiğinde çocuk tamamen soy olmalıdır. Odanın iyi havalandırılması sağlanmalıdır. Ateşli çocuğu metabolizma hızı arttığı için, sıvı kaybı artmaktadır. Susuzluk da ateşe arttıracağı için, çocuklara alabildikleri kadar su, meyve suyu gibi sıvılar verilmelidir. Çocuğun üşütüp titremesine izin verilmemelidir.

Ateş düşürücü ilaçlar
  Ateş düşürücü ilaçlarla vücut sıcaklığı normale dönmez, sadece 1- 2 derece azalır. Ateş düşürücü ilaç vermedi ki amaç çocuğu fiziksel olarak rahatlatmak, ağrılarını azaltmak, huzursuzluğunu gidermektir.
  Novalgin, çocuklarda ateş düşürmek için kullanılmamalıdır. Döküntülü hastalarda Aspirin kullanılmaz. Birden fazla ateş düşürücü ilaç ardışık olarak kullanılmamalıdır. Doktorunuzun önerdiği ilaçlara başladığınız andan itibaren 48- 72 saat Ateş devam edebilir. Bu süre içinde ilaçlar belirtilen aralıklar ve dozlarda verilmeye devam edilmelidir.
  Parasetamol ilaç (parol, Calpol, Minoset, Aferin gibi) kullanımına ilaveten su ile yıkama, ateşin düşürülmesinde parasetemolün tek başına kullanılmasından daha etkili değildir ateşi geçici azaltır. Hastayı soğutma ilaç etkisini gösterene kadar uygulanabilir, faydalıdır.

Ateş düşürmek için; Novalgin, Aspirin, soğuk su, alkol, beyaz sirke ve iki ateş düşürücü ilacı aynı anda asla kullanmayınız.

GERÇEKTEN BİLMENİZ GEREKENLER
  Çocuğunuz ateşlendiğinde sakin olun, panik yapmayın, çocuğunuzun genel görünümü ateşin derecesinden daha önemlidir. Hastalık çocuğun iştahı azaltan bir durumdur ve iyileştiğinde kendiliğinden yerine gelir. İlaçların verilmesi için çocuğun yemek yemesi beklenmemelidir. Ateş hastalığı tedavi etmez. Önemli olan çocuğu tedavi etmektir, termometreyi DÜŞÜRMEK değil.

NOT: Bu yazı hastanelerin dağıttı broşürler üzerinden oluşturulmuştur.


devamı »

5 Haz 2017

Organik de nedir canım?


Londoneranne bloğunun sahibi Nil bugün bloğuma konuk oldu. Yeni kurdukları organiktükkan hakkında ki tüm bilgiyi gelin kendisinden öğrenelim.


İnsanlara kendimizi anlattığımızda dalga geçenler, deli misiniz siz diyip gülüp geçenler, hadi canım organik de neymiş gidin işinize bakın diyenler ve daha niceleri oluyor. Ama aslına bakarsınız yaptığımız ne delilik ne de boş gereksiz bir iş. Evet 7 yıllık bambaşka alanlarda verilmiş akademik çabalardan sonra uğraştığımız iş biraz farklı görünüyor olabilir dışardan bakıldığında, ama aslına bakarsanız biz çok memnunuz. Eşim ve ben Londra’da Kimya Mühendisliği (ben)  ve Ekonomi (eşim) alanlarında yaptığımız doktora eğitimlerinden sonra 1 yaşındaki kızımız İnci Azra’yı da alarak ülkeye geri geldik. Şüphesiz yurt dışında eğitim ve yaşam insana farklı bir vizyon ve değer katıyor. Bizim kazandığımız tüm bu değerler kızımızın ailemize katılmasıyla asıl manasını buldu diyebilirim. Laboratuvarda kimyasallar arasında harıl harıl çalışıp makale basmak için uğraşan bir kadının asıl kaygısı anne olunca kızıma nasıl yaşanabilir bir  dünya bırakırım sorusunun yanıtını bulmaya dönüşüyormuş.

Londra’da yaşadığımız süre boyunca organik üretim ve tüketimin dünya ve dünya üzerinde yaşayan tüm canlılar için ne kadar elzem olduğu konusunda oldukça bilinçlenmiştik. Kızımızın da ailemize teşrif etmesiyle birlikte bu bilinç katlanarak artmaya devam etti. Gıdadan, kozmetiğe, temizlikten tekstile İnci Azra için ne kullanıyorsak hepsinin organik olmasına özen gösteriyorduk. Zira bizim için en kıymetli varlığın göz göre göre o kadar kimyasala maruz kalmasına göz yumamazdık.  Ülkemize dönmemizle olayların rengi biraz değişmeye başladı. Bavulumuzda getirdiğimiz pirinç, un, makarna ve bilimum sebze meyve çeşitlerinin tükenmesiyle bir organik arayışına girdik. İlk hafta İnci Azra’nın annanesi semt pazarından elinde bir poşet çürük armutla geldi, iki katı fiyatına almış, organikmiş. İkinci hafta dedesi gezen tavuk yumurtası almış, kahverengi ve tavuk pisliğine bulanmış. Hiçbirinin kontrolü yok, sertifikası, belgesi yok tabiki. Bunun üzerine bir araştırmaya girince müthiş sonuçlar çıktı karşımıza, farklı semtlerde haftalık kurulan organik pazarlar, çoğu zengin semtlerde küçük küçük organik marketler ve bilimum internet sitesi. Kimisi organik ile doğalı bir arada satıyor, kimisinde konvensiyonel ürün bile var. Yani erişilebilirlik bir problem. Tüm bunların yanında toplumda süregelmiş müthiş bir bilgi kirliliği. Benim İnci Azra’nın tükettiklerine dikkat ettiğimi bilen herkesin ağzına kolayca yapışan bir ORGANİK kelimesi. Köyden gelen herşeyin Organik olması iddiası ise artık sınırları aştı, zira tarım zaten çoğunlukla kırsalda yapılır. Siz hiç İstanbul’un göbeğinde tarla gördünüz mü?

İki akademisyen olarak dayanamadık kolları sıvadık ve sosyal sorumluluk olarak yola çıkarak bir proje oluşturduk. Sadece sertifikalı organik ürünlerin satılacağı bir platform kurduk. Özellikle platform kelimesini kullanıyorum yanlış anlaşılmasın diye çünkü www.organiktukkan.com bir e-ticaret sitesi değil, bir marketplace yani pazaryeri formatında çalışan bir sitedir.

Organik sertifikası olan gıda, kozmetik, temizlik, tekstil olmak üzere her sektörden satıcılar girip bu platforma ürünlerini satacak, bu sayede insanlar güvenilir bir platformdan aradıkları bütün ürünlere ulaşabilmenin keyfini yaşayacaklar. Ülkemizde var olan yerli yabancı markaların üreticileri ve distiribütörleriyle tek tek tanışıp, platformumuza davet ettik, onlara yola çıkış sebebimizi ve projemizin amacını anlattık. Hepsi projemizi destekledi, ve şuanda sitede 105 marka bulunmakta. 105 marka ile Haziran ayında çıktığımız bu yolda ilk 3 aylık hedefimiz marka sayısını 150’ye, 2018 başında ise 200’e çıkarmak. Sitede gördüğünüz ürünlerini hiçbirini biz satmıyoruz, hepsini bizzat marka sahipleri ve distribitörleri satıyor olduğundan aslında tüketiciler sordukları sorulara en doğru cevapları alırken, hizmetin de en kalitelisine erişmiş olacaklar.

