16 Ağu 2017

Doğru Bildiklerimiz Ne Kadar Doğru?


Geçtiğimiz hafta Eskişehir'e gittik. Sağ olsun yakın arkadaşlarımız bize güzel bir Eskişehir turu yaptırdılar.

Daha önce gittiğimizde kapalı olan Sabancı Uzay Evine bu sefer girme fırsatı bulduk. Şansımıza kara delik gösterimi vardı Ela ya rağmen içeri girip 45dk lık sunumu izledik. Yattığınız yerde tavanda dev bir ekran açılıyor ve kendinizi gökyüzünde yıldızlar arasında gezerken buluyorsunuz. Ela ara ara seslerden korkmuş olsa da yine 45dk merakla tüm programı izledi.

Bazen aklıma düşer uzay bilimini, dünyanın oluşumunu, diğer gezegenleri oturup araştırırım zihnim bulanınca da hemen kapatır silkelenirim. Bu gösteriden sonra bir kaç gün kendime gelemedim. Dünyanın bile yeryüzünde bir toz tanesi kadar kapladığı bir alan olduğunu görünce biz insanların dünya üzerinde ki kapladığı alanın koca bir hiç olduğunu fakat insanların küçük dağları ben yarattım havalarının ne kadar da boş olduğunu kafamda kurup durdum.

Nerden gelip nereye gideceğimizin bile belli olmadığı bir dünyada bu kadar kötülük içinde yaşamanın ne kadar manasız olduğunu düşünüp duruyorum. Her anımız koşturma, hep bir şeylere yetişme telaşımız var, her daim endişeliyiz ve hepimiz yorgun hatta tahammülsüzüz. Ne için? Kim için? Değer mi? BELLİ DEĞİL

Çok koşturup, çok yorulduğumda aklım bu denli belirsizliklere kayıyor birde üzerine yer yüzünün bu oluşumlarını izleyince aslında ne kadar da boşa kürek çektiğimizi ister istemez düşünür duruma geliyorum. Gerçekten sonu belli olmayan topraklarda kendi kendimizi boşa üzüyor ve yoruyoruz.

Kendime pay çıkarıp kendi değerimi anladım diyerek yola devam etmek istiyorum. ÖNCE BEN diyebilmek, başkaları için kendini paralamamak ve kimse için kendini feda etmemek ne kadar da doğru bir şey bunu bir kez daha kendime hatta beynime alt yazı geçerek hayatıma kazımak istiyorum.

İnanın yer yüzünde sizden daha değerli hiç bir şey yok. Mutluysan sevdiklerini de mutlu edersin, mutsuzsan bu dünyadan yalnız başına göçüp gidersin arkandan seni anımsayan birileri bile olmaz.
Ya başkalarını boş verip mutlu olmayı seçeceksin ya da kendini mutsuzluğa adayıp kendinden vazgeçeceksin. Tercih bizim...


Bu sıra doğru bildiğim her şeyi sorguladığım bir dönemdeyim. Bizler bize öğretilen doğruları olduğu gibi kabul etmiş asla sorgulamamış bir nesiliz bunu da oğlum bana inanmayıp kendi araştırmasını kendi yaptığı zamanlar da daha iyi anlıyorum. Her ne kadar bozulsam da şimdi ki nesili bu konu da takdir ediyorum. Ellerinde imkanlar çok fazla kitaplar, teknoloji, büyükler herkese sorup araştırıp kendi doğrularını kabul etmeleri bana göre çok daha iyi.


Bu arada Eskişehir belediyesini canı gönülden kutlarım gerçekten çok güzel yerler inşa etmişler özellikle Bilim Kültür ve Sanat Parkına ayrı bir bayıldım. Ve mutlaka sadece çocukların değil büyüklerinde ziyaret etmesi için Sabancı Uzay Evini ısrarla tavsiye ederim. Ben önce Kara delik etkisinden bir kurtulayım sonra Evrende Yolculuk ve Yaşamın Kökeni gösterimleri için tekrar gitmek istiyorum. :)

Sevgiler,


















devamı »

10 Ağu 2017

Yaz Aylarında Doğum Günü


Çocukların doğum günü kutlama istekleri kaç yaşında bitiyor biri bana anlatabilir mi? :)

Doğum günü kutlanmasına karşı değilim fakat abartılı, süslü, uçuş uçuş hazırlanan doğum günlerine karşıy(dım) ım. Çünkü Ela doğduktan sonra karşı olduğum doğum günlerinin aynısı olmasa da bende büyük kutlamalar yaptım :) Bunu gören Yağız'da sade kutlamalara artık kanmıyor büyük doğum günü partileri istiyor.

Doğum günü bir insanın en özel günü çocuklarımı da bu sizin en özel gününüz mantığıyla büyüttüm. Tek hatam kutlama kısmını biraz fazla kaçırdım diyebilirim :)

Neyse ben asıl yaz aylarında doğum günlerinin kış aylarına göre çok daha rahat ve eğlenceli bir şekilde kutlanabileceğinden bahsetmek istiyorum. Öyle pahalı mekanlara sular seller gibi paralar akıtmaya gerek yok.

