6 Ara 2018

2018 e Şekersiz 21 Gün ile VEDA Ediyoruz

sağlıklı beslenme

2018 Şubat ayında şekersiz 21 gün ile sağlıklı beslenmeye adım atmıştım sonrasında şekersiz 40 gün ile sınırları zorladım. Sonuç olarak başarmanın haklı gururunu da yaşadım. Sonrasında da şekersiz beslenme ye devam ettim. Tek kaçamağım hafta 2 kere simit yemek ve sıkça starbucks ta toffee nut içmek :) diğer tüm paketli ürünleri hayatımdan çıkardığım günden beri tekrar kullanmadım.

Şimdi 2018 yılını tekrar şekersiz 21 gün ile bitirmek istiyorum. İnstagram da benimle birlikte bu yola çıkan bir çok arkadaşım var. Deneyen kadar denemeye asla cesaret etmeyip sadece karşıdan özenen, helal ya, aferin, ben beceremem gibi alkışlayanlar da var. Sağlıklı beslenmeyi de abartmamak lazım diyenlere laf anlatmakla bile uğraşmıyorum. Çünkü biliyorum ki insan inanmadığı bir şeye kolay kolay ikna olamaz.

Benim derdim daha denemeden kendini hiçe sayanlarla :) ben yapamam diye bir şey yok ben yapıyorsam sende yaparsın benim senden ne gibi bir üstünlüğüm olabilir ki? Peki o takip ettiğin her hayalini başaran insanlardan neyin eksik olabilir hiç düşündün mü? İnanç? Cesaret? Kararlılık?

İnstagramda da anlatıyorum burada da yazmak istiyorum. Kendime ayıracak vaktim yok, çocuklar çok zamanımı alıyor, çalışıyorum, koşturuyorum vb mazeretlerin arkasına sığınan hem cinslerim; lütfen önce beyin yapınızın nasıl çalıştığını araştırın biz kadınlar cidden üstün bir yapıya sahibiz. İstediğimiz, kafamıza koyduğumuz her şeyi yapabilecek güçteyiz. Mazeret üretmek yerine nasıl çözebilirim kısmına odaklanmanız yeterli. İçinizde ki gücü keşfederek yola çıkarsanız sizi kararınızdan hiç bir şey döndüremeyecektir. Ve ne olur daha başlamadan PES ETME fikrine kapılmayın.
  "Cesaret, kendin olmak için her şeyi riske atmaktır" bu sözü hiç unutmayın.

Beyin konusunda önerebileceğim bir sürü kitap var. (kişisel gelişim kitaplarından bahsetmiyorum bilim kısmına giren beyin yapısını anlatan kitaplardan bahsediyorum) Kitap okuyamam derseniz evde iş yaparken, yolda, hatta akşam yatağınıza yattığınız anda kulaklıkları takın ve youtube üzerinden Sinan Canan, Serkan Karaismailoğlu, Oytun Erbaş videolarını mutlaka dikkatle dinleyin. Beyin kapasitesini öğrendikçe yolunuz sağlıklı beslenmeye de çıkacaktır. Yeter ki sizi motive edecek şeyleri bulun ve bir yerden başlamaya cesaret edin.

Yazı amacından çıktı :) ne diyorduk 10 Aralık 2018 Pazartesi günü yılın son şekersiz 21 güne başlıyoruz. 30 Aralık pazar günü bitiyor yeni yıl akşamı istediğiniz gibi takılabilirsiniz :)

Bu arada görselde ki kitabı da okumanızı tavsiye ederiz. Yediklerinizi sorgulamanız için oldukça etkili bir kitap diyebilirim.

İnstagram hesabım: @gulsahonen


devamı »

16 Kas 2018

Öğretmenler Günü Yaklaşırken...

öğretmenler günü hediyeleri

Bu konuyu aslında yazmak değilde sizlerle karşılıklı konuşmak isterdim. Ne düşünüyorsunuz fikriniz nedir sohbet eşliğinde birbirimizi yanlıştan döndürmenin çözümlerini bulurduk.

Yanlış nerede diyenler olabilir hemen söyleyeyim; burada en büyük yanlış çocuğunun öğretmenine çocuğunun fikrini bile almadan whatshapp grubundan çocuğundan habersiz hediye işine karar veriyor olmak benim gözümde en büyük yanlıştır.

Sorumluluk almasını istediğimiz çocuklarımıza böyle kolay ve böylesine önemli bir konu da bile sorumluluğu çok görüyoruz.

Ortaokul anneleri bunu yapıyor çok şaşırıyorum. Ortaokulda çocuğun birden fazla öğretmeni oluyor çocuk belki rehber öğretmenine değilde başka bir öğretmenine hediye almak istiyor ama aile anaokulundan beri öğretmenler gününde hediye alma işini öylesine sahiplenmiş ki çocuk fikir belirtme isteğinde bile bulunmuyor ki eminim fikir beyanında bulunsa da dikkate alınmayarak susturulacaktır.

Bu yazımı okuyan bir öğretmen olursa lütfen yorum yazsın. Siz ne düşünüyorsunuz bu konuda? Öğrenciden gelen hediye mi kıymetli, yoksa veliden gelen pahalı hediye mi daha değerli? Eminim bu konuda da öğretmenler kendi içinde 2 ye ayrılmıştır. Hediye alınmadığında trip yapan öğretmenler olduğunu da duydum. Veli sırf öğretmen çocuğuma cephe almasın diye sınıfça toplaşıp pahalı bir hediye aldılar. Bunun yerine keşke çocuğunu o öğretmenden hızla uzaklaştırmayı seçmiş olsalardı diye düşünmeden edemedim. Neyse ki şuana kadar karşımıza vicdanlı, merhametli, eğitime ve öğretime önem veren öğretmenler çıktı. Aksi de olsaydı fikrim değişmezdi.

Amacım kimseye karışmak değil. Öğretmen benim gözümde; çocuklarımızın hayatında en az aile kadar önemli bir rol oynuyor. 35 yaşındayım ama ilk öğretmenimin bana yaklaşımını, naifliğini ve hepimizi şefkatle kucaklamasını hala çok net hatırlıyorum. Yerden kopardığım bir çiçeği bile hediye ettiğimde bile "sizler benim için en güzel hediyesiniz" demesini nasıl unuturum. Ne ailem girdi öğretmenimle arama ne de ben girmelerine izin verdim. Şimdi aynı şeyi bende çocuklarıma yapıyorum. Öğretmen sizin, hediye alıp almama tercihi de sizin diyorum. Benden yardım isterseniz de seve seve yardımcı olurum diyorum.

Whatshapp gruplarında da çoğu zaman katılmayan tek veli ben oluyorum. Kreşi bir nebze anlarım da ortaokul öğrencisi için whatshapp grubuna bile karşıyım o daha da ayrı bir konu :))) Ama inanın hakkımda ne düşündükleri umurumda değil "sorumsuz anne" diyenler olabilirmiş (bunu bir arkadaşım demişti) desinler benim amacım çocuğumun sorumluluklarını üzerime almak değil çocuğuma sorumluluk kazandırmak ;) Geçen gün de yazmıştım kendi kendine yetebilen çocuklar yetiştirmek istiyorsak kendiniz için küçük çocuğunuz için büyük bir adım atın ve bırakın çocuğunuz öğretmenler gününü nasıl istiyorsa öyle kutlasın.

Şimdiden bu kutsal görevi hakkıyla yerine getiren tüm öğretmenlerimizin öğretmenler günü kutlu olsun.

Sevgiler,








devamı »

12 Kas 2018

Kendi Kendine Yetebilen Çocuklar

Özgüvenli Çocuk Yetiştirmek

Uzmanlar 0-7 yaş döneminin önemini ısrarla belirtiyorlar. Biri 13 diğeri 6 yaşında iki çocuğum var. Ve evet bende ağaç yaş iken eğilir sözünün doğruluğunu bu dönemler de tecrübe etmiş bir anneyim.

Bu dönemde verdiğiniz eğitim çocuğunuzun bütün hayatını etkileyecektir. Şöyle ki; 7 yaşında kadar kendi kendine yetebilen bir çocuk yetiştirirsek yetişkin bir birey olduğunda her işini kendi gören kimseye muhtaç olmayan bir birey olacaktır.

Bebekler önce emekler sonra tutunarak düşe kalka tecrübe kazanarak yürümeyi öğrenirler. Bu onların doğuştan gelen refleksleridir. Size düşen en büyük görev sadece ve sadece yanında olmak ve her daim yanında olacağınızı hissettirmektir.

0-7 yaş arası düşmesine izin vermezseniz, zarar görecek diye deneyimleyerek öğrenmesi gereken her şeye müdahale ederseniz, sorunlarını yeter ki o üzülmesin diye siz çözerseniz mutsuz bir yetişkin olmasının ilk temelini bizzat siz kendi ellerinizle atmış olursunuz. Böyle yazınca sert geliyor ama sizden kopup yalnız kaldığında hiç kimse ona el bebek gül bebek davranmayacak ve duygularıyla baş etmeyi öğretmediğimiz için ve her daim onun yerine düşünüp karar aldığımız için kendi yolunu bulmakta zorlanan bir yetişkin olacak buda eşittir MUTSUZLUK demektir.