Bizim platform olarak sorumluluğumuz ne olacak diye sorarsanız, biz bir taraftan şu 'sadece sertifikalı ürünler' diye ortaya attığımız iddiamızda tutarlı olabilmek için düzenli kontrollerde bulunurken, bir yandan da sitenin bloğunda ORGANİK hakkında yazılar yayınlayarak toplumumuzda varolan bilgi kirliliğini kaldırmaya çabalayacağız.

Organik üretimi ve tüketimi sağlığımız, çevremiz, ve geleceğimiz için bir yaşam biçimi haline getirebilmek üzere girdiğimiz bu projede bizlere destek vermek istiyorsanız, lütfen sosyal medya hesaplarımı takip edin, hep birlikte bu konulara değinip, hoş sohbetler edelim.
Hepinize organik günler diliyorum.
Londoneranne, Nil.


devamı »

30 May 2017

Eğitimde GÖLGE

Yağız kitabı Ela'ya okuyordu:)
Bir kitap yorumu yazmak istiyorum. Neresinden başlasam diye kafam karışıyor sonra oturup kitabı en baştan bir daha okuyorum. Ve anlıyorum ki yazacağım hiç bir kelime kitabi en iyi şekilde anlatmama yetmeyecek.

Ahmet Naç sıradan bir öğretmen iken sınıfını boyadığı fotoğrafı ile tüm Türkiye nin gündemine oturmuş bir öğretmen olarak karşımıza çıkıyor. Kitap yorumuna geçmeden önce onun bir röportajında okuduğum ve çok etkilendiğim sözlerinden paylaşmak istiyorum;
"Okumayı öğretmeyelim okumayı sevdirelim. Matematiği öğretmeyelim matematiği sevdirelim. Şarki öğretmeyelim, sevdiği şarkıları söylemeleri için ortam sağlayalım. Resim yaptırmak onların eğlencesi için olmasın, resmin değerini gösterelim. Üç boyutlu hamurdan, tahtadan yaptıklarını çantalarına atmasınlar. Değerini anlasınlar yaratıcılıklarını zorlasınlar. Vazgeçmesinler. Ağlayınca teselli edip o anı kurtarmayın. Ona mutsuzluktan çıkacak yolu gösterin, konuşturun. Onlar adına karar vermeyelim artık. Hayatlarıyla ilgili kararları onlar versin. Yanlış da olsa sınıf onların, yaptıkları sıra onların. Çantasını onun yerine taşımayın. Kitabını kendi alsın. Yanlışlarını fark etsin. Siz düzeltmeyin onlara düzeltmesi için fırsat verin."


GÖLGE kitabına gelince; kitap bittiğinde suratınıza sağlı sollu iki tokat yemiş gibi olacaksınız bunun garantisini verebilirim. Kitabı benim gibi tekrar okuyabilir ve önünüze gelen herkese bu kitabı okutma isteğiniz ağır basabilir. Aynı topraklarda, aynı geçmişe ait bu halkın içinde neden her öğretmen bu mantıkta değil, neden her eğitimci böyle düşünmüyor, neden ben çocuğum için Ahmet Naç gibi öğretmenler aramak zorundayım diye sinirlenebilirsiniz. Sakinleştiğinizde kendinizle hesaplaşmanızda ağır olacaktır. Çocuklarımızın iyiliği için diyerek yapılanların aslında onlara ne kadar zarar verdiğini okumak içinizi acıtacak. Ve asıl önemlisi GÖLGE yi ben çocuklarıma neden bu açıdan anlatmadım diyerek harekete geçeceksiniz.

Okurken gözleriniz dolacak bahsettiği fikirler size geçmişten bir lideri hatırlatacak. Ve gencecik bir öğretmenin böylesine önemli bir liderin fikirleri ile çocuk yetiştiriyor olmasıyla gurur duyacaksınız. Onu yetiştiren anne babaya minnet duyarken bulacaksınız kendinizi ve keşke benim çocuklarımda böyle bir yetişkin olsalar diye dua edeceksiniz.

GÖLGE kim yazmayacağım. Sadece kitabı okumanızı ısrarla tavsiye edeceğim. Kitap içerisinden özellikle altta ki iki sayfa tüm düşüncelerime tercüman oldu diyebilirim.


Gölge

Kitabı alıp okumanız için resmen size yalvarabilirim o derece tavsiye ediyorum :) Her satırını kafanıza kazıyacağınıza eminim.

Ve son olarak lütfen Ahmet Naç ın tedx videosu haricinde diğer tüm video ve röportajlarını izleyin ve okuyun. Dua edelim ki bu zihniyette ki öğretmenler çoğalsın. Çünkü gerçekten aklı başında bir yeni nesile çok ihtiyacımız var.


Not: İnstagram hesabımda 2 kişiye GÖLGE kitabını hediye ediyorum. Katılmak isterseniz beklerim ;)
@gulsahonen





devamı »

20 May 2017

Dünya Modasına Yön Veren Güncel Gelişmeler Elle'de


                 
Giyim anlayışınızı yenileyecek birbirinden trend moda haberleri ve gelişmeleri, her sezon farklı unsurlarla kendini gösteriyor. Kadınlar sokak modasının yanı sıra dünya modasına yön veren estetik ayrıntıları da yakından takip etmek istiyor. Elle, gerek aylık dergi gerekse online platformu aracılığıyla kadınların moda anlamındaki beklentilerini karşılıyor. Günümüz moda akımlarından yenilikçi parçalara, saç stillerinden aksesuar detaylarına, ayakkabıdan çantaya kadar daha aklınıza gelebilecek pek çok konuda siteden faydalanabilirsiniz.

Popüler Moda Haberleri ile Tarzınızı Yansıtın!
Podyum, güzellik, astronomi ve bakım gibi farklı kategorilerde bilgiler sunan Elle, özellikle moda haberleri ile tarzından ödün vermeyen kadınların vazgeçilmezi oluyor. Üstelik dünyaca ünlü markaların ve ünlülerin benimsediği giyim koleksiyonları da bir arada yer alıyor. Böylelikle tarzını modaya uygun olarak geliştirilen kadınlar, daha özgün ve trendy kombinasyonlar yapabilme şansı elde ediyor. Ünlü ve popüler markaların defile koleksiyonları, en ince ayrıntılarına kadar meraklılarına sunuluyor. Modaseverlerin vazgeçemediği en ünlü defileler için Elle haberlerini yakından takip edebilirsiniz.

Podyumların Renkli Işığı
Yılın her mevsimi farklı kategorilerde düzenlenen podyumlar, moda dünyasının yeniliklerini yansıtan konsept tasarımlarla sevenlerini mutlu etmeye devam ediyor. Her dönemin özgün renkleri ve nüansları ile süslenmiş estetik kıyafetler, mankenler üzerinde boy göstererek yeni trendleri çağrıştırıyor. Tarzınızı daha cezbedici hale getirmek ve hoş görüntünüzle kendinizi şımartmak istiyorsanız podyumlarda sergilenen özgün kıyafet kombinasyonlarını inceleyebilirsiniz.