Ela mart doğumlu ve maalesef evde yapmaktan başka şansım olmuyor. Çalışan biri için de evde doğum günü yapmak çok yorucu bir konu olup çıkıyor. Fakat Yağız gibi miss gibi güneşli havalarda doğan çocuklar için bir parkta, çardakta, havuz başında ya da her hangi bir açık alanda eğlenerek kutlama yapmak çok daha keyifli olacaktır.

Dış mekanda kutlanan doğum günleri için;
pinyata patlatmak,
sandalye kapmaca oynamak,
dart oynamak,
ve
çeşitli yarışmalar bularak çocukları eğlendirmek çok kolay.

Birde tüm bu eğlencelere ek olarak; Pamuk şeker arabaları ndan kiralayarak doğum günlerini renkli hale getirebilirsiniz. Hatta bu konuyu sünnet cemiyeti yazımda da dile getirmiştim. Böyle özel günlerde asır organizasyon dan tüm etkinlikleriniz için her türlü seçeneği bulabilirsiniz.


Çocuklar büyüdükçe doğum günlerini kendileri kutlamak isteyeceklerdir. Bu yüzden bugünlerin tadını çıkarmakta fayda var 😉

Sevgiler,

devamı »

7 Ağu 2017

Oğlum


11 yıl önce bugün seni kucağıma aldığımda "bir kızı olmalı insanın" diyenlere büyük büyük laflar etmek yerine sadece gülümseyip geçmeyi öğrendim.

Bana göre her annenin bir oğlu olmalı sen gibi, senin gibi...

Şimdi ergenlik arifesindesin ve bize karşı mesafelisin, sinirlendiğinde kapıları çarpıyor, istediğin olmadığında alayına isyan ediyorsun. Doğrularını bize kabullendirmek için asla susmuyor sürekli kendi bildiklerin ve inandıklarınla bizi de ikna etmeye çalışıyorsun.

Ve isteklerin; HİÇ BİTMİYOR. Mutluluğunu istediğin şeyin alınmamasına fazla bağlıyorsun. Alınmadığında ya da istediğin yapılmadığında dünyanın en mutsuz insanı olduğuna kendini ikna ediyorsun. Yapma oğlum; mutluluk parayla satın alınamayacak kadar değerli bir şey ve onu elde etmesi sandığından çok daha kolay yeter ki elde etmesini bil.

Başlangıçlardan çok fazla korkuyorsun çünkü daha denemeden başarısız olacağını düşünüyor ve başlamak istemiyorsun. Önceleri seni ikna etmek için saatlerce dil döküyordum şimdi sadece benim için lütfen dene diyorum ve denediğin her şeyden büyük bir özgüvenle dönüyorsun. Ben her zaman yanında olmayabilirim. Ama sen hayatın boyunca tüm başlangıçlarında önce kendin için denemen gerektiğini lütfen kendine hatırlat. Kaybettiğinde değil vazgeçtiğinde yenileceğini hayat sana ögretecektir. Denemediğin bir şeyde başarısız olacağın gerçeğine asla odaklanma VE başarısız olmanın da bir tecrübe olacağını sakın unutma.

Kazanma hırsın küçüklüğünden beri çok fazla. Kaybetmeyi asla kabullenemiyorsun. Yarının garantisi olmadığını, yaşadığın hayatta kazanmak kadar kaybetmeninde olacağını kabullen ve unutma her kaybetme ayaklarını daha sağlam yere basmanı sağlayacaktır.

Sınav notlarını çok önemsiyor ve gözünde büyütüyorsun. Sana hep dediğim bir şeyi buraya da yazıyorum; karne notları bizim için çok önemli değil sınavlarda umrumda değil yeter ki gerçek mutluluğu yakalamayı öğren. Sevdiğin işi yap ki büyüdüğünde işe giderken yüzün gülsün. İşte o zaman eğlenerek başarı elde edersin. Kararın ne olursa olsun biz hep arkanda olacağız.

Oğlum, ilk göz ağrım benim için çok değerlisin özellikle ergenlik döneminde sana ulaşamamaktan çok korkuyorum o yüzden sürekli seninle konuşmaya, seni anlamaya çalışıyorum. Kendini değersiz, önemsiz hissettiğin anlarda sırtını dönüp odana kapanma ne olur gel elimi tut, gel sımsıkı sarıl...

Ve hızla büyümeye devam ederken lütfen içinde ki merhameti kaybetme. Kadınlara saygı duymayı, şiddeti hiç bir canlının hak etmediği gerçeğini tüm çevrene aşılayan bir erkek ol. Herkesin kendine göre doğruları vardır kimse kimseye karışamaz. Sakın başkaları için kendi doğrularından vazgeçme, başkalarının doğrularına da sen müdahale etme.