Çocuklarım için istediğim en büyük şey iyi bir eğitim almalarından ziyade en ufak bir enkazda yıkılmadan ayakta kalmayı ve en büyük başarılarda şımarıp kimseyi küçümsememeyi öğrenmeleri benim için oldukça önemlidir. Kişi ve olaylardan etkilenmeyen , zayıf yönlerini fark edebilen ve geliştirebilen, yaşadıkları süre boyunca eşyaya, insana ve paraya aşırı bağımlılık geliştirmemesi gerektiğini bilen yetişkinler olsun istiyorum. Bunun içinde temeller ancak ve ancak doğduğu andan itibaren ev ortamında atılması gerektiğini bizzat yaşayarak öğrendim diyebilirim.

Ben evde elimden geldiğince aşağıda ki kelimeleri kullanmamaya çalışıyorum;

* yapamazsın,
* düşersin, kırarsın, dökersin vb...
* bırak ben yaparım,
* ben hallederim,
* ben çözerim,
* ders çalış,
* ben odanı toplarım,
* bu kursa gideceksin - bunu yapacaksın - bunu giyeceksin vb emir kiplerinden uzak durmaya çalışıyorum.
* ben ödevini sorar öğrenirim. (hasta bile olsa kendi sorup öğrenebilir)

Buna benzer bir sürü örnek verebilirim. Olumsuz cümleleri hayatımdan çıkarmak için 1 yıldır oldukça çaba harcıyorum. Çünkü gördüm ki ben ne kadar çok olumsuz cümle kurarsam çocuklarda anında kapıyorlar. Hiç birimiz mükemmel değiliz olmak zorunda da değiliz. Mükemmel ebeveynlik diye bir şey yoktur. Kendine güvenen, düştüğünde yaralarını sarmasını bilen bir nesil yetiştirmek için bilinçli yol arkadaşı olsak yeter.

Kendine her zaman hatırlattığım bir hikaye var sizinle onu da paylaşmak isterim.

KOZADAKİ KELEBEK HİKAYESİ
Bir gün, bir kozada küçük bir delik açıldı ve bir adam bedenini bu küçücük delikten çıkarmaya çalışan kelebeği saatlerce seyretti. Sonra, kelebek sanki daha fazla ilerlemek istemiyormuş gibi durdu. Sanki ilerleyebileceği kadar ilerlemişti ve artık daha fazla ilerleyemiyordu. Adam, kelebeğe yardım etmeye karar verdi. Eline bir makas aldı ve kozayı keserek deliği büyüttü. Kelebek kolayca dışarı çıktı. Fakat bedeni kocaman, kanatları kuru ve buruşuktu. Adam, kelebeği izlemeye devam etti, gücünü toplayıp uçabileceğini düşünüyordu. Fakat bu olmadı! Kelebek kozasından zamanından önce çıkmıştı ve ne kadar çabalasa da uçamadı buruşmuş kanatları ile yerde sürünmeye devam etti.

Adam, iyi niyetle bir şekilde kelebeğe yardım etmek istemişti ama bilmediği nokta, kelebeğin kozadan çıkmak için çabalaması, bedeninde ki sıvının kanatlarına gitmesini ve bu sayede doğru zamanda kozasından çıktığında uçabilmesini sağlayacaktı. 

Bu hepimiz için geçerli diye düşünüyorum. Büyürken sarf edilen çabalar, bizi hayatımızda ki bir sonraki aşamaya hazırlar. Gerekli güce ancak böyle sahip oluruz. Kendi kanatlarımızla uçmayı öğrenmek için çabalamak, emek vermek ve zorluklarla mücadele etmeyi öğrenmek zorundayız. Çocuklarımızın da her istediğini iyi niyetle yerine getirir, onlar zorlanmasın diye müdahale edersek zamanı geldiğinde kendi kanatları ile uçmayı öğrenmelerine engel olmuş oluruz.

Sevgiler,






devamı »

16 Eki 2018

Beni Bu Kadar SEVME Anne


Yine bir Ahmet NAÇ kitabı ve ben yine okumanız için gerekirse yalvaracağım bir yazı yazacağım :)

Diğer kitabı hakkında yazdığım yazı linkini de ekliyorum hala okumadıysanız çok şey kaçırıyorsunuz :) GÖLGE

Kitap sadece anne babalara değil tüm öğretmen ve eğitmenler içinde güzel bir kaynak olarak kullanılacak şekilde yazılmış diyebilirim.

"Çocuğum ne isterse olsun yeter ki mutlu olsun demek ezberlenmiş bir söylemden başka bir şey değildir. Kolaycılıktır, amatörlüktür, geçiştirmektir. Kendine iyi bir anne baba sanmanın, rahatlamanın ucuz bir yoludur. Senin görevin çocuğunun ne istediğine karar verebilmesini sağlayacak ortamları oluşturmaktır ve bu ortamlar en doğru şekilde hareket edebilmektir. Ne istediğine en doğru şekilde karar vermesi için hazır olmasını sağlamaktır. Annelik, çocuğunu hayata hazırlamak değildir. Onun hayata hazır olmasını sağlamaktır.
Ne istediğini bilmeyen, tam anlamıyla bir birey olamamış çocuğun gelecekte hangi mesleği yaparsa yapsın mutlu olma şansı yok, başarılı olma şansı da yok. Mutlu ve başarılıyım dedikten sonra asıl başarı ve mutluluğu acıyla tecrübe edecektir, çok geç kaldığını anlayarak."

Bu satırlar beni çok etkilediği ve bir an "onların iyiliği için yapıyorum" dediğim bir çok davranışımın onlara ileride zarar vereceğini düşünmek canımı yaktı.

Mesela Yağız kitap okumayı çok sever ve ben ona her zaman açık çek veririm yeter ki benden kitap iste iki elim kanda olsa alırım senin için YETER Kİ OKU... İşte bunun yanlış olduğunu da bu kitap sayesinde öğrendim. Aylık olarak harçlık verdiğim çocuk isterse parasını toplayıp istediği kitabı alabilir. Ve kendi emek harcayarak sahip olduğu kitabın kıymetini daha iyi bilir. Kitapta bu kısmı Yağız ile birlikte okuduk oda kabul etti ve şuan para toplayıp kitap alma çabası içinde. Çocuklara fırsat verilirse başaramayacakları hiç bir şey yoktur.

DÜŞMESİNE izin verdikleri çocuklarının DÜŞÜNMELERİNE izin vermiyorlar!

Bu cümleyi tekrar tekrar okudum. Evet bebekken düşmesine izin verdim ve düşe kalka yürümeyi öğrendi fakat şimdi düşünmesine ne kadar izin veriyorum diye bayağı kendimi sorguladım. Ben bu konuda hatalarım olmasına rağmen doğru bir yol izlediğimi düşünüyorum. Çünkü Yağız'a hep sorumluluk vererek, yapabileceği şeyler konusunda "dur ben yapayım"demeyerek büyüttüm. "Yapamam ben bunu sen yapar mısın anne" dediği her şey de ona sarılıp DENEMEDEN bilemezsin dedim. Bana kızarak tekrar tekrar denediği her şeyi yapmayı başardı. Çözümlerini kendileri bulabilecekleri çocuklar yetiştirmek en büyük amacımdı. Bu kitapta ısrarla bunu vurguluyor. Kendinize bağımlı çocuklar yetiştirmekten acil vazgeçmek zorunda olduğumuzu anlatıyor.

"Ömrü boyunca belli alanlarda başarı kaydeden yüksek zekalı çocukların gittikleri üniversiteler, sahip oldukları meslekler elbette büyük bir başarıdır. Ama bunu yaparken ödedikleri bedel onları mutluluktan edebilir. En azından sahip olabilecekleri mutluluğun çok daha azına razı olacaklar ya da hiç keşfedemeyecekler hayatın güzelliklerini."

Gerçek mutluluk her zaman başarıda saklı değildir. Başarılı olsun diye çocukların tepelerine dikilirken milyonlarca kere düşünmek gerekli.

Kitapta mutluluğun tarifi şu şekilde;
"Çok basit. Mutluluk, mutsuz olmamaktır. Mutsuz olmayı kabullenmemektir. Mutsuz olmasına izin ver ki mutlu olmayı öğrenebilsin. Gözyaşını silme onun yerine, gözlerindeki yaşları kendi silip devam edebilsin yoluna. Devam edebilsin ki hayatı boyunca ona engel olmasın hiçbir şey. İstediği olmadığında teselli edebilsin kendini başkalarının tesellisine ihtiyaç duymadan. Yolunu kaybettiğinde, "her zaman başka bir yol daha vardır" diyebilsin ve bulsun o yolu."
"Bir gün oyuncağını kaybettiğinde üzülüp ağlayacak. Bir gün de mesleğini icra ederken istediklerini yapamadığında üzülecek. Vazgeçmeyip dış etkenlere bahane bulmadan yoluna devam etmesi, oyuncağını kaybettiğinde yapmış olduğun anneliğe bağlı olacak."
"Mutluluk, tam olarak mutsuzluk durumundan kurtulabildiğin ölçüde senin olur. Bu bir beceridir ve deneyimle öğrenilir. Vakit varken öğrenmesine izin ver."

Yine Yağız dan örnek vermem gerekirse ders çalışmadığında sorumluluk onun oluyor geçtiğimiz yıllarda bunu deneyimledi çok düşük not aldı ve ben asla neden?? demedim bu onun sorumluluğu aldığı nottan mutlu olup olmamakta onun elinde ve o aldığı nottan çok mutsuz oldu. Şimdi bir daha o mutsuzluğu yaşamamak için sınav dönemlerine çok daha sıkı çalışıyor. Arada çocuğun düşmesine gerçekten izin vermek gerekiyor. Neden 100 değil, neden çalışmıyorsun, neden ödev yapmıyorsun...
Böyle bir şey yok bizim evde bu yüzden ödev kavgalarımız hiç olmuyor.