Kış defilelerinin yayınlandığı son zamanlarda asker yeşili, tarçın ve narçiçeği renklerin harmanından oluşan estetik parçalar dikkatleri çekmeyi başarıyor. Uyumlu renklerin sentezinden oluşan tül elbiseler, hem kış aylarının kasvetli ruhunu uzaklaştırıyor hem de estetik bir imaj çizmenize destek oluyor. Dünyanın öncü moda markalarından olan Elle, yeni tasarımcılara yaptığı yardımlar ile FASHION NOW isimli dev bir projeye de imza atıyor. Büyük bir önem arz eden proje ile tüm dünyada heyecanlı bir moda turuna çıkabileceksiniz. Elle.com.tr adresini ziyaret ederek dünya genelindeki en yeni moda gelişmelerini yakından inceleyebilir ve özgün trend unsurları sayesinde tarzınıza yepyeni altın dokunuşlar yapabilirsiniz.



devamı »

19 May 2017

Hamile Giyim Ürünlerine İfondi Aracılığıyla Sahip Olun!7

Hamile pijama takımları

Kadınların hamilelik dönemlerinde yeme ve içme konusu kadar giyimlerine de dikkat etmeleri gerekiyor. O nedenle hamileliğin özellikle 3. ayından 9. ayına kadar her daim rahat ve pamuklu giyim ürünlerine yönelmek de fayda var. Çatısı altında kadın dünyasına özel modern ürünler sunan İfondi, anne adayları için birbirinden güzel ürün grupları beğeniye sunuyor. Siz de hamilelik döneminizde rahata kavuşmak ve özgürce hareket edebilmek için markasının hamile & lohusa koleksiyonuna göz atabilirsiniz. Beğeninize ve ihtiyacınıza yönelik ürünler içerisinde seçiminizi yaparak kadınsı duruşunuzu yansıtabilirsiniz.

Sağlıklı bir Hamilelik için Kullanabileceğiniz Pamuklu Pijamalar

Hamilelik dönemi, Her geçen ay gerek anne adayı gerekse bebek için zorlu geçebiliyor. O nedenle anne adayının ev hayatında rahatlık sunan pijama ürünlerine yönelmesi gerekiyor. Pijama koleksiyonunda desenli, dantelli ve fırfırlı gibi farklı dekoratif detaylar dikkati çekiyor. Son dönemlerde yan kısımları bağlamalı formda olan jakarlı kumaş pijamalar popülerlik kazanıyor. Üç parça formunda olan estetik ürünler, kadınsı duruşunuzu ön plana çıkartırken diğer yandan da özgürce hareket etmenize yardımcı oluyor.

Pamuklu, koton ve polyamid gibi farklı kumaş materyallerinden dizayn edilen ürünler, nefes alabilir yapıları sayesinde teninizin gece boyunca kuru kalmasına izin veriyor. Yumuşak kumaş eklentileri, hem yaz hem de kış aylarında konforlu kullanım olanağı tanıyor. Koleksiyon içerisinde hamile t-shirt, emzirme sutyen ve bebek kundağı gibi parçalar da yer alıyor. Kırmızı, yeşil, pudra pembe, krem ve bej gibi farklı renk seçeneklerine sahip olan gecelikler içerisinden ten renginize uyumlu bir seçimde bulunabilirsiniz.

Ürün çemberi içerisinde uzun lohusa elbiseleri de bir hayli tercih ediliyor. Tek parça kesimde tasarlanan elbiseler, kontrast renkli desenlerle zenginleştirilerek daha hareketli bir görüntü ortaya çıkartıyor. V yaka ve yuvarlak yaka kesimde olan modeller içerisinden zevkinizi yansıtan güzel bir tercih yapabilirsiniz.
Dilerseniz sevdiğiniz bir arkadaşınıza hamilelik dönemi için hediye mahiyetinde sunabilirsiniz. Birbirinden modern Hamile pijama takımları ifondi 'de yer alıyor. Kolay ödeme seçenekleri sayesinde ihtiyacınıza uygun ürünü hemen satın alabilirsiniz.
devamı »

17 May 2017

Söz Dinlemeyen Çocuklar


Valla itiraf edeyim bir dediğimi iki etmeyen, ne istersem itiraz etmeden kabul edip hemen yapan, sorgulamayan, nereye çekersem oraya gidebilen çocuklarımın olmasını istemem. Yazarken bile kendimi delimisin kadın sen desem de durum cidden bu.

Tamam tabii ki sözümü dinlesinler, saygısız cevap vermesinler veya "tamam anne yaaa" diyerek beni geçiştirmesinler. Fakat bu onlarında birey olduğu ve fikirlerinin olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini unutmamak gerekli.

Söz dinletme taktiği olarak bir de dayağı seçenek olan görenler var. Dayak ile eğitilen çocuk hiç gördünüz mü? Ne kadar sopa yerse yesin çocuk yine bildiğini okur. Zamanla dayak yemeğe de alışır iş arsızlığa döner ve daha çok sinir harbi yaşanır. Ayrıca büyüdüğünde aynı şiddeti etrafındakileri de uygulayacaktır.

Kızmakta, öfkede, şımartmakta aşırıya kaçmamak için kırk takla atmak gibi bir kuralımız var. Bu kuralı da çocuk psikolojisini her şeyin önüne çıkaran, analara vicdan yaptıran zamane çocukları oldu. Yani sıkıyı gördük mü "aman çocuğun psikolojisi bozulur" lafını iyice benimsedik.

Yine bizlerin küçüklüğü ile kıyaslamak istiyorum. Annemden, babamdan korkmazdım. Öyle döven bir ailemde yoktu. Ama evde ciddi kurallar vardı hava karardığında, ezan okunduğunda sokakta olamazdık. Kolay kolay arkadaşlarıma yatıya gidemezdim. Buna benzer tartışmaya açık olmayan kurallar içerisinde büyüdüm. Bir şeyi çok istediğimde günlerce harçlık biriktirir öyle sahip olurdum. Ve o sahip olduğum şey benim en kıymetlim olur gözüm gibi bakardım. Özellikle babamın her şeye rağmen fikirlerimize olan saygısına hayrandım bende böyle çocuk yetiştirmek istiyorum dediğim günleri çok iyi hatırlıyorum.

Gel gelelim kazın ayağı öyle olmuyor. Bizler ve çocuklarımız arasında koca bir nesil var. Çocuklara söz dinletmek eskisi kadar kolay değil.

Daha geçen gün kolay kolay "tamam anne" demeyen Ela "yeter artık ben tamam anne demekten çok sıkıldım sen bana karışamazsın" diye bana posta koydu. Yani ayda yılda bir bile olsa TAMAM ANNE demek resmen çocuk rahatsız oluyor. Israrla kendi bildiğini okumak, kendi gönlüne göre özgürce hareket etmek istiyor. Belli bir seviye de tabii ki izin veriliyor ama bazı istekler yapılabilir cinsten değil olsa da her istediğini yapmak bana mantıklı gelmiyor. Benim ondan beklentilerim ile onun yapmak istedikleri birbirine asla uymuyor öyle inat ki orta yolu bulmak için ortalama yarım saatten fazla dil dökmem gerekiyor. Bu zamanda hangimizde bu kadar sabır var bilmiyorum ama bazen kendimi ciddi anlamda zorlarken buluyorum. Tam ikna edip odasından rahatlamış bir şekilde çıkarken mutlaka karşıma Yağız başka bir krizle çıkıyor. Yarım saatte onunla konuşuyorum o daha da asi kurallara uyma sıkıntısı yok ama aklına düşeni hemen o dakika olsun isteği aşırı fazla oluyor. Çok istedikleri bir şeye hemen sahip olduklarında ikiside değer bilmiyor anında hevesleri geçiyor ve 2 güne kalmadan başka bir şeylere gönül koyuyorlar ve yine tüm konuşmalar, tüm krizler başa dönüyor. Kolay elde edilir şeylere fazlasıyla alışık olan bu çocukları ikna etmek oldukça güç oluyor. Çünkü biliyorlar ki ne kadar arıza çıkarırsam o kadar pes edip almaları garanti olur.