Büyüdükçe sana erkek adam yapmaz ile başlayan bir sürü cümle kuracaklar. Adamlık sevgiyle, saygıyla, merhametle, yardımlaşma ile olmuyor onların dediklerini dikkate bile alma. Anneni, kardeşini, eşini SEN koruyacaksın diyenlere de gül geç. Ben seni birilerinin koruması olman için doğurmadım. Korumak, sahip çıkmak kelimelerinin anlamını yanlış anlayanlara inat sen sevdiklerinin yanında durmasını bil yeter.

İyi ki doğdun canımın taaa en içi. Bana anneliğin en güzel halini yaşattığın için çok teşekkür ederim. Doğum günün kutlu olsun.
İYİ Kİ DOĞURMUŞUM 😉


















devamı »

3 Ağu 2017

Son Söz Kimde Kalsın?


İki çocuk büyütürken en çaresiz kaldığım zamanları bana bir sorsanız ilk 5'e laf yetiştirme anlarımızı koyarım.

Çocukların dil gelişimi ilerledikçe kelime hazneleri hızla artıyor. Ve bu gelişimlerini ilk önce ev içerisinde bizde uyguluyorlar. Şöyle ki; her soruna ters bir cevap, her istenilene aykırı isyanlar, her öğütüne senden daha çok akıl vermeler olarak haneye yansıyor. Kavga anları ise off off. Herkes birbirine laf yetiştiriyor ve herkes de son sözü ben söylerim havasında davasını uzatmaya devam ediyor.

Kendi aralarında ki laf ebeliklerine karışmıyor müdahale etmiyorum fakat konu bana sıçradığında biraz can sıkıcı olabiliyor. Morali bozuk olan, canı sıkılan bana sarıyor. Ben ufacık bir rica da bile bulunsam bir dünya laf işitiyorum. Bana akıl vermeye bile başladılar. Haliyle insan bozuluyor bacak kadar boyları ile bana kafa tutuyorlar.

Mesela Yağız'ın kendinden emin ben her şeyi bilirim "yooo hiçte öyle değil" ile başlayan çok fazla cümleleri var. Bazen hata edip düzeltip doğrusunu açıklayayım diyorum saatler süren ikna etme, her lafımı geri çevirme bitmek bilmeyen bir didişmeye dönüyor işte o zaman sakin kalmak için dudak içlerimi falan ısırıyorum :) Mesela dün akşam konudan konuya atlarken mevzu kondisyonun anlamına geldi. Ben bildiğim açıklamamı yaptım o tabi anında itiraz etti. Bende "itiraz etmeden önce her şeyi araştırmayı denemelisin" deme gafletinde bulundum bir de üzerine açtım google dan kondisyonun açıklamasını okudum. Google da bazen yanılabilir bence öyle değil diyerek bir başladı anlatmaya duysanız yılların tecrübesi ile beni eğitiyor gibiydi. Bazen anlattıklarını tebessümle dinliyorum ama çoğu zaman bu ben bilirim havaları damarıma basıyor ve beni geriyor. Mesela aceleyle işe giderken tam kapının ağzında "bana kahvaltı etmek senin anlattığın kadar her zaman yararlı olmayabiliyor mesela şuan midem bulanıyor ve hiç bir şey yemek istemiyorum" gibi uzunnnn açıklamaları için sabahın o saatinde onu ikna etmeye vaktim kalmıyor. Hoş konuların sonunda ikna etmeyi de bilerek ve isteyerek ben bırakıyorum. Yağız inatlaşma dönemini çoktan geçti. Şuan ki itiraz ve ben bilirim dönemi ergenlik dönemi girişlerinde asiliğin başlangıcı olarak bir çok çocuk da görülebiliyormuş. Üzerine çok gitmeden kendi haline bırakmakta fayda var :)

Ela ise tam da inatlaşma döneminde ona ne seçenek sunarsan sunalım HAYIR diyor. Ve abisi gibi başlıyor lafları tek tek dizmeye.
Bu tişörtle bu etek giyilmez,
bu yemeğinde yanında bu yenmez,
ben kendi kararımı verebilirim,
yooo o asla mavi değil anne blue o blue,
abim benden büyük olamaz ben ondan büyüğüm (abi olarak kabul ediyor ama büyük olduğunu kabullenemiyor)
odamı ben dağıtmadım ben toplamam (ciddende toplamıyor bende toplamıyorum)
Şimdilik kabullendiği hiç bir olay yok. Hatta arada ağzından "tamam anne" lafı kaçınca bana teşekkür etmelisin bak sana TAMAM dedim diyor o an kendimi dünyanın en şanslı annesi hissediyorum 😊 Bence büyüdüğünde dansöz olacağına avukat olsa daha iyi iş yapar sanki :)

Dil gelişimini tamamlamış, kelime hazneleri oldukça geniş olan bu iki karakterle aynı anda tartışma yaşadığım anları hiç yazmayayım. İç karartmanın anlamı yok hemen polyannaya bağlıyorum; bu dönemde geçecek birey olma yolunda hızla büyüyorlar ama ben yine de ev içinde bir ana olarak son söz bende kalırsa çok mutlu olurum sanki ya :)

Bizi instagramdan takip edebilirsiniz.
@gulsahonen

Sevgiler












devamı »
Bumerang - Yazarkafe