Elimden gelse kitabın her bir satırını buraya yazarım :) Gerçekten çok etkilendim.
Çocuklar bizim malımız değil biz sadece onları hayata hazırlayan yol arkadaşlarıyız biz olmadan da ayakta durabilmeyi onlara en iyi şekilde öğretmek bizim en büyük görevimiz olmalı. Ve bu yolda çocuklardan önce kendimizi eğitmeliyiz.

Sevgiler,








devamı »

11 Eki 2018

Tüp Bebek Tedavisi Kaç Defa Denenebilir?



Yakın zamanda Amerika'da yapılan bir çalışmaya göre; hamile kalmaya çalışan bir kadının, her bir tüp bebek tedavisi döngüsünde, başarı şansı artmaktadır. Peki, tüp bebek tedavisi kaç defa denenebilir?

Tüp bebek tedavisinin birkaç adımı vardır. Öncelikle, bir kadının yumurtalığı, hormonlarla uyarılır. Daha sonra yumurtalar, cerrahi olarak alınır. Ardından, laboratuvar ortamında döllenir ve bir ya da daha fazla embriyo kadına aktarılır ya da daha sonra kullanılmak üzere dondurulmaktadır.

İlk Döngü Bir Denemedir

Hormonlarınız test edilmiş, yaş, endometriozis ya da kısa adet döngüleri gibi belirli sağlık sorunları hesaba katılmış olsa da; doğurganlık, denemeye başlayana kadar doktorların sonucunu bilmediği tek alandır. Birçok hasta için, ilk tüp bebek döngüsü, muhtemelen bir deneme çalışması olacaktır. Hiç kimse ilaçlara nasıl tepki vereceğinizi, yumurtalarınızın nasıl gelişeceğini veya nasıl dölleneceğini bilemez.

Sonraki Denemelerde Aynı Protokolü Uygulamayın

Başarısız bir tüp bebek tedavisinden sonra, doktorunuza ne yapacağınızı sorun. İlaçlarınızı mı değiştireceksiniz? Yoksa dozunu mu? İlk denemede, yumurtaların hiç biri döllenmediyse, farklı bir yöntem denenebilir. Bu nedenle, başarısız bir tedavi sonrasında, ikinci denemenizde daha farklı bir yol izlemeniz gerekebilir.

Bir Klinikte En Fazla Üç Deneme Yapın

İkinci tüp bebek tedavisi döngüsünde, seçtiğiniz kliniğin, uygun bir protokolün uygulanması için yeterli bilgiye sahip olması gerekir. Üçüncüsünde ise, sizin üzerinizde uzman olmaları gerekir. Her seferinde aynı yaklaşımı kullanarak, üçten fazla tüp bebek tedavisi girişi yapılması nadiren tavsiye edilir.

Bir Yerde Bırakmalı Mı?

İstatistiksel olarak, iyi bir yumurtalık rezervi ve canlı spermi olan bir partneri olan 40 yaşında altındaki sağlıklı bir kadın için; tüp bebek tedavisinde, üç denemenin sonunda bebek sahibi olma şansı %70'tir. 40 yaşın üzerindeki kadınlar için oranlar, bunun yarısı kadardır. Ancak, bazı çalışmalarda, belirli bir sayıda, yaklaşık 6-7 arasında, oranların artmadığı ve gerçekte düşüş olduğu ileri sürülmektedir. Elbette, her kural için bir istisna söz konusudur; kısırlık için altta yatan neden ya da sağlıklı bir embriyonun implantasyonda başarısız olması durumunda, tekrar deneyebilirsiniz.

Başlarken Bir Limit Belirleyin

Tüp bebek tedavisi, yalnızca sayısal verilere dayanmamaktadır. Başarı oranlarının yanı sıra, dikkate alınacak başka faktörler de vardır. Buna ne kadar zaman, para ve emek harcamak istiyorsunuz? Bazen, bir çift, tedaviyi durdurmak zorunda kalabilir, çünkü paraları olmayabilir. Bazen de diğer seçenekleri göz önünde bulundurmak zorunda kalırlar, çünkü duygusal sorumluluk oldukça fazla olabilir. Bu nedenle, başlangıç aşamasındayken, planınızın ne olduğunu bilmeniz iyidir. Bir yıl boyunca mı deneyeceksiniz? Paranız bitene kadar mı? Doktorunuz söyleyene kadar mı? Bu düşünceleri, başlangıçta en iyi şekilde tartışmalısınız; süreç içerisinde fikirleriniz değişse bile, en azından bir planınız olmuş olur.

İlk Deneme Sonrası Umutlar Genellikle Oldukça Yüksektir ve Negatif Bir Hamilelik Testi Sonucu Yıkıcı Olabilir

Tüp bebek tedavisinde, başarının belirlenmesinde en büyük faktör, kadının yaşıdır ve bu çalışmaya yansır. Kadının kendi yumurtalarını kullanarak, dokuz tüp bebek tedavisi döngüsünü tamamlamış olan 40 yaşından küçük kadınlar için, başarılı doğum oranı %71.6'dır. 40-42 yaş aralığında bu oran %32.7'ye düşer. Ve 42 yaşın üzerindeki kadınlar için, %15.9'dur. Kadınlar, ilk yumurtalık uyarım döngüsündeki yaşlarına göre gruplandırılır ve tahminler; 9 denemeden sonra tedaviyi bırakanların sonuçları ile tedaviye devam eden benzer hikayeye sahip kadınların sonuçlarının benzeyeceğini varsaymaktadır.

Tüp bebek tedavisini birden fazla denemek, başarılı doğum oranlarını arttırmasına rağmen, oranlar her bir ardışık girişimde genellikle azalmaktadır. Örneğin, kendi yumurtalarını kullanarak bir tüp bebek tedavisi olan 40 yaşından küçük bir kadının doğum oranı %32.3'tür. Tüp bebek tedavisindeki ikinci döngüsündeki doğum oranı %27.1'dir. Dokuzuncu tedavide, oran %19.6'ya düşer. Yaşı ilerleyen bir kadın için, tüm oranlar önemli ölçüde düşmektedir. Kendi yumurtalarını kullanarak tüp bebek tedavisi olan 40-42 yaş aralığındaki bir kadın için doğum oranı %12.3'dür. İkinci bir tedavide oran, %10.1'e düşmektedir. Dokuzuncu denemeye gelindiğinde, bu yaş grubu için kaydedilmiş bir canlı doğum oranı bulunmamaktadır.

Kaynaklar :



devamı »

1 Eki 2018

İnternetten Kırtasiye Ürünleri Satın Almak İçin En İyi Nedenler

Okul sezonunun açılması ile birlikte öğrenciler uzun süre ayrı kaldığı arkadaşlarına kavuşmanın heyecanını yaşarken veliler okul kırtasiye listelerini tamamlamak derdindedir. Kırtasiye alışverişi için oluşturulan ihtiyaç listeleri daha aktif bir eğitim ile birlikte uzar gider. Kalem, defter, çanta, matara, dosyalama ürünleri ve bunun gibi bir sürü malzeme her sene velileri o dükkân senin bu dükkân benim gezdiriyor. Günümüzde bu durum artık değişti ve ürünler ayağınıza geliyor. Hatta okul ihtiyaç listesi bile okul tarafından anlaşmalı kurumlara veriliyor ve hazır paket şeklinde hiç yorulmadan evinize, şirketinize olduğunuz her yere kargo yapılıyor. Nezih Kırtasiyede bu uygulama oldukça gelişmiş durumda okul ihtiyaç listeniz siparişinizden sonra 3 iş günü içerisinde kargoya veriliyor. Böylece zamanınız size kalıyor.


Teslimat Hızı

Web üzerinden yapılan alışverişler zamandan tasarrufunun yanı sıra hızlı teslimat ile de tercih sebeplerindendir. Gelişen teslimat teknolojisi ile hem zamanınız size kalıyor hem de ürünleriniz bulunduğunuz lokasyona kadar geliyor. Böyle bir lüks varken neden mağazaları gezerek zaman kaybedelim ki? Üstelik okul listeleri oldukça uzun!

Hızlı Fiyat Kıyaslaması

Okul listeleri oldukça uzayan ve sürekli yeni bir ürün ihtiyacı doğan, kısacası bitmek bilmeyen listelerden oluşur. Bu uzun listeyi kabaca evinizde hesapladınız ve bütçenize uygun mağazaları gezdiniz. Evdeki hesabın çarşıya uyması için büyük bir efor harcayarak zamanınızın çoğunu en uygun fiyatları not etmek için tükettiniz. Fakat en uygun fiyatlı ürün oldukça uzak bir mağazada kaldı, tekrar geri dönmeniz zaman kaybetmeniz ve yorulmanız demektir. Oysa internet üzerinden yaptığınız okul alışverişlerinizde ürünleri ve fiyatları karşılaştırmanız oldukça kolay, sadece açtığınız sayfaların sekmeleri arasında bir tıklama ile gezmeniz yeterli olacaktır. En uygun listeyi oluşturduktan sonra, okulların açılmasını dert etmenize gerek kalmayacak! https://www.nezih.com.tr/ adresinde özel okulların her sınıfı için özel oluşturulmuş indirimli listelerini bulmanız mümkün, okulunuz için hazırlanmış listeleri oradan seçebilirsiniz. Böylece okul kırtasiye ürünleri arasında neler olmalı derdine de bir son vermiş olursunuz. Bitmek bilmeyen listelerin en başında kalemler ve yazı gereçleri gelir. Kalem veya diğer yazı gereçlerini arıyorsanız Nezih’ten fiyat kıyaslaması yapmanız daha iyi olur. Kalemler ve yazı gereçleri Nezih kalitesiyle ön plana çıkıyor. Nezih Kırtasiye’den alışveriş yaparak yeni okul dönemine rahatlıkla başlayabilirsiniz.