Sabrım en fazla bu dönemde zorlanıyor ve ben kendimi en fazla bu dönemde çaresizlik içinde buluyorum. Bildiklerim, okuduklarım, gördüklerim, uygulamaya çalıştıklarım birbirine girmiş durumda. Zaman zaman gözüme minik canavarlar olarak görünüyorlar ve ben bazen ciddi ciddi korkuyorum. Zarar vermekten değil yanlış tepkiler verip, yanlış yönlendirmekten korkuyorum. Kolay yolu seçerek sussunlar yeter ki diye istediklerini yapsam önünü hiçten alamayacağımın gayet farkındayım bu yüzden konuşarak ikna etme yolunu tercih ediyorum tabii ki arada sesimde yükseliyor çünkü sabrımı sonuna kadar kullanmaktan asla çekinmiyorlar. Ben aileme ergenlik dönemimde bile karşılık veremez iken bu dönemde 4 yaşında ki çocuğun bana söyledikleri çoğu zaman damarıma dokunuyor. Karşılarında isyan etmemek için kapalı kapılar arkasında ağladığımda oluyor. Bu bir dönem sadece kendime bunu tekrarlıyorum.

Bunları yazmamda ki amaç; bilin ki herkesin evinde bu krizler yaşanıyor. Sosyal medya da sorunsuz, mükemmel gibi gösterilen çocuklar bilin ki doğru değil. Seni beni öfkeli gördüğünde "aaa biz çocuklarımızda hiç görmedik böyle şeyler" diyenler de yalan söylüyorlar. Çünkü hiç bir anne mükemmel değil bu yüzden hiç bir çocuk mükemmel olamaz. Her çocuk bu sendrom denilen dönemlerden geçiyor. Ve her anne bu çaresizlik dönemini yaşıyor. Kimi isyan ederek, kimi sabırla, kimi yıpranarak bu süreci mutlaka atlatıyor.

Böyle bir dönem içerisinde enkaz yığınına dönmek istemeyen herkesi günün belli bir saatinde ÖNCE BEN demeye davet ediyorum. Yoksa akıl ve ruh hastalıkları hastanesinde el ele otururuz haberiniz olsun ;)

Kendinizi ihmal etmeyin...
Sevgiler,











devamı »

12 May 2017

ANNELER VE ANNE ADAYLARI! GELECEKTEKİ SİZE MEKTUP GÖNDERMEYE HAZIR MISINIZ?


Arçelik’in gözünde tüm anneler kraliçedir.
Anneler günü’nüz kutlu olsun!
Anneler ve anne adayları!

Gelecekteki size mektup göndermeye hazır mısınız?

Bu sayfadan gelecekteki bir güne mektup yazın, hem bugünden geleceği düşünmek için kendinize zaman ayırın hem de kendinize gelecekten bakma imkanı yaratın. “Anneyim” ya da “Anne olacağım” butonlarından birine basın. Mektubu doldurun. Gelecekte bir tarih belirleyin. Size o tarihte kendinize yazığını mektubu gönderelim.

İnsanın düşünceleri her gün değişiyor. Hele ki anne olmak insana bambaşka bir duygu kazandırıyor. Bu mektubu göndererek bugünkü hislerinizi gelecekte de hatırlamak ve geçmişteki hislerinizle o günkü hislerinizi karşılaştırma fırsatı bulacaksınız.
Bir boomads advertorial içeriğidir.
devamı »

10 May 2017

Anneler Arası Çocuk Kıyaslama


Çocuklar arasında kıyaslama yapan tek millet biz miyiz bilemem ama bulunduğumuz ülkede bunu yapmayan ortamlar yok gibi diyebilirim.

İki çocuğumun bile birbirinden uçurum kadar karakter farkı olduğunu kabullenen ben böyle insanlara gülüp geçmekten ziyade tepki bile vermiyorum.

Geçtiğimiz gün bir arkadaş topluluğunda anneler arasında kreşlerde ki eğitim sistemi konuşuluyordu. Biri kendi çocuğunun gittiği okulda sırf ingilizce konuşan bir öğretmenin olduğundan diğeri okul içerisinde ki yüzme havuzundan ballandıra ballandıra bahsediyordu. Öteki bahçede ki parkın ne kadar büyük olduğundan, onun yanında ki de ispanyolca eğitimlerinin olduğundan altını çizerek göze sokmaya çalışıyordu.

Böyle bir mantıkta ki anneler topluluğuna çok sık karşılaşmanız çok doğal hiç kimseye atarlanıp yorum yapmayacağım. Sadece bu konularda rahatsız olduğum en önemli konu; okullarda yapılan sosyal aktivitelere dikkat edildiği kadar keşke müfredat gereği hangi eğitimi alıyorlar, ellerinde ki kitaplarda çocukları neleri daha iyi yapıyor, neleri yapamıyor kısmına dikkat edip ülkemizde ki eğitim sistemi hakkında bilgi edinmiş olmalarını dilerdim. Şuan devlet ya da özel anaokulu fark etmiyor milli eğitimin belirlediği müfredatı hepsi aynı şekilde işlemek zorunda kalıyor bunu bilseler, övündükleri konuların biraz dışına çıkıp okullarının ne kadar temiz olduğuna bir göz gezdirseler diye içimden dua ediyorum.

Bu konu da bazen gerçekten bendemi sorun var diye düşünmeden edemiyorum. Benim için bir çocuğun okulda gördüğü sevgi, saygı, el becerileri eğitimi, birey olma yolunda öğretmenlerin ne kadar destek olduğu her şeyden çok daha önemli. Çalışan anne babalarız okuldan biraz geç alabiliyoruz o süre içerisinde canını sıkan bir yaklaşımın olmaması, mutlu bir şekilde bizi bekliyor olması çok daha önemli. Ben kendi iyi yönlerimi bile milletin gözüne sokmazken parasını verdiğim bir okulu sanki bir lütufmuş gibi bana sundukları imkanları başkalarının gönderdiği yeri ezerek mümkün değil göze sokamam. Devlet anaokuluna gönderebilen bir aileyi de böyle bir topluluk içerisinde asla yok sayamam.

Anaokulu dışında yine aynı şekilde ilköğretim özel okullarında çocuklar ailelerinden habersiz kutlu doğum haftası kutluyorlar ya da ibadet için zorlanıyorlar. İşin kötüsü çocuklarıyla doğru iletişim kurmayan aileler bunu çok zaman sonra öğreniyor. Bunun neresi kötü diyenlerde olabilir ama sizden habersiz çocuğunuza böyle bir eğitim veriliyorsa bu çok doğru bir şey değildir. Aileler okulların sosyal imkanlarına kafa patlatırken çocukların nasıl bir eğitim aldıklarını gözden kaçırıyorlar.

Yanlış anlama olmasın özel okulları gömmek değil derdim. Bir çocuğum devlet okulunda, diğeri özel anaokulunda iki yerden de sağlam tecrübemiz var. Ve ikisininde aldıkları eğitimi dikkatle takip ediyoruz. Çünkü bu dönemde ticaret kapısı gibi görülen eğitim sistemi içerisinde çocukların yok olup gitmelerine engel olmak zorundayız. Dinimizi nasıl anlatıyorlar, aileden gizli neler aşılıyorlar, sorun olduğunda çözmek için mi uğraşıyor yoksa üstünümü kapatıyorlar bunların hepsi benim için sağladıkları sosyal imkanlardan çok daha önemli.