Ödeme Fırsatları

İnternet alışverişleri zaman tasarrufu sağlarken boşa harcanan efor sorununu da ortadan kaldırmaktadır. Avantajları saymakla bitmeyen internetten yapılan alışverişin bir diğer özelliği ise ödeme fırsatları sunmasıdır. Kredi kartı ile ödeme, havale ile ödeme ve kapıda ödeme gibi birden çok seçenek sunmaktadır. Kullanıcılar genellikle kredi kartı ödeme seçeneğini tercih etmektedir. Sebebi ise taksit ve indirim fırsatlarıdır. Okul sezonu artan bu kampanyalarla birlikte www.nezih.com.tr'de geçerli garanti pay ile 150 tl ve üstü ödeme seçeneğinize 20 tl bonus hakkı kazanabilirsiniz. Okul malzemelerinde de birçok kategoride çeşitli indirimler bulunmaktadır. İndirim tarihlerini ve kampanyaları kaçırmadan alışverişinizi gerçekleştirin.

İade Hakkı

Tüketici kanunun değişmesi ile birlikte mağazalar iade hakkını mağaza kurallarından çıkarmıştır. İnternet alışverişlerinizde almış olduğunuz ürünlerden 14 gün içerisinde cayma hakkınız bulunmaktadır. Güvendiğiniz bir web sitesinden alıp beğenmediğiniz bir ürünü iade hakkınız olması size özgür bir alışveriş hakkı sunar. Böylece beğenmediğiniz bir ürünü değiştiremeyeceğiniz için kullanmak zorunda kalmazsınız. Bu hakkınızın saklı kalması için sitenizin güvenilir olması gerekmektedir. Tüm haklarınızı koruyarak size güvenli bir alışveriş imkânı sunan Nezih Kırtasiye'den tüm okul ihtiyaçlarınızı gönül rahatlığıyla satın alabilirsiniz.
Okulların açılmasına sayılı günler kala siz sadece heyecanını yaşayın, alışveriş için zaman ve efor harcamayın diye internetten alışveriş yapmanızı öneriyoruz! Başarılı geçecek bir okul sezonu için güvenli bir alışveriş sitesi seçin!


devamı »

26 Eyl 2018

Günlük Elbise Modelleri İle Rahat Edin


Kadınların en çok önem verdikleri konuların başında kıyafet seçimi gelir. Her kadının güzel görünmek istemesi en doğal hakkıdır. Bu noktada kıyafet tercihinin çok büyük bir önemi vardır. Giyilecek kıyafetin hem günlük kullanıma uygun hem de rahat olması gerekir. www.oxxo.com.tr bu alanda sizlere her türlü zevk ve beğeniye uygun olan giysilerini inceleyebilirsiniz.

Günlük Elbise


Kadınların Günlük Hayat Koşturmacaları

Hem yapı hem de mantalite olarak erkeklerden çok farklı olan kadınlar, günlük hayat içindeki yaşamış oldukları yoğun tempoya rağmen, giyimlerine çok dikkat ederler. Her zaman çok güzel ve bakımlı görünmek isteyen kadınlar, bu yüzden hayat akışlarını etkilemeyecek olan kıyafetlere yönelirler. Gerek iş yaşamı gerekse eğitim hayatı içinde aktif bir şekilde bulunan kadınlar, her türlü zorluğa rağmen kadınsılıklarını mutlaka ön plana çıkarırlar. Bu durum son derece doğaldır. Günlük kıyafetler, kadınlara bu anlamda avantaj sağlar. Çok gösterişli olmayan ancak vücutta güzel duran bir kıyafet, gündelik yaşamın koşturmacaları arasında kadının çekici görünmesini sağlarken, onun rahat hareket etmesini de sağlar.
Günlük Kıyafet Nasıl Seçilir?


Oxxo bayan giyim modellerinin rahat olmasının yanı sıra vücut tipinin de göz önünde bulundurulması gerekir. Bu noktada vücut tiplerine en uygun kıyafetleri şu şekilde sıralamak lazım;
       Armut olarak tanımlanan vücut tipine sahip olan kadınların, üst bölgeleri biraz daha küçüktür. Böyle bir vücut için en doğru seçim etek ve elbiselerdir. Alt bölümü kabarık olan bir elbise ya da etek giymek, oldukça mantıklıdır. Göbek bölgesinden robalı alternatifler, dikkate alınmalıdır.
       Geniş omuz, ince kalça ve normal bir bele sahip olan kişiler, ter üçgen adı verilen vücut yapıları ile ön plana çıkarlar. Düşük kemerli kıyafetler, bu tip bir vücut için uygundur. Alta doğru genişleyen pantolon ve etekler tercih edilmelidir.
       Hem üst hem de alt bedeni eşit olan kişiler, kolsuz üstler giyerek hem rahat bir kullanım elde edebilir hem de hem de omuzların ön plana çıkarabilir. Korseye sahip üstler, bu tip vücuda sahip olan bir kişi için idealdir. Düşük belli pantolonlardan kaçınmak gerekir.
       Kemik yapısı küçük, beli belirtili ve kavisli kalçalara sahip kadınlar için kum saati vücut tipi kullanılır. Düşük pantolon seçimi, bu tip bir vücuda çok uygundur. Bunun yanı sıra büzgülü kıyafet tercihi de yapılabilir.
       Bazı kadınların vücutları ise elmas şeklindedir. Kavisli olan bu vücuda en çok yakışacak kıyafetlerin başında gömlekler, kalça bölümüne doğru bollaşmaya başlayan ceketler gelir.
       Oval vücuda sahip kadınların, V yakalı kıyafetlere yönelmesi mantıklıdır.



Günlük Elbiseler Ne Gibi Avantajlar Sağlar?

Günlük elbise, kadınların kendilerine yakıştırdıklarını giymesi anlamına gelir. Seçilen bir gündelik kıyafet, kadına sağladığı avantajlar ile dikkat çeker. Bunların başında ise rahatlık gelir. Özel gece ya da balolardan farklı olarak daha rahat kesime sahip olan bu tip kıyafetler, hareket etme kabiliyetini de arttırır. Özellikle çalışan kadınlar, yoğun iş temposu sırasında seçmiş olduğu gündelik bir kıyafet ile daha şık görünebilirler. Ayrıca Oxxo süper fiyatlı giyim modelleri ile kendi kombinasyonunuzu rahatlıkla oluşturabilirsiniz. Kadınların gündelik yaşam tercihlerini çok iyi bilen marka, bu noktada hem farklı vücut tiplerine hem de değişik beğenilere uygun harika kıyafetlere sahiptir. Mevcut alternatiflerden size en uygun olanını seçerek hem şık ve alımlı görünebilir hem de özlediğiniz rahatlığı başarılı bir biçimde yakalayabilirsiniz.

devamı »

12 Eyl 2018

Böbrek Reflüsü / Vezikoüreteral Reflü (VUR)


Vezikoüreteral Reflü

Böbrek reflüsünü eminim benim gibi ilk defa duyanlar vardır. Bizde Ela sayesinde tanıştık. Ocak ayından beri nasıl bir şeydir algılamaya çalışıyorum. Geç kalmadan fark edip çözdüğümüz için çok şanslıyız tabii hiç kolay olmadı.

"Böbrek reflüsü, mesaneden böbreğe doğru idrarın geri kaçışıdır. Genetik yatkınlık sonucu, doğumsal ya da mesane çıkış problemlerine bağlı olarak ortaya çıkabilen böbrek reflüsü çocukların %1-2 'sinde görülürken bu oran idrar yolu enfeksiyonu geçiren çocuklarda %40'lara kadar çıkabilmektedir."
Diğer adıyla tıpta Vezikoüreteral Reflü yani VUR olarak da geçiyor.

Açıklamalar böyle söylüyor. 3 aylıkken Ela ya böbrek ultrasonu çekilmiş az da olsa orada da belli fakat hiç bir doktor bunu anlamamış. 5 yaşına kadar da bu çocuk sadece 1 kere idrar yolu enfeksiyonu geçirdi. Anne karnında da belli olabiliyormuş detaylı ultrasonlara bile girmiş biriyim kimse fark etmedi. Neyse başa gelecek varmış diyorum.

Ela kolay kolay ateşlenen, hasta olan bir çocuk değil. Ocak ayında sebepsiz bir ateş yüksekliği başladı. Ateşi günlerce 39 un altında düşmeyince babamız özel hastanede bir doktora götürdü. Sağ olsunlar ne kanına ne idrarına bakmadan üst solunum yollarında hafif kızarıklık var diyerek antibiyotik yazıp geri gönderdiler. Çalışıyor olduğum için ben yanlarında değildim yoksa kolay kolay doktorların ilaç yazmasını kabullenmem ve orada itiraz ederim. Fakat eşim solunum yolu sıkıntısı olduğuna ikna olmuş ve antibiyotiğini alıp eve gelmiş. Bir hafta o şurubu kullandık 5.gün oldu hala ateş devam ediyordu ve ben artık iyice panik olmaya başladım. En son 41 derece ateşi görünce çocuğu direk antibiyotiği yazan doktorun bulunduğu hastanenin aciline götürdük. Şansımızı aynı doktor nöbetçiydi ve saatlerce çocuğun ateşinin düşmesini beklediler. Ateş düştü ve doktor kontrole geldi. Yine boğazlarına baktı aslında biraz kızarıklık var ama bu kadar ateş yapmamalı demesinin üzerine direterek idrar testi yapmasını istedim. (Anlamıyorum özel hastane ve sadece boğazına bakıyor kan idrar hiç bir şey istemiyor)

Ve idrar testi yapıldı. 1 saat içinde çıkan sonuca göre tüm vücuda yayılmış enfeksiyonu hepimiz görmüş olduk. Kültür sonucunu bekleyemeden acilen daha o gece idrar yolu enfeksiyonu için ağız yoluyla değil direk iğne ile antibiyotiğe başlandı. 2 gün iğne olmasına rağmen ateş hala düşmedi. Ters giden bir şeyler var ve bir şey yapamıyorum işte en kötüsü buydu. 2 gün sonunda idrar kültürü sonucu çıktı ve daha önce üst solunum yolu enfeksiyonu sanıp verdiği antibiyotiğin etkisiyle çocuğun vücudu bütün antibiyotiklere dirençli çıktı. Yani vurulan iğne hiç bir işe yaramıyor. Araştırmalara göre kullanılan antibiyotiğin vücuttan atılması 4 yılı bulabiliyormuş varın gerisini siz düşünün. Neyse test sonucuna göre sadece 2 ilaca direnci olmadığı görüldü. Fakat doktorumuz sağ olsun zaten bakteri azalmış gerek yok diyerek elimizdeki 7 iğneyi bitirmemizi söyledi. Bizde saf gibi dinledik ağlata ağlata çocuğa toplamda işe yaramayan, vücudunun dirençli olduğu iğneleri vurdurduk. (bu iğneleri vurulanlar iyi bilir kalçadan yapılır ve bayağı bacak uyuşturan cinstendir can yakar) Tekrar idrar testi yapıldı bakteri üremesi çok aza düşmüş dedi ve bitkisel bir şurup verip bizi yolladı. Böbrekleri ne durumda bir bakalım asla demedi. İçime sinmediği için çocuk nefroloji uzmanı Uzm.Dr.Oğuzhan Durmaz ı buldum ve elimde ki tüm test sonuçları ile kapısına dayandım. Adam bile en son verilen bitkisel şurubu görünce şok oldu. Enfeksiyon sıfırlanmamış ve böbreklere bakılmamış hasta dosyası kapatılmış üzgün olduğumuzu gördüğü için ağzını açmadı. Ve her şeyi sil baştan yaptı. İLk yapılan ultrasonda sol böbrekte genişleme çıktı. Enfeksiyon devam ettiği için 7 tane dirençli olmayan iğne verildi. Tabii Ela için bu bir yıkım oldu. Aşırı derecede doktor ve iğne korkusu var. Oğuzhan Bey doktor önlüğü bile olmayan çocuklara sadece sohbet ederek yaklaşan bir hekim o yüzden Ela hiç direnmedi.

Oğuzhan Bey ultrason sonucuna göre böbrek reflüsünden şüphelendi ve voiding çekilmesini istedi. Oturdum araştırdım. İdrar yolundan sonda takılıyor ve ilaç veriliyor o sırada da ultrason ile görüntü alınıyor. Gecelerce bu çocuğa nasıl sonda takacaklar diye ağladım. Meğer 2sn lik bir işlem ve hiç acı duymuyormuş gelde bunu ana yüreğine anlat :) sondayı takan ablamızın da her şeyi detaylı Ela ya anlatması üzerine işlemi sorunsuz yaptırdık. Böbrek reflüsü olduğu da böylece kesinleşmiş oldu. 5 derece böbrek reflüsü var 4. ve 5.derece en ağırı ve açık ameliyat olması gerekiyor. Hangi evrede olduğu kesinleşmesi içinde sintigrafi çekilmesi gerekiyormuş. Bu seferde bilmediğim bu işlem için gecelerce uykusuz kaldım. Damar yolundan ilaç veriliyor 2 saat sonra bir ultrason cihazına giriyor ve 10dk içinde çekim yapılıyor. Bu arada vurulan iğneler sonuç verdi enfeksiyon temizlendi ateş hiç kalmadı.

En son yapılan işlemde de (sadece sol böbrekte) 3.evrede (grade 3) olan böbrek reflümüz meydana çıktı. Doğuştan yani düşünün 5 yaşına kadar hiç bir şekilde belli olmadı. Çok fazla idrar yolu geçirmiş olsa böbreğine zarar verebilirdi. 5.evreye ulaşmış olabilirdik. En büyük duam neyse ki geç kalmadık. Açık ameliyat olmayacaktı ama narkoz alıp operasyon geçirecekti. Çocuk uyutulacak, idrar yolundan kaçak olan kanala girilecek ve yama yapılıp tekrar geri çıkılacak. Bu süreç içinde buna kendimizi hazırladık.

Gel gelelim ne kadar hazırlanırsan hazırlan ameliyathaneye tek başına sedye üzerinde çocuk göndermek kolay değilmiş. 1 saat ameliyathane kapısında beklemek canından can kopması demekmiş ailecek öğrendik. Çok şükür operasyon başarılı geçti. Narkozun etkisinden de hemen çıktı ve biz aynı gün içerisinde evimize döndük. Ağrısı, sancısı olan bir işlem olmadığı için oldukça şanslıydık.

"VUR idrarın reflü derecesine göre değerlendirilir ve beşe ayrılır. Evre 1 ve evre 2 reflülerde reflü idrar kanalında kalır. Evre 3,4 ve 5 reflülerde reflü böbreğe ulaşır. Reflü evresiyle böbreğe verdiği zarar arasında doğru orantı bulunmaktadır. Reflü derecesi ne kadar fazlaysa böbrek hasarı o kadar fazladır." kaynak

Operasyonun üzerinden 4 ay gibi bir süre geçti. Ela çok çok iyi tekrar kontrolleri yapıldı. Operasyon başarılı geçmiş ve kaçak olan yer güzel kapanmış. Bazen bu işlemden başarılı sonuç alınamazsa açık ameliyat olması gerekebiliyormuş. Çok şükür bizde böyle bir şeye gerek kalmadı. Sadece elimizde 2 şurup var koruyucu antibiyotik olarak geçiyor her akşam çok az bir ölçek olarak onları kullanıyoruz. Onlarda kasım kontrolünde bırakılacak diye umuyorum.

İnstagramda bu konuyla ilgili çok soru aldım. Vakit buldukça uzun uzun açıklama yaptım panikle yazan annelere yardımcı olmaya çalıştım. Buraya da detaylı yazmam belki birilerine yardımcı olur.
Bu yaşadığımız deneyim sonucunda diyebilirim ki; lütfen kız ya da erkek annesi olmanız önemli değil çocuğunuz idrar yolu enfeksiyonu atlattığında doktorunuz akıl etmese bile siz tedavi bitince böbreklerine bakılmasını isteyin. Tek doktor ile kalmayın ikna olmadığınız da başka doktorlar ile de görüşün. Ben başta idrar testi yapmayan yapmadan yanlış ilaç kullandıran doktora çok kızmıştım fakat şimdi iyi ki diyorum iyi ki doğru teşhisi koymamış yoksa Ela yı iyileştirip böbreklerine de bakmadan yollayacaktı ve biz belkide böbrekleri arıza verene kadar bu çocuğun böbrek reflüsü rahatsızlığını daha acı bir tablo ile öğrenecektik. Her şerde bir hayır vardır ve yaşadığımız hiç bir şey sebepsiz değildir. Buna artık canı gönülden inanıyorum.

Hepinize sağlık dolu günler dilerim,


devamı »

6 Ağu 2018

Çocuklar İçin Beş Sevgi Dili


Bu kitabın büyükler için olan versiyonu da vardı. Ben özellikle çocuklar için olanı aldım. Çünkü 5 sevgi dili çocuklarda da yetişkinler de aynı çocuklara uygulamak işimi daha çok kolaylaştırabilir mantığıyla yola çıktım :)

İyi ki de öyle yapmışım kitabı okurken eşimin sevgi dilinin ne olduğunu bile çözdüm. Uygulanabildiğin de şahane sonuçlar alınacağına eminim.

Kitabın içeriğinden bahsetmem gerekirse;
Her yetişkinin ve her çocuğun baskın sevgi dili vardır. Siz bu dili bilir ve uygularsanız çocuğun sevgi depolarını sonuna kadar doldurursunuz ve sevildiğini anlayan çocuklar ileride mutlu bireyler olur. Unutmayın çocuk gelişiminin temelinde sevgi olması gerekir.

Her çocuğun (ve bence her yetişkinin) duygusal deposu vardır. Bu depo ona çocukluk ve büyüme dönemindeki zorlukları atlatması için duygusal bir güç verir. Tıpkı arabaların, benzin depolarından güç alarak çalışmaları gibi, çocuklarımız da duygusal depolarıyla beslenir. Çocuklarımızın duygusal depolarını, potansiyellerine ulaşabilmeleri için sürekli doldurmamız gerekmektedir. İşte bu depoları koşulsuz sevgi ile doldurmak için çocuğumuzun beş sevgi dilinden hangisi ile sevildiğini hissettiğini öğrenmekte fayda var.