Kısaca ben anneler arasında çocuk kıyaslama muhabbetlerini hiç bir şekilde anlayamıyor ve ciddi bir şekilde yadırgıyorum. Bu muhabbetlerin içinde sadece okuldan bahsettim ama karakter kıyaslamaları da oldukça fazla oluyor. Ve bunu özellikle çocuklarının yanlarında yaptıklarında ben rahatsız olup onların çocuklarını alıp oradan uzaklaştırıyorum. Çocukların gittiği okul, yaşadığı ev, dış görünüşleri önemli olmamalı. Önemli olan mutlu oldukları ortamda büyüyorlar olmaları ve bunu anlayıp kabul ettiğimizde eminim şahane bir nesil yetiştirmeyi başaracağız ;)

Bir tv programında duymuştum "anne/babalar artık çocuklarını proje gibi görüp yetiştirmekten acilen vazgeçmeli" diye aynen bende bu söze katılıyorum.

Sevgiler,











devamı »

3 May 2017

Eğitici Materyaller İçin Duyu Market

Eğitici Oyuncaklar

Bizi takip edenler bilirler Ela’nın bitmek tükenmeyen etkinlik yapma sevdası vardır. Bu yüzden her daim çocuk gelişimine uygun eğitici kutu oyunları, setler  ve eğitici oyuncak arayışındayım.

3 yaşına kadar evde her fırsatta montessori etkinlikleri yaptık. Fakat belli bir yerden sonra ben yetememeye başladım. Ne kadar internetten araştırsam da fazla seçenek bulamadım.  Evde ki ürünler dışında dışarıdan çeşitli materyaller alıp etkinlikleri desteklemek gerekiyor. Zaten sonrasın da anaokuluna başladı.

Anaokuluna başladığı günden beri de Ela için dikkat güçlendirme eğitim setlerini daha bir araştırır durumdayım. Tam da bu esnada araştırma yaparken Duyu Market ile tanıştım. Siteyi inceledikçe dikkat güçlendirme setlerinden daha fazlasının olduğunu görmek beni inanılmaz mutlu etti. Ürünleri incelerken en sevdiğim kısım seçtiğim ürünün hangi amaçla, nasıl kullanabileceğim, hangi alanlarda çocuk gelişim ve eğitimine katkı sağlayacağı hakkında çok güzel açıklamaların bulunması oldu.

Ürünlerin hepsi oyuncak görünümlü fakat çocuk gelişimine oldukça katkı sağlayan ürünler olduğunu memnuniyetle belirtmek isterim.

Aradığım setler dışında çocuk kitapları, kalem tutma konusunda gelişim sağlayan kalem tutamağı,  diğer kırtasiye ürünleri ve bilim setleri gibi 15 yaşa kadar tüm çocukların dikkatini çekecek materyalleri tek bir sitede buldum.

Bunların dışında anaokulu malzemeleri, aile eğitimi, zeka oyunları, çocuk terapisine kadar bir çok Eğitici materyali kocaman bir çocuk gelişim marketi olan duyu markette bulabilirsiniz.

Özellikle çocuklarında disleksi sorunu olan ve ilkokul da okuma yazma problemiyle karşı karşıya olan ebeveynlere de siteyi incelemerini tavsiye ederim.  Kısaca her çocuğun geliştirmek istediğiniz taraflarına yönelik materyalleri tek bir adreste bulabilirsiniz.

Fikirlerini almak için biz evde siteyi çocuklarla inceledik. Yağız’ın ilk tercihi bilim setlerinden yana oldu.  Fakat o kadar çok seçenek var ki karar verme kısmında o bile zorlandı.

Ela için de çok fazla seçenek buldum ama alıp birden önüne yığmak yerine tek tek deneyerek almaya kadar verdim. Önceliğim dikkat güçlendirici setlerden yana olsa da kırtasiye bölümünde ki çocuk eğitimine oldukça katkı sağlayacak ürünleri gördükçe kafamda güzel bir alışveriş sıralaması yaptım.

Bu konu da bilinçli bir seçim yapabilmek için destek hatlarından yardımda almak mümkün oluyor.

Çocuklar hangi yaşta olursa olsunlar her şeyi oyun ile öğreniyorlar. Bu yüzden klasik oyuncaklar yerine oynayarak öğrenecekleri, gelişimlerini destekleyen, yaratıcı ve hayal gücü özelliklerini kullanmalarını sağlayan, koordinasyon becerilerini geliştiren materyalleri  özellikle tercih ediyorum.
Bu konu da tüm önerileri de açığım ;)

Sevgiler,
Zekâ oyunları

devamı »

2 May 2017

Şık Mutfaklar İçin Ankastre Renkli Buzdolabı

Siz de ankastre renginin mutfaklara çok yakıştığını düşünenlerden misiniz? Bu yıl ankastre renklere ilgi çok fazla: Gümüş grisi bu renk, mutfaklarda hakikaten güzel duruyor ve bulunduğu her ortama değer katıyor. En çok da buzdolabı modellerine yakıştığını düşünüyorum, ankastre renkli buzdolapları mutfakların gerçekten de havasını değiştiriyor. Bu nedenle Uğur Soğutma’nın UES 585 D2K NFI A++ isimli buzdolabı modelini görür görmez sipariş etmeye karar verdim: Ankastre renginin en şık tonunu kullanıyor.

Sevdiğim bir renge sahip olması, tek tercih nedenim değildi elbette. Uğur Soğutma’yı gayet iyi tanıyorum, 60 yıldan fazladır derin dondurucu modelleri ile soğutucu cihazlar üretiyor. Açıkçası, bu sektörde rakibi olduğunu düşünmüyorum ve buzdolabının da bir soğutma uzmanından alınması gerektiği kanaatindeyim. Hem markayı, hem de ankastre rengini görür görmez satın alma kararı vermem bundan kaynaklanıyor. Buzdolabını yaklaşık 3 aydan bu yana kullanıyorum ve izlenimlerim şöyle:

İç hacmi 585 litre ve fazlasıyla yeterli geliyor. Açıkçası bu büyüklükteki bir iç hacmi, çoğu marka ancak en üst düzey ve en pahalı modellerinde sunabiliyor. ’da ise standart geliyor! Buzdolabı içerisindeki şeffaf sebzelik bölümü özel, zira nem kontrolü yaparak sebzelerin daha uzun süre taze kalmasını sağlıyor. Ayrı bir “0 derece” bölümü de var, süt ve et ürünlerini bu bölüme koyarak kullanım ömürlerini uzatabilirsiniz.

Buzdolabının no-frost özelliği var ve dondurucu bölmesinin kapasitesi tam 97 litre. Çoğu aile için fazlasıyla yeterli olacak bir kapasite bu. Isı kontrolü tamamen otomatik, bu da maksimum seviyede enerji tasarrufu yapmasını sağlıyor. Dış kapağı üzerinde bir LED gösterge var, hem çok şık duruyor ve hem de kapağı açmadan buzdolabı kontrollerine ulaşmanızı sağlıyor. Buzdolabını geceleri de kullanmayı sevenlerdenseniz hiç merak etmeyin: LED aydınlatması, toplam 5 adet temperli cam rafı mükemmel bir şekilde aydınlatıyor. Fiyatının çok üzerinde özellikler sunan UES 585 D2K NFI A++ modelini satın aldığım için çok mutluyum, mutfağım hem çok daha şık bir hale geldi ve hem de çok kaliteli yeni bir buzdolabım oldu! https://satis.ugur.com.tr/item/ues-585-d2k-nf-a/100030 adresinden siz de sipariş verebilir, ödemenizi 12 taksit halinde yapabilirsiniz.