Gary Chapman a göre beş sevgi dili şöyle;
Baskın sevgi dili,

1- Fiziksel Temas - Ela nın baskın sevgi dili kesinlikle fiziksel temas.. Çünkü kızgın olduğunda, üzgün olduğunda ya da çizgi film izlediğinde sürekli sarılmak istiyor. Özellikle öfkeli anlarında hem bana bağırıyor hemde elimi tutmaya çalışıyor bu kitabı okumadan önce böyle krizler yaşadığımızda beni üzdüğü için elini asla tutmuyordum. Ve Ela buna daha çok kızıyordu. Kriz anıda fazlasıyla uzuyordu. Sevgi dilinin fiziksel temas olduğunu keşfettiğimden itibaren tam bahsettiğim kriz anlarında elini tutuyor sıkıcı sarılıyorum sorunun üzerinden bir daha geçiyoruz ve sarılıp öpüşüp konuyu çok kısa sürede kapatıyoruz. Ve evet benimde kesinlikle sevgi dilim fiziksel temas :)

2- Olumlama Sözleri - Takdir edilmek, övülmek, rica da bulunmak kısaca sırtının sıvazlanmasını seven bir çocuğunuz varsa baskın sevgi dili mutlaka budur. Durduk yere seni seviyorum demeler küçük notlar bırakmalar bu çocukları çok mutlu eder.                                                                                                                                                                                                                      
3- Kaliteli Zaman - Kaliteli zaman bir ebeveynin çocuğuna verebileceği en değerli hediyedir. Ona şunu iletir; "sen önemlisin. Seninle birlikte olmak çok hoşuma gidiyor." Kaliteli zaman, bölünmeyen ve odaklanan ilgidir.

4- Hediyeler - İşte bu en tehlikeli ve en yanlış anlaşılmaya müsait madde diyebilirim. Yazar kitapta bu konuyu çok güzel örneklerle açıklıyor. Bol bol hediye almak, vicdan azabı açıklarını hediye ile kapamak gibi kısımları iyi çözmek gerekiyor. Çocuğu hediyelere boğmak onu bir oyuncakçıya götürüp,"Tüm bunlar sana ait" demeye benzer. Çocuk başta heyecanlanır ama bir süre sonra etrafta koşuşturup hiçbir şeyle oynamaz.

5- Hizmet Eylemleri - Hizmet eylemleri için kitapta; "çocuğunuz sizden bisikletini onarmanızı ya da oyuncak bebeğinin elbisesini tamir etmenizi istediği zaman aslında sevgi çığlığı atıyor demektir" yazıyor. Yardım isteklerini işim var diyerek ya da onları duymamazlıktan gelerek cevaplamamak gerekiyormuş. Bu konu da bence yanlış anlaşılmaya müsait :) su getir, odamı topla vb talepleri sevgi dili bu şekilde herhalde diyerek abartmamak gerekiyor. Bu yüzden kitapta ki önerileri iyi  okumak gerekiyor.

Kitap beş sevgi dilini açıkladıktan sonra, çocuğunuzun sevgi dilini keşfetmenize de örneklerle yardımcı oluyor.
Örneğin 6 yaş altında ki çocuğunuz için;
*"sana kek yapmamı ister misin( hizmet eylemi) yoksa birlikte dışarıda limonata mı içelim (kaliteli zaman)"
bunlar gibi her yaşa uygun örneklerle açıklanmış cümleleri de bulabilirsiniz.

Çocuk kitaplarını okurken büyük beklentiler içerisine girmem okurum kendim ve çocuklarımın karakterine uygun olanları uygulanırım. Bu anlam da fazlasıyla faydalandığım ve önerebileceğim bir kitap olduğu için sizlerle de paylaşmak istedim.

Sevgiyle kalın ;)


devamı »

2 Ağu 2018

Rahim Kanseri Nedenleri, Belirtileri ve Tedavisi


 
Endometrium ya da uterus kanseri isimleriyle de anılan rahim kanseri kadınlar arasında en sık rastlanan ikinci, dünya genelinde ise en sık görülen üçüncü kanser türü. Ölümcül bir kanser türü olmasına rağmen erken evrede tespit edildiğinde başarılı tedavi oranı oldukça yüksek. Çoğunlukla 45 yaş ve üzeri kadınlarda görülen rahim kanseri, araştırmalara göre; daha çok gelişmiş ülkelerde görülüyor. 
Rahim Kanseri Nedir?

Rahim kanseri rahim kası, rahim içi ya da rahim ağzında oluşup büyüyor. Rahim hücrelerindeki değişimle kendini gösteren rahim kanserlerinin iki ana tipi bulunuyor. İlki rahim içi mukozası (endometriyum) nedeniyle oluşan kanserler, bir diğeri ise sarkom ismi verilen ve rahim içi kaslarında beliren kanserler. Sarkomlar nadir görülür o nedenle rahim kanserleri dendiğinde, endometriyal kanserler akla gelmektedir.
Rahim Kanseri Belirtileri Nelerdir? 

Rahim kanserinin tedavisi erken teşhisle çok yüksek olduğundan, belirtilere dikkat etmek, büyük önem taşıyor. Belirtiler ise şu şekilde görülebilir:
Menopoz geçirmiş olan kadınlarda anormal vajinal kanama şeklinde, menapoza girmemiş kadınlarda ise rahim kanseri belirtisi, adetler arası kanama şeklinde gerçekleşir. Buna ek olarak; kanlı ve kokulu akıntılar, cinsel ilişki sonrası vajinal kanama, karında ve rahimde şişkinlik, ağrı hissi de diğer belirtiler arasında sayılabilir. Rahim kanseri ileri evreye ulaştığında kabızlık ya da sindirim problemleri, bitkinlik ve aşırı kilo kaybı gibi belirtiler ortaya çıkabilir. 7 günden uzun süren adet kanamaları, 21 günden daha sık görülen adet kanamaları ve karnın alt kısmındaki şişlik ya da ağrı gibi belirtiler de ciddiye alınmalı ve hemen bir hekime başvurulmalı. 

Rahim Kanserinin Oluşmasına Ve Gelişmesine Etki Eden Faktörler Nelerdir? 
Özellikle yumurtalıkları ilgilendiren hormon düzensizliklerinde veya menopoz sonrası alınan kontrolsüz öströjen hormonu sebebiyle rahim kanseri riski artabiliyor. Bunlara ek olarak rahim kanserine yakalanma riskini artırdığı belirlenen etmenler aşağıdaki gibi sıralanabilir:

       Aşırı kilo, obezite,

       Düzensiz adet,

       Doğum yapmamış kadınlarda

       Meme kanserini önlemek ya da tedavi etmek amacıyla kullanılan tamoksifen,

       Genetik faktörler: Ailede daha önce rahim kanseri geçirmiş biri ya da birilerinin olması,

       Tiroit rahatsızlığı, şeker hastalığı, yüksek tansiyon, safra kesesini ilgilendiren rahatsızlıklar,

       Uzun süre karşılanmamış östrojen içeren hormon ilaçlarını kullanmak

 
Rahim Kanseri Teşhisi Nasıl Konulur?  

Rahim kanseri teşhisi pelvik muayene, endometrial biyopsi, ultrasonografi ve histeroskopi ile konur.

       Pelvik muayene: Öncelikle sağlık geçmişi ve adet düzeni gibi değerlendirmelerin yapılıp ardından genel jinekolojik muayyene ile rahim ağzı, rahim ve vajina dokuları inceleme yöntemi.

       Endometrial biyopsi: Rahmin içinden ufak bir doku alınarak, anormal hücrelerin varlığını mikroskopla kontrol etme yöntemi.

       Ultrasonografi: Rahim içini, rahim duvarının kalınlığını ve rahmin genişliğini kontrol etmek için kullanılan yöntem.

       Histeroskopi: Rahmin içini incelemek ya da gerekli durumlarda cerrahi müdahaleye yardımcı olarak kullanılan ışıklı ince bir teleskopla müdahale yöntemidir.

 
Rahim Kanseri Tedavisi Nasıl Gerçekleşir? 

Rahim kanserinde en yaygın tedavi cerrahi yöntemler aracılığıyla gerçekleşir ancak kemoterapi, radyoterapi ve hormonal tedaviler birlikte ya da tek başlarına da kullanılabilmektedir. Kanser tanısının konulmasının ardından kanserin türü, tümörünün yayılımı, yapısı, hastanın yaşı, genel sağlığı ve çocuk beklentisi gibi durumlar göz önünde bulundurularak en uygun tedavi yöntemine karar verilir. Cerrahi yöntemin uygulanma durumunda alınacak dokunun büyüklüğü tümörün yapısı, pozisyonu ve büyüklüğüne göre değişiklik gösterir. Ufak bir dokunun ya da rahmin tamamının alınması gerekebilir. Bazen yumurtalık ve fallop tüpleri de alınabilir. Uygulanacak cerrahi yöntem aparoskopi ya da robotik cerrahi şeklinde olabilir. Alınan dokular patalojik olarak incelenir. Cerrahi yöntem uygulanamayan ya da tekrarlama riski olan hastalarda radyoterapi uygulanabilir. Kimi durumda cerrahi müdahale sonrası tümörün boyutunu küçültmek için radyoterapi tedavisi kullanılabilir. Kemoterapi, kanseri rahim dışına yayılmış, tekrarlama riski olan veya tekrarlamış hastalar için kullanılan başlıca tedavi yöntemidir. Hormon tedavisi ise, östrojen miktarını progesteron seviyesi ile dengelemek için uygulanır. Tekrarlayan rahim kanseri vakalarında da tercih edilir.

Florence Nightingale Hastaneleri Kanser Merkezi'nde kanser hastaları, Radyasyon Onkolojisi, Radyoloji, Nükleer Tıp, Patoloji, Kanser Cerrahisi, Medikal Onkoloji ve Tıbbi Genetik alanında uzman hekimlerin bulunduğu Tümör Konseyi'nde multidisipliner olarak değerlendirilir. Bu değerlendirme sonucunda, bireyin kanser tedavi haritası belirlenir. Kanser tedavisinde yüksek başarı oranlarına sahip Florence Nightingale Hastaneleri bunu gelişmiş teknolojiye sahip cihazlar ve alanında uzman doktorları ile gerçekleştirmektedir. Hastanede tedavi süresince diyet planlaması ya da psikolojik danışmanlık gibi hizmetler de sunulmaktadır. Rahim kanseri ile mücadelenizde her an profesyonel kadrosuyla yanınızda olan Florence Nightingale Hastanesi'nin kanser tanı ve tedavi olanakları uluslararası standartlardadır. Siz de erken tanı için zaman geçirmeden başvurabilir, rahim kanseri tedavinizde Florence Nightingale Hastaneleri'nin olanaklarından faydalanabilirsiniz.
devamı »

25 Tem 2018

Şikayet Etmeyi Bırakabilir miyiz?

Güne terör haberleri, şehit haberleri, tecavüz ve siyaset haberleri ile başlayıp tüm gün ayağımız taşa takılsa şikayet edecek kadar isyankar moda geçiyoruz. Birde bunlara gün ışığını görmeden işe başladığını ekle al sana mutsuzluk tablosu.

Kar yağıyor hayat durdu diyerek kızıyoruz. Okullar tatil oluyor çalışan anneler kızıyor, tatil olmuyor ev hanımı olan anneler kızıyor. Yaz geliyor sıcak diye şikayet ediyoruz. Okula, işe, eve koşturuyoruz ve geç kalıyoruz diye öfkeleniyoruz. Trafik ayrı bir mutsuzluk sebebi ve bunun gibi bir sürü nedeni hiç uğraşmadan bulmakta asla zorlanmıyoruz.

Kişisel gelişim kitapları okumayı seviyorum. Bildiğim şeyleri çevirip çevirip okuyorum. Kitap bittiği an süperim, harikayım tabii ki ben yaparım havasında ortalıkta dolanıyorum. Bir kaç gün sonra büyü bozuluyor direk İSYANNN...

Baktım dağılıyorum yine elime bir kişisel gelişim kitabı alıp filmi başa sarıyorum. Bıkmadan, usanmadan okuduğum her satırı unutma bak diyerek kafama kazıyorum. Yatarken kendimden özür diliyorum, gün içinde her işimi halletti isem kendime teşekkür ediyorum. Yani kendimle ciddi ciddi mücadele ediyorum.

Deli misin? diye sorabilirsiniz.

Cevabım tabii ki HAYIR ama bu şartlarda delirmemek için, kendi iyiliğim için mücadele etmek zorundayım.

Çünkü mutsuz yanlarım beni daha çok mutsuz umutsuz hale getiriyor. Sabah güneşi görmeden uyandığım için bile kahroluyorum. İşe giderken yol boyunca kendim için ne yapabilirim diye düşünüyorum. Çünkü ben gergin ya da bitik olunca ev içinde herkes öyle oluyor.

Bu sıra SADEleşme ile ilgili güzel bir kitap okuyorum. İlk 15 sayfada gaza gelip gittim Ela'nın oyuncaklarını eledim sayılarını azalttım. Sonra ki 10 sayfada Yağız'ın kıyafetlerini gözden geçirdim. Çok eşya olunca sürekli onu toplayın, bunu yerine koyun dırdırlarımdan ben bile sıkıldım. Zaten evimde az eşya var kitap sayesinde daha da azaltma hevesim gelmişken, su içilen bardağın bile koltuk aralarına konulduğunu görünce benim heves yine gitti. Sadeleşerek de olmayacak bu desem de azimle kitabı bitirme telaşındayım.

Etrafımı değilde biraz kafamdakileri boşaltıp sadeleştirmek zorundayım gibi geliyor. Sanırım buna benim gibi bir çok insanın ihtiyacı var. Google arama motorundan bloğuma gelen bir kaç kişinin google yazdığı sözcük " ikinci çocuktan sonra sinir herkes de oluyor mu?" bunu yazanlar kimse bulup sıkıca sarılıp merak etme yalnız değilsin diyesim geldi. İkinci çocukla da alakası yok günlük koşturmalarımız bizi bu duruma itiyor demek istedim.

Şikayet etmeyi bırakabilsek ya da şikayet ettiğimiz konulara basit çözümler bulabilsek, ya da annelerin sihirli güçleri olsa veya tüm insanlar yorgun gördükleri anneleri iyi etmek için seferber olsalar ne iyi olurdu değil mi?

Neyse çok fazla hayal kurmaya gerek yok sizi sizden başka kimse mutlu edemez. Sadece yalnız olmadığınızı bilin bu yeter 😉

Sevgiler,


devamı »

24 Tem 2018

Arnica Süpürge Modelleri ile Mükemmel Temizliğin Keyfini Çıkarın!


Arnica sessiz süpürge modeli
 
Evinizin dakikalar içerisinde şöyle pırıl pırıl hale getirmek istemez miydiniz? Temizlik konusunda ev hanımlarının en büyük yardımcısı olan süpürgeler, günümüzde gelişmiş teknik özellikleri ile yaşam alanlarının her köşesine kusursuz hijyen sağlıyor. İhtiyaçlara yönelik olarak geliştirilen bu küçük ev aletleri ile artık zahmetsiz işler yapmak çok daha kolay! Kıvrımlı köşeleri dahi mükemmel şekilde temizleyen ürünler, yüksek emiş güçleri sayesinde temizlikten tam performans yakalamanızı mümkün kılıyor. Üstelik anti-alerjik özellikleri sayesinde ortamdaki partiküllerden ve tozlardan da kısa sürede kurtulmanız kolaylaşıyor.

 
Sizler de güç ve performans açısından beklentilere uygun bir süpürge modeli arıyorsanız, hemen Arnica kalitesinden faydalanabilirsiniz. Küçük ev aletleri konusunda her daim kaliteye imza atan markanın ürün grupları arasında müşteri ihtiyaçlarını karşılayan pek çok kaliteli, yenilikçi, pratik ve fonksiyonel elektrik süpürgesi modellerine yer veriliyor. Üstün temizlik performansı sunan ürünler ile yaşam alanlarınızı her daim hijyenik bir atmosfere bürüyebilirsiniz.

 
Havada Asılı Kalan Gizli Tozlara Son!

Hem ev hem de ofis temizliğinde kullanılabilen Arnica süpürge çeşitleri, fonksiyonel ve teknik donanımları ile tüm kullanıcılarının gönlünü kazanıyor. Ürünlerin çok yönlü kullanım sunan ergonomik başlıkları, gizli tozları ortaya çıkartarak mekanlarınızı daha kusursuzca ve detaylıca temizleyebilmenize yardımcı oluyor. Üst kısımda yer alan kalın kapaklar, fırçaya saç veya kalın toz kalıntılarının dolanmasını engelliyor.

İnovatif teknoloji ile geliştirilen elektrik süpürgesi çeşitleri, aynı zamanda toza alerjisi olan kişilerin sağlığını da ön planda tutuyor. Daha yüksek hijyen sunan temiz hava filtreleri ile  polen ve hayvan tüyü gibi ince tozları kolayca makinenize hapsedebilmeniz mümkün. Ergonomik uç yapıları ise tüm tozları etrafa dökülme riski yaşamadan kolayca dışarıya boşaltmanıza destek oluyor.

 
Enerji Tasarrufu Sunan Birbirinden Farkı Arnica Süpürgeler Bir Arada!

Türkiye'nin en iyi elektrik süpürgesi markaları arasında yer alan Arnica; toz torbalı, toz torbasız, dikey kullanımlı, halı yıkama özellikli, kuru modlu ve su filtreli gibi farklı ürün serileri ile karşınıza çıkıyor. Toz torbalı modeller; astım, bronşit hastalarının ve bebekli evlerin temizliği için oldukça uygun. Kağıt veya sentetik torbadan üretilen ürünler, tozları havada süzerek kısa süre içerisinde torbaya hapsediyor. Böylelikle evinizde tozlar havaya bulaşmadan kusursuz bir temizlik gerçekleştirilmiş oluyor.

A sınıfı enerji verimliliği sunan toz torbasız süpürgeler; ultra sessiz şekilde çalıştığı için günün her anı komşularınızı ve diğer aile fertlerinizi rahatsız etmeden temizlik yapabilmenize imkan veriyor. Koltuk temizleme aparatları, perde fırçası ve dar uçlu borusu ile gelen bu ürünlerle ev temizliğini adeta eğlence işine dönüştürebileceksiniz. Boya göre ayarlanan dikey kullanımlı modeller; taşınabilirlik, hafiflik ve pratik kullanım açısından tüm kullanıcılarını cezbediyor. Farklı renklerde beğeniye sunulan bu süpürge çeşitlerini mutfak ya da salon gibi fazla temizlik gerektiren yaşam alanlarınızda kullanabilirsiniz.

 
İşlevsel özelliklerle donatılan halı yıkama makineleri, zamanla halılarınızın üzerinde oluşabilen sararmaları ve kirleri anında yok etmeye yardımcı oluyor. Üstelik kumaş dokusunu koruyan bu makineleri sadece halı üzerinde değil ince kilim ve koltuk gibi mobilya eşyalarınız üzerinde de gönül rahatlığı ile tercih edebilirsiniz. Etkin bir hijyen sunan yenilikçi ürünler, hoş parfüm esansları sayesinde ortamın havasını daha ferah hale getiriyor.