Bir boomads advertorial içeriğidir.
devamı »

26 Nis 2017

Denememe İZİN VER ANNE


Özellikle çalışan anneler için en yoğun en yorucu 2 gün hafta sonudur. Hafta içi amannn sonra yaparım nasılsa denilen tüm işler (çamaşır, temizlik, ütü vb.) hafta sonu dağ gibi birikerek önüne yığılırlar.

Bir hafta sonum var onuda iş yaparak mı geçireceğim derseniz yandınız. Neyse bu konu çok derin ve hiç girmeyeceğim umutsuzluk yüklemeye gerek yok. Çocuk da yaparım kariyerde yaparım diyen insanlarız ev işinden korkacak halimiz yok 😊

Hafta sonları önceliğim çocuklar olduğu için bir tık daha fazla yoruluyorum ve bu yorgunluk karşısında onlardan pazar gecesi erkenden duş alıp, odalarını toplayıp yatmalarını istiyorum. Sağ olsunlar ikisi de dediğimi yapar 9 da yatarlar demek isterdim ama maalesef evin en küçüğü, en huysuzu, en asisi, en inatçısı, en sendromlusu asla söz dinlemez ve mümkün oldukça daha çok oyalanır ve yapacağı işi daha geç yapar. Malum küçük hanım 4 yaşında duşunu ben aldırıyorum bir an önce yıkayım, saçını kurutayım, yatırayım nasılsa 1 saatte ancak uyur mantığında olduğum için seri davranıyorum.

Geçen pazar yine böyle kafamda bir an önce dinlenme düşünceleri ile yıkarken hopp müdahale etti "ben kendim yıkanacağım!!"

Ne diyordu uzmanlar hevesini kırmayın bir daha denemek istemezler. Amannn nasıl denemek istemez 15 yaşına gelipte hala kendisini annesine yıkatan kız çocuğu olur mu hiç?? Boşver hem daha önce denedik oram sabunlu kaldı, buram iyi yıkanmadı, dur banyoyu da yıkayım derken 1 saatte zorla çıkmıştık. Hem ayağı kayar düşer falan bütün gece uğraşırız. Yok yok o kadar ayakta duracak halim yok en iyisi dürüst bir açıklama yapayım derken; "sen elbet kendin yıkanabilecek kadar büyüksün kızım fakat şuan ben çok yorgunum acilen dinlenmek istiyorum ve ben ıslak zeminde senin kayıp düşmenden de çok korkuyorum biraz daha büyüyünce kendin yıkanırsın" diyorum ama nafile....

"denememe İZİN VER anne başka türlü büyüyemem"

"bu gece büyümesen kızım bir daha ki banyoda söz veriyorum büyümene izin vereceğim"

Sonuç: Tabii ki kendi yıkandı inatlaşarak 40 dk kaldığımız banyo süresinden o kendi yıkandığı için, bende 1 saat sürmediği (teselli işte) için mutlu ayrıldık. Yani Ela'nın birey olduğunu ıspatlama çabası benim yorgunluğuma galip geldi.

Başka bir örnek;
Yine tam temizliğin bittiği sırada tezgah üzerine çıkmış kendine yemek koymaya çalışan Ela'nın heyecanını bölerek "düşersin kızım in ben koyarım" dedim ve Ela "hayır anne ben büyüdüm kendim koymak istiyorum" demesiyle birlikte tabak içindeki yemekle birlikte her yere döküldü. Olsun dökülebilir dediğim halde "sen bana karışmasaydın ben başaracaktım" demesi beni kendime getirdi. Düşmemesi için tedbirini alıp yemek koymasına müdahale etmeseydim eminim çok mutlu olacaktı.

Bir kez daha anladım ki çocuklar; küçücük yaşlarına rağmen birey olmak için bu kadar mücadele ederken bizler onlar uğraşmasın, onların iyiliği için yadaaaa kendimiz daha az yorulalım mantığıyla onların yapabileceği her işe müdahale ederek daha fazla zarar veriyoruz. Sabırlı olup biraz uzaktan izleyebilme sabrını kendim ve tüm anneler için canı gönülden diliyorum.

Bu sıra her satırına hayran kaldığım "Gölge" kitap okuyorum çocukların birey olma çabalarına ailelerinin nasıl balta vurduğunu örneklerle çok güzel anlatıyor.

"Hata yapmalarına, yanlış kararlar almalarına izin vermek... Hata yapmazlarsa, yanlış karar almazlarsa doğru karar almayı öğrenemezler. Sorumluluk duygusu kazanamazlar. Yani birey olamazlar." yazıyor. Doğruluğunu oldukça inandığım bu cümleleri çoğu zaman yetiştirilme tarzımızdan dolayı uygulamakta sıkıntı çekiyorum. Bunu da telaşlı olan annelik yanıma veriyorum.

Bu gibi durumlar da onlara vermek istediğim mesajı hatırlatıyorum kendime; ikinizde benim için önemlisiniz ve aldığınız kararlar da en az sizin kadar önemli! Ve sen Gülşah bir anne olarak onlar yerine karar alır, problemlerini çözersen bunu hep yapmak zorunda kalırsın. Denemelerine fırsat ver.

Konu kapanmıştır arkadaşlar dağılabiliriz 😉


Facebook Annelikdunyam
İnstagram @gulsahonen











devamı »

24 Nis 2017

İki Çocuklu Annelere Söylenmemesi Gerekenler


11 yılda iki çocuğa sahip oldum. İkisini de idare eder bir yaşa getirdim buna rağmen kimsenin ağzını kapayamadım. Zamanla duymamayı, gülüp geçmeyi öğrendim o ayrı :)

Ülkemizde yorum yapmayı, bir başkasının işlerine karışmayı, akıl vermeyi, fikirlerini dayatmayı seven çok ama çok fazla hem cinslerimiz bulunmaktadır. Bilmem kaçıncı yüzyılada girilse bu huy özellikle Türk insanında genetik bir faktör gibi anadan kızına hızla yayılmaktadır. Çocukların dönemine kadar biter inşallah desemde çok umut yok :)

Benim etrafımda şanslıyım ki çok fazla değiller ama parkta, bağ da bahçede, bayram ziyaretlerinde illa yakalanıyor anlamsız yorumlara mağruz kalabiliyorum. Peki ben çok hangi söylemlere ayar oluyorum bir sıralayım;

* Çocuklarımın arası 7 yaş bunu duyan bazı hem cinslerim yorum yapmadan geçmiyor. "İki kardeşin arası 7 yaş olmamalı çok geç." Tam rahata eriyorsun en başa dönüyorsun. Eee daha iyi diyorum çalışıyorum ben aynı anda iki çocuk büyütemem ki!! Bir de kime göre neye göre geç bence gayet ideal oldu gayet halimden memnunum. Tabii ikna etmek zor o benim adıma kararı çokdan vermiş.

* "Biri 11 diğeri 4 yaşında oldu kendini kurtardı 3 çocuk için niyetin yokmu?" Bir kadın bir kadına bunu neden sorar aklım almaz. Aile planlamasını yapmak ne zamandır üçüncü şahıslara kalıyor anlamıyorum. İstesem yaparım. Eminim üçüncüye hamile kalanlara da " yaa bidaha mı hamilesin tüh tüh" deniyordur. Bırakalım kararı anne ve anne adayları versin değil mi?

* "Bir çocuğunu çalışarak büyüttün keşke ikinci çocukda çalışmasaydın" diye yorum yapanlara öldürecek gibi bakıyormuşum bir arkadaş söyledi :) İlk başlarda "şimdi ortalama 13 yıldır çalışıyorum öyle kafama göre çıkamam tazminatım yanar eee onca yıl ödenen sigorta primlerim de var hepsi havaya gider. Annemde sağolsun çocuklarıma ilk 3 yıl bakıyor diye açıklama yapıyordum artık yapmıyorum. Çünkü anlamayacak insanlara bir şeyler anlatacağıma çocuklarıma açıklama yapar onları memnun ederim.

* "Keşke cumartesileri çalışmasan. "Artık çalışmıyorum rahatladılar. Çalıştığım zamanlarda en gıcık olduğum yorumdu. Hangi anne kendi isteğiyle cumartesi işe gitmek ister bir mantıklı düşünmek gerek. Bu yorumu yapıp karşıda ki anneyi üzmenin anlamı yok. Özel sektörü babamın şirketi gibi sanıyorlar.

* "O kadar kitap okuyor araştırıyorsun ama çocukların biri pısırık diğeri aşırı özgüvenli" bu yorumu sadece bir kişiden duydum ve bir daha görüşmeyi kestim. Kitapları; çocuklarımın karakterini belirlemek için değil onları daha iyi anlayabilmek okuyorum. İki kardeşin farklı karakterde olmasını anne bizzat kendisi belirlemiyor diye düşünüyorum. Biraz kafa çalıştırmak lazım. Ayrıca çocukların yanında pısırık kelimesinin kullanılmasından fazlasıyla nefret ederim. Bazen anneler bile kendi çocuklarına bu yorumu yapıyorlar müdahale etmemek için kendimi zor tutuyorum.

* "Hep Ela'nın fotoğraflarını paylaşıyor Yağız'ı ikinci plana atıyorsun." Oğlum 11 yaşında ergenlik girişinde doğal olarak izinsiz fotoğrafını çekmiyor ve paylaşmıyorum. Ela'ya daha fazla kıyafet alıyor Yağız'a daha az alıyorum. Çünkü Yağız tercihlerini ve seçimlerini kendi yapma döneminde. Aynı şekilde Ela ile daha fazla aktivite yapıyor oyun oynuyoruz Yağız yaşı gereği çok fazla katılmıyor. Bu durum benim çocuklarımın arasında ayrım yaptığım anlamına gelmiyor. İkisininde isteklerine saygım sonsuz. Bilmem anlatabildim mi?

Eminim bu yazıyı okuyan anneler de benim maddelerime benzer bir sürü madde ekleyebilirler. Çünkü başkalarının enerjisini alarak yada başka hayatlara müdahale etmeyi severek mutlu olan bir çok insan var. Baktın enerjini tüketecek sohbet oluşuyor; çocuğunu bahane et gitmemiz gerek de, acil işim çıktı de ve uzaklaş :) Çok yakınınız olmadığı sürece böyle insanlardan koşarak kaçmak en güzeli. Ya da bizler kaçmak yerine bir şekilde artık "pardon da size ne" demeyi öğrenmek zorundayız.

Yaşadığımız hayat ve tercihlerimiz sadece bizi ilgilendirir.

Sevgiler,




















devamı »

Yemek Dünyasi


İnsanoğlunun hayatta kalmak için hava ve sudan sonraki en önemli ihtiyacı elbette yemek. Ancak biz insanlar için yemek yemek sadece karın doyurmaktan ibaret değil. Yani ihtiyaç olmanın yanı sıra yemek zevk ve mutluluk veren bir eylem. Aslında yemek konusu tümüyle hayatımızın merkezinde yer alıyor. Bunun biyolojik, psikolojik, sosyolojik, kültürel ve hatta sanatsal boyutları var. İnsan sağlığına yararları, insanda uyandırdığı duygular, insanlar arası iletişim, farklı kültürlerin yansıması, sunumun göze ve damağa hitap etmesi ise bunun hayatımızdaki karşılığı. Yemek yemek ve yedirmek sadece bedeni beslemekle kalmıyor, ruhu da besliyor. Adeta bir terapi rolü oynuyor. Kimi zaman sevgimizi ifade etmenin en güzel yolu oluyor.

 Yemeğin hazırlanması, pişirilmesi, sunulması, menüdekilerin birbiriyle uyumu ayrı ayrı önem taşıyor. Bunların en iyi şekilde başarılabilmesi ise bu konudaki bilgi, özen, ilgi, beceri ve tecrübe ile doğru orantılı. İşte bu sebeplerle, kişiden kişiye ilgi yoğunluğu değişse de, yemek konusunda bilgi ve beceri arttırma, değişik mutfakları tanıma, yeni tarifler bulup deneme isteği herkes için geçerli.

 Günümüzde yemek konusunda kendini geliştirmenin pek çok yolu var. Biz yeter ki isteyelim. Profesyonel eğitim almak isteyenler üniversitelerin aşçılık bölümlerine yönelebilirler elbet ama meslek olarak seçmenin dışında bunu hobi, tutku ya da sadece mecburiyet yüzünden isteyenler de var. Onlar için de özel eğitim veren kurslar, piyasada bulabilecekleri çeşitli kitaplar ya da en kolayı internet üzerinden erişebilecekleri yemek siteleri bulunuyor.

 Bu sitelerden biri olan yemek.com yemek konusunda merak ettiğiniz bilgilere ulaşabileceğiniz çok zengin bir site. Hemen hemen aradığınız her yemek tarifine ulaşabildiğiniz gibi bu tarifleri kolay anlaşılabilir adımlar halinde sıralayarak uygulama rahatlığı sağlayan, vurguladığı püf noktalarıyla hata payı bırakmayan, farklı önerilerle ufkunuzu açan bir anlatım sunuyor. Son derece güvenilir tariflerinin yanı sıra ürettiği eğlenceli içerikler ile de keyifli bir paylaşım yaratıyor. Türk ve dünya mutfaklarından istediğiniz tarifleri bulup başarıyla sunabilmek için Yemek.com’u tıklayarak işe girişmeniz yeterli olacak. Size ve konuklarınıza şimdiden afiyet olsun…
devamı »

23 Nis 2017

23 Nisan Kompozisyonu



Bugün bloğumu oğluma emanet ediyorum. Sizlerle 23 Nisan için yazdığı kompozisyonu paylaşmak istiyor.

Bu vesile ile bende tüm çocukların 23 Nisan Ulusal ve Egemenlik Çocuk Bayramını canı gönülden kutlarim.

23 NİSAN ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK  BAYRAMI

23 Nisan ATATÜRK’ün çocuklara armağan ettiği milli bir bayramdır. O gün ayrıca ATATÜRK Türkiye Büyük Millet Meclisini kurdu. 1920’den beri her yıl 23 Nisan günü büyük bir sevinç ile kutlanmaktadır.

23 Nisan Ulusal Egemenlik Ve Çocuk Bayramı ATAMIZ sayesinde dünyada kutlanan tek Ulusal Çocuk bayramıdır. Bu yüzden tüm ülkelerden bazı çocukları misafir olarak ağırlarız. Bizler M.Kemal Atatürk çocukları olarak dil,din ve ırk ayrımcılığı yapmamalıyız.

 “Ey yükselen yeni nesil gelecek sizindir. Cumhuriyeti biz kurduk onu yükseltecek ve sürdürecek sizsiniz.”diyerek ATATÜRK’ün bizleri çok sevdiğini ve bizlere çok güvendiğini asla unutmamalıyız.