 
Arnica Tesla ve Arnica Bora, yüksek emiş gücüne sahip olan kuru modlu süpürgelerden ikisi. Uzaktan kumanda, yıkanabilir motor koruma filtresi, 3 fonksiyonlu emniyet kilidi ve pratik hazne Tesla serisinde öne çıkan özellikler arasında yer alıyor. Renkli tasarımları ile dikkati çeken Arnica Bora, hem etrafa yaydığı hoş kokusu ile temizliğinizi daha etkin kılıyor hem de odanın havasını değiştiriyor. Yıkanabilir hazneli olan su filtreli modeller ise genellikle koltuk, halı ve perde gibi mobilya modellerinin temizliğinde tercih ediliyor.

Arnica mila süpürge modeli

devamı »

30 Haz 2018

La Roche Posay Ürünleri


Soğuk içecekler, uzun geceler, deniz, kum ve güneş derken insan yaz aylarının rahatlığına öyle kolay alışıyor ki… Sadece bedenen değil zihnen de rahatladığımız bu aylarda klasik yaşantımızın temposundan düşmemiz de haliyle kaçınılmaz oluyor. Bu rahatlık her ne kadar fiziksel ve ruhsal olarak bizim için oldukça faydalı olsa da sağlığımız için ihmal etmememiz gereken bazı tedbirler de var. Bu tedbirlerinse tek bir hedefi var: UV – yani ultraviyole- ışınlar.

Aynen öyle, bu yazımda size güneş ışınlarının muhtemel zararlarından ve korunma yollarından bahsedeceğim. Çünkü her ne kadar yaz aylarında ekstradan özen göstersek de güneşten korunma aslında tüm yıl boyunca dikkat etmemiz gereken önemli bir husus. Ne yazık ki UV ışınlar sadece güneşli ve sıcak günlerde değil bulutlu ve soğuk günlerde bile cildinize zarar verebiliyor. Özellikle sıcak yaz günlerinde en şiddetli seviyesine ulaşan UV ışınlara karşı cildinizin kurtarıcısı güneş koruyucular, hatta daha geniş bir çembere alacak olursak, içinde SPF içeren ürünler oluyor.

Cildinizin hassasiyetine göre uygun SPF seviyesini seçmeniz oldukça önemlidir. Seçim yaparken genel yaklaşım, cildinizin rengi açıldıkça ve hassasiyeti arttıkça SPF seviyesini artırmanızdır. Buna ek olarak eğer yüzünüz hassas veya akneye meyilli ise yüzünüz için hem daha hassas bir formüle sahip olan hem de daha yüksek SPF’e sahip olan bir ürün tercih etmenizde fayda var.

Ne yazık ki tek başına SPF güneşten korunmak için yeterli olmuyor. Koruyucunuzun kalıcılığı da bir hayli önem taşıyor. Deniz ve havuz meraklıları için suya dayanıklılık, uygulama kolaylığı ise çocuklar için büyük önem taşıyor. Bunlar ile birlikte pek çok istek ve ihtiyacınızı sonuna kadar karşılayan ürünlerin adresi ise La Roche Posay.

Cilt bakım ürünlerinin lider markası La Roche Posay Anthelios serisinde kullanıcılarına üstün güneş korumasının yanı sıra parlama karşıtı, nemlendirici ya da renkli gibi pek çok seçenek sunuyor. La Roche Posay’in sadece eczanelerde satılan bir dermo kozmetik markası olması ise eczacılara oldukça yüksek kar fırsatı yaratıyor. Güneşten korunmak tabi ki önemli, ancak bunu yaparken bütçemizi de sarsmak istemiyoruz. Buradaki kurtarıcımız ise turuncukasa.com oluyor.

Son keşfim olan Turuncukasa.com makyaj, sağlık ve dermo kozmetik gibi pek çok ihtiyacım için yeni adresim oldu. Aklınıza gelecek hemen her markayı sitede bulabilir; istediğiniz ürünü uygun fiyatlar, kampanyalar ve indirimler sayesinde kolaylıkla satın alabilirsiniz. Yaz dönemi için özel indirimleriyle  La Roche Posay ürünlerine  de kolayca sahip olabilirsiniz. UV ışınları şakaya gelmez, eve kıpkırmızı dönmeyin sonra benden söylemesi.
Sevgiler,
devamı »

19 Haz 2018

Bel Bölgesinde Bulunan Yağlardan Kurtulmak

şekersiz beslenme


Yaklaşık 6 aydır sağlıklı beslenip kendimde evde spor yapıyor, fırsat buldukça da günlük 10000 adım atmak için yürüyüşlere çıkıyorum.

Ramazan ayında dahi şekersiz beslenmeyi elimden geldikçe devam ettirdim. Yürüyüş yapma süremide bu dönemde bayağı arttırdım. İnstagramdan çok fazla soru geliyor kendimce cevaplıyorum fakat ben uzman değilim. Kendimce araştırıyor kendi üzerimde de uygulamaya çalışıyorum.

En çok sorulan sorulardan biri belimi nasıl incelttiğim oluyor. Günde 40-50 mekik çekiyorum asla incelmiyor diyen var. Evet doğrudur bende o hatayı vakti zamanında yaptım :) Hiç bir zaman kilolu biri olmadım ama tipik türk annesi gibi 2 doğumdan sonra bel bölgemde yapışıp kalan yağlanma vardı.

Bu konuda çok fazla araştırma yaptım. Gerçek şu ki; bel bölgesinde ki yağlardan kurtulmak için mekik asla yeterli değil. Hatta işe direk mekik çekmekle başlamak çok büyük hata diyebiliriz. Bölgesel zayıflama diye bir şey olmadığını bende bu süreçte öğrendim. Terleme eşofmanları veya belinizi poşete sarıp yağ yakma söylentilerinin de yalan olduğu açıkça ispatlanmış durumda. Zayıflama çayı ve haplarıyla zayıflamaktan hiç bahsetmiyorum bile...

Peki bel bölgesinde ki yağlardan nasıl kurtulacağız?

Ben kendimde izlediğim yoldan anlatacak olursam;
* Bol su iç. İçemiyorum, susamıyorum vb bahanelerini geç ve gözünün önünden suyu ayırma. Günde 2-3 lt mutlaka tamamla. Güne bir bardak su ile başla ve günü yine bir bardak su ile bitir.

* Sağlıklı beslen. Diyetten bahsetmiyorum. Paketli gıdalardan, unlu mamullerden, şekerden, tuzdan uzak durmaktan bahsediyorum. Göğsümü gere gere söyleyebilirim ki ben; diyet ile değil sadece şekersiz beslenme ile bel bölgesinde ki yağlardan kurtuldum. 21 gün şekersiz beslenmeyi denediğinizde farkı göreceksiniz garanti veriyorum :) Bugün kötü beslenmiş olabilirsin ama pes etmek yok sonraki gün hemen beslenmeni dengeleyebilirsin.

* Hareket et. Başka şansın yok. Kalıcı olarak zayıflamak istiyorsan hareket etmek zorundasın. Zaman yok, yapamıyorum bahanelerini unut. Ben kış ayları boyunca çocuklar uyuduktan sonra youtube videoları ile evde spor yaptım. Çalışıyorum ve spor salonuna gitmeye vaktim yoktu. Yatıp dizi izlemek yerine kalkıp spor yaptım. Yaptığım spor mekik çekmek asla olmadı. Leslie ile yürüyüş, ip atlama ve cardio videolarıyla başladım. Sonra sonra aralara pilates ekledim. Çünkü vücut kg alacağı bölgeyi kendi seçtiği gibi, kg vereceği bölgeyi de kendi seçiyor. Ben belden vereyim dediğinizde belden gitmiyor. Bu yüzden tüm vücudu çalıştırmak en güzeli oldu.

Özellikle doğum yapanlar bilirler alt karını eritmek oldukça zordur. Bunun için biraz sabretmek gerekir. 49 kg olsam bile alt karnım asla erimiyor derdim. Fakat artık gözle görülür şekilde toparlandığını görmek beni fazlasıyla motive etmeye başladı.

Bu 3 maddeyi sadece yaz dönemi kg vereyim gibi kullanmayın. Bu düzen oturduğunda alışkanlıklarınız kökten değişecek buna inanabilirsiniz. Kaçamak yapıp bugün çok fazla tatlımı yediniz hemen olmuyor yapamıyorum işte demek yerine bir sonraki günü daha sade beslenip bol yürüyüşle telafi edebilirsiniz. 3 günde 5 kg verdiren diyetlerden, haplardan, çaylardan medet ummayın önce kendinize hedef belirleyin ve harekete geçin. Çocuklar rahatmı bırakmıyor açın müziği birlikte bolca dans edin. İnstagram hepimizin hayatı oldu. Motivasyon içerikleri üreten binlerce sayfa var. Mide ameliyatı olmadan evde zayıflayan, online beslenme danışmanlığı yapan bir sürü güzel yönlendirme yapan hesaplar var. Onlar yapıyorsa sizde yaparsınız. Yeter ki önce kendinize inanın ve kendi gücünüzü önemseyin gerisi gelir ;)

iki tane de link bırakayım belki okursunuz ;)
Bel çevresi yağlanma
"Düz karın" için en 11 besin

Bu arada ben dün itibariyle şekersiz 21 güne tekrar dan başladım. Bayramı tatlı krizine girmeden bir kaç ufak kaçamakla atlattığım için buna devam etmek istiyorum. Bu konuda gün sayarak kendimi bayağı eğittiğimi düşünüyorum :)
Tavsiye ederim ;)

İnstagram hesabım ;
@gulsahonen





devamı »
Bumerang - Yazarkafe