 Biz türk çocukları olarak karanlıktan aydınlığa kavuştuğumuz gün olan 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk bayramını Mustafa Kemal ATATÜRK için daima yaşatmalıyız.  
                 NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

                                  M.Yağız ÖNEN


                 
devamı »

21 Nis 2017

Korse Kullanımı

Yamuna korse

Özellikle sezeryan doğumlarından sonra göbek sarkmasını önlemek için doktorlar tarafından korse önerilmektedir. İk doğumum sonrasında korse kullanmak için geç kalmış 3.ayımda başlayabilmiştim. 3 ay bekleme sebebim ise; nasılsa normalde 48kg yum doğumdan sonra kolayca normal kiloma dönebilirim korseye gerek yok diye düşünmemdi. Cahillik işte aldığım 20kg unutmuş olmamım başka açıklaması olamaz :)

3.ayda kullanmış olmama rağmen ortalama bir yıl içinde eski kiloma ancak dönebildim. Aldığım korse sadece toparlayıcı falan değil bayağı medikalcilerde satılan sert korselerdendi bu yüzden çok rahat ve düzenli kullanamadım. Eski kiloma döndüğümde ise sadece alt karnım bana hatıra kaldı. Ela'da daha dikkatli davrandım çünkü gizli şeker çıktı ve doktorumun yaptırdığı diyetle 9kg ile doğum yaptım. Doğumdan sonra hemen pilates ve yürüyüşle 3 ay içinde eski kiloma geri döndüm. Alt karnım yine bana hatıra kaldı. Çok normal çünkü bütün gün masa başında hareketsiz çalışıyorum. Spor ise evde vakit bulup yapabildiğim kadarıyla oluyor. Yapı olarak zayıf olmam ve aşırı iştahlı olmamam en büyük avantajım.

Sadece düğün dernek gibi dar elbise giyeceğim durumlarda toparlayıcı ürünlere ihtiyaç duyuyorum. Fakat beni korse kullanıma asıl iten sebep kilo değil duruşumun hafiften kamburlaşmaya başlaması oldu. Yamuna korse ile tam bu aşamada karşılaştım. Sitede çok fazla model seçeneği var bedeninize en uygun olanı seçmek için müşteri hizmetlerinden yardım istemelisin. Göbek deliğinizin 3-4 parmak üzerinden ölçü alarak ben kendi bedenimi kolayca buldum.

Ürünü taktığınız anda 1 beden küçülmeyi rahatlıkla görebiliyorsunuz. Ne alt karnım kaldı ne de simit bölgemde fazlalıktan eser kalmadı. Ve aradığım dik durma özelliğini de fazlasıyla buldum. ilk 1 - 2 gün oturup kalkmakta zorluk çekilebiliyor fakat vücut buna kolayca alışıyor. Kullandıkça düzenli kullanımda incelme sağlandığını yorumlarda okudum. Zayıflamaya yardımcı olur diyecek kadar tecrübem yok fakat kullandığım 6 saat içinde hiç şekilde açlık çekmedim ve bolca su içtim. Bu şekilde devam edildiğinde kg verdirmesi de mümkün gibi görünüyor. Spor yaparken takan bayanlarında yorumlarını okudum sonuçtan oldukça memnunlar.

Vücudu bu kadar sıkmanın zararı varmı diyebilirsiniz? Ben bu yüzden 6 saatten fazla kullanmıyorum. Aşırı ince bel takıntınız yoksa sınırları aşacak şekilde kullanıp kendinize zarar vermeyeceğinize eminim :) Zaten firma yetkilileri de günde 6-8 saat kullanılmasını öneriyor.

Yamuna korse ile ilgili şöylece tecrübelerimi toparlarsam;

* Oturup kalkerken katlanma ve kayma yapmıyor.
* Kıyafetlerinizin içinde kesinlikle belli olmuyor. Çünkü bir iz oluşmuyor.
* İştahınızı frenliyor.
* Dik duruş sağlıyor.
* İlk kullanımda kesinlikle 1 beden inceltiyor. Düzenli kullanımda cm olarak da ciddi incelme sağlıyor.
* Göğüs altından başladığı için göğüsleri dik tutuyor.
* Kopçaları, çelik balenleri ve kumaşı inanılmaz sağlam ve kaliteli.
* Kopçalarını incelme sağladıkça 3 kademe küçültme özelliğine sahip.

Bazı kullanıcı fotoğrafların altında "aliexpress ten daha ucuza alırsınız boşuna bu kadar para vermeyin" yazıyor. Fakat yakın bir arkadaşımın geçtiğimiz yıl aliexpress ten aldığı korseyi bizzat gözlerimle gördüm berbattı. Özellikle korsenin kumaşını görseydiniz değil belinize takmak yer bezi yapmazsınız o derece kötüydü :)

Kısaca ben bende ki modeli olan yamuna latex korseden oldukça memnun kaldım. Arayış içinde olanlara memnuniyetle tavsiye edebilirim. Sezeryan ile yeni doğum yapanların iyileşme süreci içerisinde doktoruna danışmadan da korse kullanmamasını özellikle belirtmek isterim.

Sevgiler,
instagram ; @gulsahonen
Yamuna Korse



















devamı »

19 Nis 2017

Anılarınızı Ölümsüzleştirin




Sosyopix den evimize bir kutu yaşanmış en özel anlarımızın fotoğrafları geldi.

Ben anı biriktirme konusunda oldukça düzenliyimdir. Çünkü babamdan da böyle gördüm. Çocukluğumuz dair çok güzel fotoğraf albümlerimiz var filmli makinalara rağmen babam bayağı bir hatıra albümü oluşturmuş. Fotoğraflar benim için yaşanmış anların en büyük mirasçısı anlamında oldukça önemlidir. Bu yüzden bende çok fazla fotoğraf çeker ve tarihlerine göre ayırarak saklarım. Eskiden her ay düzenli albümde yapardım bu sıra bayağı ihmal ettim. Sosyopix sayesinde ihmal ettiğim hatıralarım tekrar ellerime geldi. Sosyopix ile de bir etkinlikte tanışmıştım. Küçük kartlara basılan fotoğraflara hayran kalmamak elde değil. Fotoğraflarınızı magnet olarak da bastırıp buzdolabınızı anılarınızla süsleyebilirsiniz.

Bizim kutuda bolca anı kartlarından başka birde 2017 takvimi (yine fotoğraflarımızdan oluşuyor) ve anı kutusu vardı. Çocuklara neyin ne olduğunu anlattıktan sonra kutuyu onlara verdim. Yağız çerçeveye (çerçeveye ikeadan) kutu içinden çıkan minik mandallar ile fotoğrafları astı. Ela ise anı kitabı oluşturdu. Yalnız anı kitabına çakal Ela sadece kendi fotoğraflarını yapıştırmış. Bu yüzden küçük çaplı bir kriz yaşandı neyse ki çabuk çözdük. Daha ne isterim Anneler günü hediyem hazır :) 


Elleriyle hazırladıkları her şey bana en güzel hediyedir :)
Anneler günü yaklaşırken sizlerde maddi değeri olan hediyeler yerine kalbe dokunacak hatıraları hediye etmek isterseniz çeşitli alternatif için sosyopix sitesini inceleyebilirsiniz. Farklı tema da ürünler hazırlatıp ücretsiz kargodan faydalanarak sevdiklerinizi mutlu etmeniz mümkün.

Sevgiler,





devamı »
Bumerang - Yazarkafe